NURHAK FORUM-PORTAL VE PAYLAŞIM PLATFORMU!
Hoşgeldin Sevgili Can! Resme Tıklayarak Üye Olabilirsiniz!


Sistem Tarafından Nurhak Portala Üye olmadığınız Algılandı.
Kullanıcı Girişi Yapın / Üye Olun!

NURHAK FORUM-PORTAL VE PAYLAŞIM PLATFORMU!

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Bağlantı Anonymous: Son ziyaretiniz:

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
tarihi belgelerde hızır peygamber
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Tarihi belgelerde Hızır Peygamber
HIZIR NEBİ HAKKINDAKİ BİLGİLER



Ebü Hüreyre’den rivayet olduğuna göre: Hz.Muhammed, Hızır’a Hızır denilmesinin sebebini izah ederken şöyle buyurmuştur: Hızır otsuz kuru bir yere otururdu’da ansızın o otsuz yer yeşillenerek peşi sıra dalgalanırdı. Kaynak: Sahih-i Buhari, hadis No:1389 D.İ.B.Y.

Ubey b. Kab şöyle der: Hz.Muhammed buyurdu ki, Musa peygamber İsrailoğulları arasında hatip bir kişi olarak ortaya çıkmıştı. Bir gün Musa İsrail evlatlarına vaaz ederken, ona insanların en bilgilisi kimdir? diye sorulduğunda benim cevabını vermişti; işte o zaman cenab-ı Hak onu kınıyarak bilgisini kısmıştır. Bunun üzerine Musa: Ey Rabbim! Benden daha bilgili kimse varmı? diye sormuş. Cenab-ı Hak’da: Evet vardır, iki denizin kavuştuğu yerdeki kulum Hızır senden daha bilgilidir; diye ona vahyetti. Musa peygamber: Ya Rabb onu nasıl bulabilirim? diye sormuş; Cenab-ı Hak’da: Bir balık avla, bir zenbil içine koy; onu kayb ettiğin yerde o kimseyi de bulmuş olursun. Bunun üzerine Musa peygamber bir balık yakalar, onu bir zenbile koyar ve yanında hizmet eden Yüşa bin Nun’la beraber yola çıkarlar. Hızır hakındaki bu sahih hadis Kur-an’ın Kehf süresi 60-82 ye kadar olan ayetlere bağlı olup esasını tamamlar. Kaynak: Sahih-i Buhari, hadis No:102 D.İ.B.Y.

Yukarda sahih hadis ve Kur-an’ın Kehf süresi 65 ci ayetin nakline göre, Hızır nebi Kelamı İlahi ile müşerref olmakla birlikte ilim-i ledun, ilim-i batın ve ilim-il gayb gibi değişik isimlerle ifade edilen, geçmiş ve geleceğe şamil bir ilime sahip olduğu için diğer nebiler’den daha bilgili olduğundan hiç şüphe yoktur.

Ebü Cafer Muhammed, Hızır nebi devri hakkında şöyle der: Hızır nebi, (M.Ö.333) Mekedonya diye bilinen diyarın hükümdarı Filifos oğlu büyük İskender’in ilk zamanında yaşamıştır. Hızır nebi İskender ile birlikte ebedi hayat suyu kaynağını aramayla meşkul olmuşlar. Nihayet ebedi hayat suyu Hızır’a nasip olup varıp o suda içmiş ve ölmezliğe ermiştir. İskender ise bu sudan mahrum kalmış. Kaynak: Tarih-iTaberi c.2.s.59-64 E.O.Y.

İbnü´l-Esir, Hızır nebi hakkında kaynaklarda edindiği bilgiye dayanarak şöyle der: İslamiyetten önceki bilginlere göre: Hızır nebi, Hz.Musa bin İmran’dan önce gelmiş, padişah Efridun bin Esgiyan zamanında yaşamıştır. Bazı rivayetlere göre, Hızır nebi, Hz.İbrahim ile eşi Hacer’e iman eden çocuklardan biridir. İsmi Yelya bin Melkan’dır. Babası Melkan büyük ve azametli padişahlardan biridir. Abdullah bin Şevzeb, Hızır nebi hakkında söyle der: Hızır nebi İran asıllı, İlyas bin Yasin ise İsrailoğulları’ndan olup, ikisi her yıl beli bir mevsimde buluşurlardı. Kaynak: El-Kamil c.1 s.148-151,B.Y.

Hindistan’da Hızır nebi’nin ismi ile bir balık üzerine oturmuş olarak tasavvur edilen hakiki bir nehir İlah’i olmuştur. Friedländer, Hızır nebinin menşeini işte bu cephede aramışlardır. Kaynak: İslam ansiklopedisi, leyden tab-ı mad. Hızır, M.E.B.Y.

Darda kalanların yardımına koşan Hızır nebi, ekseriyet gemicilerin hamisi olarak gösteren milletlerde var. Diyarbekri’ye göre, Suriye sahilinde fırtınalı zamanlarda gemicilerin Hızır nebi’den yardım istedikleri inanışı yaygındır. Kaynak: Tarih el- Hamis, c.1.s.107.

Yukarda görüldüğü gibi Hızır nebi’nin yaşadığı devir hakkındaki malumat, bazen Efridun’un muasırı, bazen Hz.İbrahim devrinde yaşamış gösterilir, bazen de büyük İskende’in muasırıdır. Bunların farklarını tetkik bizi asıl mevzumuzdan çok uzaklara götürecektir. Şöphesiz Hızır nebi bir çok milletlerin tarih ve enbiya menakiblerinden ehminiyetli mevki işkal etmiş olmakla birlikte, yukarda belirtmiş olduğum kaynakların cümlesi Hızır’ın ilmini ve peygamberliğini kabul etmekle mütefikirler ve değerli fikirlerini bize muhtelif şekillerde intikal etmişlerdir.

Talib toplumunun inancına göre, asıl ismi Eli, keramet unvanı Hızır (Xızır)’dır. Eli Şahi merdana talib olana, tarifi gerekmez. Çünkü bin-bir ismi vardır biride Hızır, her nerede çağırırsan orada hazır

Allah Eyvallah

kaynaklar

1-Sahih-i Buhari, hadis No:1389 D.İ.B.Y.

2-Tarih-iTaberi c.2.s.59-64 E.O.Y.

3-İbnü´l-Esir, El-Kamil c.1 s.148-151,B.Y.

4-Friedländer, İslam ansiklopedisi, leyden tab-ı mad. Hızır, M.E.B.Y.

5-Diyarbekri, Tarih el- Hamis, c.1.s.107.

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Ya Hızır
Değerli Ozanımız Feyzullah Çınar'ın Sivas yöresinden derledği Ya Hzır semah'ının sözleri beni her zaman etkileyen güzel değişlerimizdendir.

Paylaşmak istedim..



Ya Hızır Semahı


Benim Sevdiğimin Şirin Sözleri
Büyüdü Sinemde Ne Hallar Oldu
Karınca Yükünü Fil Çekmez Oldu
Azdı Zaman Azdı Ne Çağlar Oldu


Ya Hızır Ya Hızır Ne Çağlar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Ne Çağlar Oldu


Talip Gelmez Oldu Pir Nefesine
Elin Alıp Gitmez Oldu Yazına
Dağlar Sindi Tepeler Gölgesine
Büyüdü Tepeler Ne Dağlar Oldu


Ya Hızır Ya Hızır Ne Dağlar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Ne Dağlar Oldu


Nesimi Yüzüldü Mansur Asıldı
Ali Düldüle Bindi Küffar Basıldı
Nice Ulu Sular Arktan Kesildi
Aktı Kör Pınarlar Ne Çaylar Oldu


Ya Hızır Ya Hızır Ne Çaylar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Ne Çaylar Oldu


Gönül Turnam Uçtu Gitti Gölünden
Bülbül Vazgeçer Mi Gonca Gülünden
Abdal Pir Sultanım Çarkın Elinden
Dideler Yaş Döktü Kan Ağlar Oldu


Ya Hızır Ya Hızır Kan Ağlar Oldu
Ya Hızır Ya Hızır Ya Hızır Kan Ağlar Oldu

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Hasan Ali İçlek Dede
AA II. Başkanı


Hızır Cem’i Erkânı:


Hızır Cemi beş ana hizmetle yerine getirilir. Bunlar Pir, Kurbancı, Lokmacı, Süpürgeci, Kapıcı veya Gözcüden ibaretir. Ne var ki günümüz koşularında, Hızır Cemi de dahil, Cem erkânları, On İki hizmetle yapılmaktadır. Hizmetlerin tamamının şart koşulmasında, genç kuşakların durumu anlayıp kavramaları ereği önde tutulmuştur.

Toplum içerisindeki gönül kırgınlıklarının, müşkillerin giderilmesi başlıca görevlerdendir ve Cem erkânı’nın olmazsa olmaz koşullarından biridir. Değilse, çözümü kolay olmayacak derecede sorunlar ortaya çıkar ve insanlar bir takım yanlış ve yanılgılara sürüklenebilir.

Cem’lerimizin organizesinde ilgili kişi ve dernek yöneticileri sorumludur. Erkânın yürütülmesinde de en başta Cem’i yapacak olan Dede sorumludur. Cem Erkânı başlamadan önce On İki Hizmet’in tamamlanıp her hizmet sahibinin kendi görevini tam anlamda yerine getirmesi esastır. Ancak bunlar yapıldıktan sonra Cem’e başlanır.

Cem Erkânında Oniki Hizmet:

Pir, Rehber, Zakir, Delilci, Gözcü, Kapıcı, Sakacı, Süpürgeci, Peyik, Tezakâr (İbrikçi), Kurbancı, Lokmacı (Niyazcı).

Cem Erkânına gelen canlar yerlerini aldıktan sonra Rehber, Cem yerine gelir, Pir Divanı’ndaki rehberlik makamına gülbenk vererek yerini alır. Cemaati uyararak Post Dedesi’nin, Hak-Muhammed-Ali hizmetini yürütmek üzere geldiğini bildirerek, cemaati edep-erkâna davet eder. Pir (Dede), Gözcü ve Peyik eşliğinde Cemevi’nin eşiğine üç kez Allah-Muhammed-ya Ali diyerek niyaz olduktan sonra Pir Divanı karşısında Dar-ı Mansur’da durup Rehber’den gülbenk alarak, Pir Divanı’nda oturup Pirlik görevi yapabilmek için, Cem Erenlerinden Hak rızalığı ister. Rızalık almak için cemaate şöyle seslenir:

“Cem Erenleri Canlar!

Hüseyn-i Kerbela’nın Pir divanı olan bu ulu ve yüce divanda, Seyid-i Saddet Evlad-ı Resul’un yol süregi olan bu makamda, Hak aşkına hizmet etmek maksadıyla aranızdayım. Bizler insanız, insanoğlu beşerdir. Hatası, eksiği, kusuru olur. Varsa kusurumuz, eksiğimiz Şah Şehid-i Kerbela af eylesin. Bu Divan ateşten gömlektir, Hızır aşkına, Hızır Cemi Erkânını yürütmek üzere, Hak-Muhammed-Ali aşkına görev yapmama, razı mısınız?”

Rızalık aldıktan sonra postuna geçer. Dede Pir Divanı’na oturarak cemin açılış gülbengini verip erkânı başlatır.

Cem erkânı üç secdeyle ve üç ana başlıkta ele alınıp işlenir.

Muhabetle işe başlayarak, Cem’in işlevi, yol ve erkânın gerekleri, edeb-erkân hakında topluma bilgi sunar. Ardından On iki Hizmet görevlileri, bağlama eşliğinde Düvazde’leri okunarak, Divan’a çağırılırlar. Hizmet sahipleri gelip Pir huzurunda dar olurlar.

Pir, Cem’in yürümesi esnasında o mekânda hazır bulunan tüm canların eşit olduğunu kimsenin kimseden üstünlüğünün sözkonusu olmadığını, sunulan , hizmetlerde her cana eşit muamele edilmesi gerektiğini anlatır. Cemaat’ten rızalık istenir. Gülbenklerini aldıktan sonra her can üstlenmiş olduğu hizmeti yapmak üzere yerini alır.

Çerağ (Delil) uyandırılarak hizmet bölümü başlar. Çerağ uyandırıldıktan sonra Cem secdeye indirilir. İbrikçi görevi yerine getirilerek Kurban sahipleri kurban erkânı darına alınır ve lokma erkânı yürütülür. Cem’in birliğini sağlamak, kişinin inandığı Tanrı ile gönül bağı kurması, hatasından, eksiğinden, yanlışlarından vazgeçip serini pir meydanında ortaya koyarak tövbe edip Hak’kın birliğine yönelmesi, toplumun barış ve kardeşlik içerisinde, birlikte yaşamasını sağlamak maksadıyla müşkillerin hal edilip, gönül birliğiyle Cem birlenerek ibadet bölümüne geçilir.

İbadet bölümünde okunan üç düvazde veya deyişle Cem ikinci secdeye iner. Bunu takiben Hızır Cem’i olması itibariyle Hızır’la ilgili deyiş ve düvazdelerle, Miraçlama ve Tevhid’le devam eder. Hz, Hüseyin ve 72 Kerbela şehidinin aşkına saka suyu erkânı yerine getirilir. Kerbela şehitleri anısına Mersiyeler söylendikten sonra Cem üçüncü ve son secdeye indirilir. Böylece Cem Erkânı sona erer.

Kesilip pişirilen kurbanlar, Ceme getirilen Hak Lokmaları düzenli, eşit biçimde paylaştırılır. Pirin destur vermesiyle birlikte Şah yürür. Lokmalar yenildikten sonra sofra duası verilerek, Dede canlara şöyle seslenir:

Gidenin, duranın, sırrı sır edenin, kaygısız, şüphesiz ya Hak, ya Muhammed, ya Ali deyip yastığına baş koyanın demine hü diyelim!

Canların evlerine dönmeleri için destur verildikten sonra, artık cem erkânı sona ermiş olur.
__________________


"Zalimin zulmüne karşı çıkmamak mazluma yapılacak en büyük kötülüktür.
Ben zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık sayarım.
Zalime karşı gelerek bulacağım ölüme ise yücelik sayarım..."


İmam HÜSEYİN

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Hızır Orucu ve Kur'ani Dayanakları***
Hızır Orucu: Şubat ayı içerisinde tutulan bir oruçtur genellikle 3 (üç ) gün kurbanı olanlar için 5 gündür.

Hızır orucu Evvel-Ahir peygamberlerden (Kimi kaynaklar pergamber değilde ermiş evliya kabul eder.) Hızır (as.) yüzü suyu hürmetine tutulur. Bir rivayete göre hızır peygamber Türklere gelen peygamberdir.

"... Rivayet odur ki...Hızır peygamber'in bir boz atı vardır. Her kim dara düşse "Yetiş Ya Hızır Dese" Hızır orda olur, yoksulların, darda , zorda kalanların yardımına koşardı. Hızır Peygamber tam 1000 yıl ömür sürdü. Kavminde çok sevilen herkesin hürmet ettiği bir ulu zattı.

uzun bir zaman sonra, Azrail, Hızır peygambere göründü...

Azrail: --- Ya Hızır Hak seni cennetine çağırır hazırlıklarını tamamla...

Hızır peygamber , yine "Yetiş ya Hızır" diyenlerin yardımına koşuyor... her derde derman oluyordu. Hakk'a yürüyeceği gün Hızır peygamberi bir hüzün kapladı...

Azrail: Ya Hızır neden hüzünlenirsin ? Yksa ölümden mi korkarsın? Dedi

Hızır Nebi:--- Ya Azrail, benim hüzünlenmem , ölüm korkusundan değil, benden sonra darda kalanların durumuna üzülürüm...

Bu durum, on sekiz bin Alemin yaradanına malüm oldu... ve hak'tan nida geldi

--- "Ya Azrail, kulum hızırı Atıyla birlikte kevser havuzunun başına götür ve kana kana içsinler, İçsinler ki kıyamete kadar darda zorda kalanların yardımına gitsinler...

Ve bu nedenledirki Hızır nebi, o tarihten kıyamete kadar aramızdadır... ve gönülden " Yetiş ya Hızır " diyenlerin yardımına koşar.


Hızır orucuyla ilgili bir başka kaynak ise , İbn-i Abbas'tan rivayet olunan, bir hadisi Şerife ve buna ilişkin olarak inen Ayete dayanır:

"... Cennet gençlerinin efendileri,İmam Hasan ile İmam Hüseyin hastalanır. Ateşler içinde bir şey yiyip içmeyip baygın olarak yatarlar. Velayetin nuru ve Fatıma-ül Zehra Peygamber efendimize gitmekte çareyi bulurlar... Peygambere lisanınca durumu anlatırlar.Hz. Fatıma çocukların bu haline çok üzülür. Babası Hz. Muhammed’e gider. Ya babam, ya Allah’ın resulü Hasan ile Hüseyin çok hasta ateşler içinde yanıyorlar, acılarına dayanamıyorum, ne yapacağım ben, der .

Hz. Resul bunun üzerine, kızım git niyet edin, 3 gün nezir orucu tutun der. Hz. Fatıma eve gelir, Hz. Ali’ye anlatır. Hz. Ali’de niyet ederek Hz. Fatıma ile birlikte 3 günlük oruca başlarlar


Birinci gün akşam olur, sofrayı kurarlar herkesin önünde birer parça arpa ekmeği vardır, tam yemeğe başlarlar ki kapı vurulur. Kapıyı açarlar. Karşılarına biri çıkar “ya Ali ben yoksulum ve kaç günden beri açım der, yiyeceklerinizi bana verir misiniz” der. O gün ucundan birer parça kopardıkları ekmeklerini yemeyip o yoksula verirler.

İkinci gün; yine oruç tutarlar akşam olduğunda aynı şey olur, sofrayı kurarlar birer lokma yedikten sonra yine kapı çalınır. Kapıyı açarlar karşılarına biri çıkar “ya Ali ben yetimim kaç günden beri açım” der, o günde yiyeceklerini o yetime verirler.

Üçüncü gün de aynı şey olur, bu defa gelen esir olduğunda, sahibinin kendisine yiyecek vermediğini söyler ve o da Hz. Ali’den yiyecek ister. Hz. Ali o günde yiyeceklerini esire verir. Esir gittikten sonra tekrar kapı çalınır ve kapıyı açarlar

Bu defa gelen Hz. Resuldür, Hz. Resul eve girer, oturur, Hasan ve Hüseyin’i dizleri üstüne alır ve şöyle söyler


“Ya Ali bu yavruların hastalığı beni de üzdü” der ve sorar.

“Orucunuz nasıl geçti ya Ali” der. “Sana ayandır Ya Allah’ın Resulü” Allah’ın rızası için 3 gün oruç tuttum, orucumuzu açarken, bir yoksul, bir yetim, birde esir geldi.

Yiyeceklerimizden her gün birine verdik der.

Hz. Resullullah “o gelenler kimdi? Tanıdın mı? ya Ali” der. “Sana ayandır Ya Allah’ın Resulü” der.

Hz. Peygamber gelenlerin Hızır olduğunu söyler...



Bu sırada Cebrail aleyisselam gelir ve Aşagıdaki ayet nazil olur;

Allah Eyvallah, Şeyhen Eyvallah

İsm-i Şah Bism-i Allah Allah


Ayet 7: Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.

Ayet 8: Yoksula yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.

Ayet 9: Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de istemiyoruz derler (İnsan Suresi 7-8-9)


Hızır Orucu Şubat ayı içerisinde tutulan bir oruçtur... Bilinenin aksine uydurma değil.. Kur'an-i dayanakları vardır.. ve Sünnettir..

Genellikle Şubat.. 13-14-15 tarihlerinde tutulur..


NOT: El-Keyf Suresinde, Ayetlerinde, HIZIR Peygamber, isim verilmeden "...Kullardan bir Kul" olarak geçmektedir. O, Kulun Hz. Hızır olduğunu bildiren hadis kaynakları...

1-Sahihu’l Buhari,

2-Sahihu Müslüm,

3-Tirmizi

Diğer Kaynaklar:

1- Mısır, Mat. Amire 1283, c. 1, s. 404-409.

2-Sefinet’ül-Bıhar, s. 389-391


alıntı

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Hz. Hızır ve Hızır Orucu

Hz. Hızır bir velidir. Bir erendir. Diğer bir bilgiye göre de nebidir.(Kitapsız peygamber) “Allah’ın kendisine rahmet ve ilim” verdiği kişi peygamber veya bir velidir. Zahiri ilimler Resuller aracılığıyla, İlham ise aracısız olarak gönle gelen Hak kelamıdır. Gaip alemleri onlara görünür olmuştur.

Hz. Hızır’ı anlatmak için iki temel kaynaktan yararlanmak gerekir. Bu kaynaklar Kur’an ve hadislerdir.
Kur’anı Kerim: Hızır kıssası Kur’an da EL-KEHF (mağara) suresinde geçmektedir. Bu surede üç olay geçmektedir.

• Ashab-ı Kehf adıyla anılan kişilerin başından geçenler.
• Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssası
• Zül-karneyn ve Ye’cüc Me’cüc olayı

Birinci olayda bütün kalpleriyle kendilerini Allah iradesine teslim edip inanan insanın üstünlüğünü,
İkinci olayda Hz. Musa’nın karşısına çıkarılmış mürşüt konumunda ki esrarengiz kişi (Hızır) vasıtasıyla İlahi takdirin sırlarının insanlar tarafından çözülemiyeceği,

Üçüncü olay da buna rağmen insanın kendini buna karşı koymaya çalışmaktan alıkoyamadığı noktaları mükemmel bir tarzda anlatılmıştır. (Lois Massignon)

Ayetlerde isim vermeden “Kullardan bir kul” olarak geçmektedir. O kulun Hz. Hızır olduğunu bildiren hadis kitaplarıdır. (Sahihu’l Buhari,Sahihu Müslüm, Tirmizi vs.)

Hızır Aleyhisselam, Hz Musa zamanında yaşamış, Ab-ı Hayat (ölmezlik suyu) içerek ölümsüzlüğe erişmiştir. Kendisine Allah katından batın ilmi (Ledün ilmi) verilerek, Hz. Musa’yı eğitmekle görevlendirilmiştir.
Hz. Hızır bir velidir. Bir erendir. Diğer bir bilgiye göre de nebidir.(Kitapsız peygamber) “Allah’ın kendisine rahmet ve ilim” verdiği kişi peygamber veya bir velidir. Zahiri ilimler Resuller aracılığıyla, İlham ise aracısız olarak gönle gelen Hak kelamıdır. Gaip alemleri onlara görünür olmuştur.


Allah istediğine bu gönül ilmini vererek, Kainatı ve bütün mevcudiyeti keşfetmesine yardımcı olur.
Çünkü onlar zamanımızın kutuplarıdırlar. “Gaip erenleri” dirler
İşte bu gayp erenlerinden birisi de Hızır Aleyhisselamdır, zorda kalanların, darda kalanların yardımcısı Hızır’dır.


Zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır ilyas şah-ı Merdan Ali’dir
Garibin mazlumun halinden bilen
Hızır İlyas şahı Merdan Ali’dir.



Hızır sözcüğü Arapça da “El Hazır, Al Hızır” olarak geçmekte ve “Yeşillik” anlamına gelmektedir. Çünkü Hızır’ın oturduğu yerlerin yeşerdiği görülmüştür. Hz. Musa onu gördüğü zaman “Deniz sahilin de yeşil bir yaygı üzerinde” bulduğunu söylemiştir.


Hızır ve İlyas Aleyhisselam ve Zülkarneyn birlikte Ab-ı Hayat suyunu aramaya çıkarlar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içmişler ve ölümsüzlüğe erişmişlerdir. Hızır karada, İlyas denizlerde zor durumda olanlara yardım etmektedir.

Yetiş ya Hızır diyenlerin imdadına yetişirler..


Hz. Musa bir peygamberdir. İsrail oğullarının peygamberidir. Nübüvvet (Peygamber) makamındadır. Oysa Hızır kullardan bir kuldur. Öyleyse nasıl oluyor da nübüvvet makamında ki kişiye mürşitlik yapmaktadır?
Tasavvufçular Hızır dan ilim öğrenmesinin nübüvvet makamını küçültmeyeceğini, aksine Hz. Musa ilminin zahiri, Hızır’ın ki ise batini ilim “Ledün İlmi” olduğunu, bu ilminde okumakla elde edilemiyeceğini, çünkü Tanrısal ilim olduğunu söylemişlerdir.


Uğrum sıra giden, boz atlı Hızır
Ayrılık derdinin dermanı nedir?
Şu iki aleme olmuşsun nazır
Ayrılık derdinin dermanı nedir?
Pir Sultan


Hızır yol gösterendir, vesiledir, mürşittir. Çünkü o ilahi rahmet ve sırların bilgisine sahiptir. Hz Musa’ya mürşitlik etmiştir. Çünkü Hz. Musa şeriatı, Hızır hakikatı temsil etmektedir.


İşitmedin mi Hazreti Musa’yı
Arayuben buldu Hızır nebiyi
Önce Hızır oldu onun delili
Mürşitsiz varılmaz dost ellerine....


“O takva sahipleri ki Gaybe inanırlar. Salat (dua)’ını dosdoğru yaparlar. Kendilerine rızk olarak verdiğimizde de Allah yolunda harcarlar”
Gayp nedir? Görünmeyen ve bilinmeyendir. Takva sahibi ise o görünmeyene inanmaktadır. Görünmeyeni gören kimdir? Eren ve evliyalardır. Diğer bir deyimle de Hızır Aleyhisselamdır.

Onlar kerâmet ehlidirler. İyiliklerin ve güzelliklerin temsilcisidirler. İyiliklerde ve güzelliklerde insanlara yardım edenlerdir. Yardım edebilmeleri için de hizmet lazımdır. Hizmet edilmeli ki himmet olsun, ve keşvi kerametleri üzerimizde hazır ve nazır olsun. Hızır Nebi de dar günlerimizin yardımcısıdır, yardım edenidir. Hızır, hazırdır ve de hikmet sahibidir. Hikmeti de Allah ona bahşetmiştir.


İşte o bahşedilenden nasiplenmek için Alevilerde Allah rızasına oruç tutar, kurban keser veya lokma yapar ve paylaşırlar. Hz. Hızır aşkına, Allah rızasına ibadetlerini yaparlar.
Hz. Hızır’ı vesile kılarak, Dualarının, lokmalarının ve ibadetlerinin kabulü için Allah’a yalvarır ve yakarırlar.

Ey Nurettin Seyfi vardır da elin
Kimse bilmez senin esrarın halin
Hızır verdi yeşil eliyle dolum
Ekşi üzüme hacet kalmadı.
Seyyid Nizamoğlu



Hızır dar günlerin, zor günlerin yardımcısıdır demiştik, işte Hızır ile ilgili bir kıssa: İbrahim Ethem taht ve tac sahibi bir hükümdardır. Bir gün süslü elbiseleriyle tahtta otururken perişan kılıklı biri girer içeri. Muhafızlar kişinin azametinden korkarak kim olduğunu soramamışlardır.
İbrahim Ethem kim olduğunu ve ne cüretle yanına geldiğini sorar.


O da “Kervansarayda misafir olmaya geldiğini” söyler. Hükümdar sinirlenir, burasının “saray”olduğunu söyler.
Kişi sorar Burası senden önce kime aitti?
-Babama.
-Ondan önce?
-Babasına yani Dedeme.
-Kendinizden önce başkalarının oturduğu, kendisinden sonrada başkalarının oturacağı yerin adı niye kervan saray olmasın” der ve sırrolur.

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Yeni Başlık Gönder  Cevap Gönder

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: tarihi belgelerde hızır peygamber|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
tarihi belgelerde hızır peygamber Full Indir, tarihi belgelerde hızır peygamber Full Dinle, tarihi belgelerde hızır peygamber Full Izle ,tarihi belgelerde hızır peygamber Download ,tarihi belgelerde hızır peygamber Yükle ,tarihi belgelerde hızır peygamber Free Download ,tarihi belgelerde hızır peygamber ne demek ,tarihi belgelerde hızır peygamber nasil oluyor ,tarihi belgelerde hızır peygamberücretsiz indir ,tarihi belgelerde hızır peygamber fragmani, tarihi belgelerde hızır peygamber Film, tarihi belgelerde hızır peygamber Müzik ,tarihi belgelerde hızır peygamber mp3, tarihi belgelerde hızır peygamber Videolari ,tarihi belgelerde hızır peygamber Resimleri, tarihi belgelerde hızır peygamber Dizileri, tarihi belgelerde hızır peygamber Sorun ,tarihi belgelerde hızır peygamber hatasi ,tarihi belgelerde hızır peygamberCözüm nedir, tarihi belgelerde hızır peygamber ne demek ,tarihi belgelerde hızır peygamber nasil ,tarihi belgelerde hızır peygamber Programm ,tarihi belgelerde hızır peygamber Kurulum ,tarihi belgelerde hızır peygamber Yardim tarihi belgelerde hızır peygamber Kim

 

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...