1
Annelik ve Kapitalizm Üzerine...Tüm Annellerin Ellerinden Öpüyoruz... Bir 9/5/2010, 04:54

Evde acılar koynuna yan gelip yatmış
İnadına giyin sen de mayısa batmış
Yürü sokakta çocukların düşü aksın
Yürü ki saksıda çiçekler sana baksın
Yeşildir artık yüreğinde kara bulut
Bugün anneler günü annem beni unut
Diline genç anılarından bir türkü seç
Beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç
Islanırsa anıların güneşte kurut
Gözünde gözümde gözlerinde bin umut
Gök mavi deniz mavi kıyısında dur
Kayıyor yıldız annem içinden dilek tut
Koşar sana kısa pantolunlu bir çocuk
Gözünde gözümde gözlerinde bin umut

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında
babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve
çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905′de de annesini kaybetti.
Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta
iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini
duyuyordu. İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm
yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak
ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Anneler günü işte
böyle manalı bir şekilde hayatımıza girmiş ama hikaye bu kadarla mı
bitiyor acaba?
Anna Jarvis gibi annesini yaşarken kaybeden herkesin içinde böyle
bir burukluk ve birşeyler yapma güdüsünden dolayı böyle bir günün herkes
için çok anlamlı olduğunu düşünüyoruz. Elbette anneler bir günde
anılacak birşey değil, ancak hayatla mücadele ederken kendimizi bile
unuturken annelerimizi unutmamak çok zor. Bu yüzdende böyle bir gün
annelerimizi hatırlamak için önemli bir şey. Ancak şerefsiz kapitalist
düzenin böyle bir günü kabul etmesinin sebebini üzgün bir kızın annesi
adına birşeyler yapması olduğunu düşünüyorsanız çok yanılırsınız. Bu
yüzden uzatmadan hikayenin devamını okuyalım.
Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi,
Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.
İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini
dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908′de, 407 çocuk
ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa
kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane
verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden
beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.
Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti.
Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı
mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet
adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini
iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan
çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi
olarak başlatılmıştı bile. Sonunda 8 Mayıs 1914′te Senato’nun onayı,
Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’
olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu
gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu. Anna
Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı
ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve
çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu
yönden acı oldu. Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak
düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki
savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti.
Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti. Kalan
hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944′de
ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son
yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en
azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz,
yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948′de 84 yaşında öldü. Ülkemizde de
Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri
Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.
Vay be, sen vicdan azabı duy, dini amaçlarınla gidenin ardından bir
mum yak, sistemde başlasın mum satmaya. Sonra karşı çık, küfür yiyerek
kovsunlar kapıdan seni. Sonra da yargı, adalet! Nerde yargı nerde
adalet...
Neyse, bu yazıyı yazmamdaki amaç anneler gününü kutlarken nasıl bir
hikayesinin olduğunu hatırlatmaktı. Bir öpücük bile “Şu kadar küççücük
bir şeyden” bile daha değerlidir, emin olun. Paranın alamayacağı şeyler
gerçekten var ve var olacak. En büyük temennimizde bu değil mi?
Anneliği tatmayan ama anaları yılın 1 gününde de olsa sevindiren Anna Jarvis nezdinde Nurhak.OrG olarak Tanrının bile cennetini ayaklarının altına serdiği Analarımızın Kutsal Ellerinden öpüyoruz.
babako...
Lütfen bu yazıyı paylaşın canlar...
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Bir TeşekkürBir Paylaşım
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Portal
Giriş yap








Anahtar Kelime | Tags:


