1
Nurhakdağı Kabristan Ovası'nda Yayla Zamanı...! Bir 26/4/2010, 12:06

Nurhakdağlarının etekleri 'Kabristan Ovası'nda Nisan-Mayıs ayında yayla göçerleri kıl çadırlarının elden geçirerek söküğünü dikmeye başlarlar. Cırcır böceğinin, sıcak iklimden gelen kuşların cıvıltı sesleri sarar ortalığı, soğuk kara kış yerini rengarenk Mayıs’ta kokan çiçeklere bırakır...

Nurhakdağları ‘Kabristan Ovası’nın fakiri Hemîk Çoban sürüsünü otlatmak için 'Kabristan Ovası'na çıktığında dere boylarına yakın bir alıç ağacının altında yuva yapmış keklik yumurtalarını toplamaya çıkar ve kendi kendine konuşarak: " Hadi bakalım bu fakirin payına düşeni ver artık'. Diye hakk’a yalvarırdı. Çoban Hemonun azzığı: Bal, tereyağı, yoğurt kaymağı, börek, kömbe, peynir, ekmek konur. Bunun yanında çobanın istediği yiyecekler de sorularak onlar da konurdu.
Ve bulduğu keklik yumurtalarını süt helkesini derelerde akan suya daldırıp üç taşı öbek yaparak topladığı çalı-çırpıyı yakarak pişirir, heybesindeki balzama ekmekle iştahlı bir şekilde oturup yemeğini yedikten sonra kendi yaptığı kavalı çalar, türkü çağırırdı.
Kabristan Ovası köy halkı, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp Hemo çobanın ne kadar kaanatkâr bir zât olduğunu anlatırlardı.
Dereciklerde sular akmada şırıl şırıl... Her çalı dibinde bir kuş yuva yapmada cıvıl cıvıl... Dutlar havuza durmuş el gibi olmuş yaprakları yeşil yeşil... Kaysılar çağalaya kesmiş çiçeği burnunda, bağ çitlerini oluşturan iğde çiçekleri mis mis kokar!.. Nurhakdağlarının koyaklarında kar kürtükleri güneşe karşı direncini kaybederek günden güne erir... Nurhakdağlarının kürtükleri soğuk soğuk bakıp görenin yüreğini yakar...
Çok önceleri Nurhakdağları ve 'Kabristan Ovası' meşe ağaçlarıyla dolu bir ormanlık bölgeymiş. Gün geçtikçe insan sayısının artışı, Her geçen gün bir önceki günü aratmış. Kimi odun elde etmek, kimi tarla açmak, kimileri de orman ürünlerinin üretimini artırmak için ağaçları kesmişler, yakmışlar. Acımadan bütün ormanı katletmişler. Milyonlarca ağaçtan bugüne tek-tük ağaç kalmış. Böylece Nurhakdağları ve 'Kabristan Ovası', toprak erozyonu ile ormanlıktan çıkıp taş yığınına dönüyor.
Ayrıca Nurhak Dağı 'Kabristan Ovası' Dere Topallı köyü yakınında bulunan ‘Çoban Dede'nin öyküsü de var. Çoban Dede şöyle anlatılır.
Bir gün Çoban Dede sürüsünü otlatmaya götürmüş öğleye doğru kavurucu sıcakların artmasıyla birlikte hem Çoban Dede hemde sürüsü susuzluktan kavrulmaya başlar. Çareyi Tanrıya yalvarmakta bulan Çoban dede Tanrıya yakarır. "Ey Tanrım eğer bu dağın başında bir çeşmeden soğuk bir su bana ve sürüme verirsen sana yedi tane koyunumu kurban adayacağım" Tanrı Çoban Dede'nin bu dileğini hemen yerine getirir.
Dağdan buz gibi sular akmaya başlar. Çoban Dedeyle koyunları kana kana içerler. Çoban Dedenin duası kabul olup dileği yerine gelmiştir ancak Çoban Dede koyunların kendisine ait olmadığını söyler ve tanrıya verdiği söze sadık kalmaz, Tanrı'ya kurban adayacağı yedi koyun yerine elbisesinde yakaladığı yedi tane biti kurban edip suyun içine atar... Bu duruma kızan Tanrı verdiği sözü yerine getirmeyen Çoban Dede'yi sürüsüyle birlikte taş haline getirerek cezalandırır.
Çocukluğumda bu öykü'yü Kürecik-Balhacı köyündeki Halama rahmetli Güngörmez pederimle Katır sırtında giderken 'Çoban Dede' ve taş halindeki çoban ve koyun sürüsünü gördüğümde dinlemiştim.
Nurhakdağları Kabristan Ovasının hava ve çiçekleri farklıdır ve daha fazla nektarlıdırlar. Mesela Nurhakdağlarında kekik vardır. Arıcılar arı kovanlarını Nurhakdağı eteklerine konar. Arılar oradan çok bal topluyorlar.
Hayvancılıkla uğraşanlar Nisan-Mayıs aylarında Nurhak Dağları eteklerindeki "Kırşık" ve "Pendir" yaylasına ve çevresindeki yaylalara göçerler. yaylalara kara çadır kurulur. Kıl çadır olur. Havalar tam ısınmadığından kuzular için ayrı bir çadır kurulur. Büyük hayvanlar ise bir metre yükseklikte taşlarla örülü çadır kurmayıp naylonla kurduğu haymanın üstüne çaşır (bir çeşit ot) atarlar ve koyunlar içinde yatar. Bu ona hem gölge yapar hem de rüzgârın atmasını önler. Akşamleyin sütü kuzular emerken sabah sütü ise sağılır. Bir kısmı yıllık yiyecek için peynir ve çökelek yapılır. Diğer süt satılarak peynir yapılır ve şehre götürülür.
Nurhakdağları 'Kabristan Ovası'nda Temmuz ayı çıkıncaya kadar koyun kuzu ayrı yayılır. Temmuz ayı çıkarken koyun ve kuzu kırkılarak (anasını tanımasın diye) bir birine katılır. Kuzuların, bir hafta kadar sonra anasını emzirmesi kesilir. Beraber yayılmaya gider ta ki satılıncaya kadar.
Kuzmağara, Kırşık, Pendir yaylasının soğuk pınarları, otlaklarda yayılan koyun ve kuzuların meleyişlerinin karıştığı tüm doğal güzelliklerini özledim.
Yöre insanlarımızı bu güzel yaylarımızdan, toprağımızdan yurdumuzdan koparanlar ve dünyanın dört bir köşesine sürenler şunu bilmeliki; o yöre insanlarının dört bir yana savruldukları gibi, kendileride tekleşerek yalnızlaşıyorlar.
Hoşkelam...
İsmail Güner /İsviçre
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Bir TeşekkürBir Paylaşım
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Portal
Giriş yap








Anahtar Kelime | Tags:


