1
NURHAK DAĞININ KEKLİKLERİ VE EMEKTÂR EŞŞEKLERİ Bir 3/4/2010, 19:54

Baharla birlikte karlar yavaş yavaş Nurhak Dağları’nda erimeye, derelerin gürül gürül çağlamaya başlamasıyla toprak anada da bir canlanma hareketlilik başlar ağaçlar sürgün verip tomurcuğa durur. Börtlü, böceğin sesleri sarar ortalığı, kara kış beyaz elbisesini çıkarmış doğa yeşillere ve rengarenk çiceklere bürünmüştür.

Artık bir başkadır Nurhak Dağı’nın sümbülleri kokusu beş kilometre öteden Kastal Köyünden hissettirirdi kendisini. Keklik sesleri kulaklarımızı çınlatırdı. Dağdaki bu hareketlilikle birlikte hayvancılıkla uğraşan köylerimizde halkta bir yayla telaşı başlardı. Geçim kaynağı hayvancılık olduğu yöremizde bir yaşam biçimidir. Yaylaya çıkmak için hazırlıklara başlanırdı. Hemen yatak yorgan, kap kacak gidecek ne varsa toplanır, eksikler giderilir. Yaylada çadır kuracaklar eskiden kalma yırtık keçi kılından yapılmış çadırlarını onarırlardı. Eksiklerini tamamlardı. Her şey hazırlandıktan sonra çıkılırdı yola. Yollar dar ve çıtırıktır. Araba gitmez canı sağolsun eşşeklerimizin ve atlarımızın.
Eşşeklerimizin emeği insanlara çok, ne yazık ki insanoğlu nankördür eşşeğin kıymetini bilmez oysa ki dünyadaki tüm canlı varlıkların içinde insanoğlu dahil en emektarı eşşektir. Eşşek deyip geçmeyin, eşşek insanoğlu gibi değildir. Sahibine nankörlük etmez, ihanetlik yapmaz. Hiç bir eşşek tuzak kurmaz, mayın döşemez, ormanları yakmaz. Humar oynamaz, adam öldürmek için silah üretmez. Eşşekler bizim iki ayaklı eşşekler gibi egoist,bireyci, bencil değil. Kendi çıkarını toplumun çıkarları önünde tutmaz! Bugün etrafımızda o kadar kendini çok bilen sanan, okuyan eşşek var ki. Halk adına hareket eder sanarsın. Puştluk yapar, ayak oyunları yapar, en yakındakini satar, dost görünür, ihanetlik yapar, ispiyonculuk yapar ama alehine konuştuğu kişinin karşısına gelince alçaklaştıkça alçalır. Eşşekler öyle değildir. Eşşek düştüğü çamura bir daha asla düşmez, her ne kadar insanoğlu türlü akılsızlıkları eşşeklikle nitelendirsede en güzel göze sahiptir. Bu hayvan yerine göre çoğu insandan daha akılıdır. Örneğin eşşek iyi bir yol mühendisidir. Hani derlerya eşşeğe gem vurmayın kendini at sanar, işte bazı iki ayaklı eşşekler böyledir. Sen adam sanırsın, onlar bir eşşek bile olamazlar. Toplum içinde hiçte layık olmadığı halde ayak oyunlarıyla parayla aldatarak mevkilere gelen insanlar için böyle amiyane deyim kullanılır. Eşşek deyip geçmeyin o çok çıtırık. Nurhak Dağları’nın tepelerine varmak için eşşek insanoğlu için canını dişine takardı. İnsanoğluna hizmet veriridi. O dağlara eşşeklerin sayesinde varırdık. Yaylaya vardığımızda çadırı olan, çadırını kurardı. Çadırı olmayan taşlardan ağaçlardan küçük bir baraka oluştururdu. 3 ya da 4 ay boyunca yaylalarda yeni bir yaşam başlardı. Yayla köylünün ikinci evi yurdudur.
Hayvancılıkla uğraşan köylünün tek geçim kaynağı can damarı gibidir. Çünkü davar beslenmek ister. Beslenmek için ise ot lazım yaylada ota para verilmezdi. Nurhak Dağları bereketliydi. Her türlü ot vardı yayla olmazsa yem hayvanlarını beslemek zordur. Yoksul köylünün gücü yetmez zaten kış ayları boyunca borç harç yaparak zar zor besleyebildiği hayvanları yayla olmadan sürekli besleyebilmesi imkansızdır.
Bu nedenledir ki her yıl telaşla yayla yollarına düşer. Yaylaları mesken tutardık kendimize. İşte her yıl bu telaşı yaşayan Sinemilli Köyleri Kantarma, Kastal, Gücük, Deliuşak, Sünnet, Hüyücek (Marikon), Hasanali, Demircilik ve Soğuycak köylerine dar geliridi. Nurhak Dağları, paylaşamazlardı. Onlar kavga ederken adeta Nurhak Dağları bu olup bitenlere güler gibi yapardı. Anlam veremezdi insanoğluna, Nurhak Dağı hepsini kucaklamaya hazırdı. Dedim ya insanoğlu nankördü, paylaşmayı bilmezdi. Oysa ki hepimiz kardeş, dayı yeğendik. Kız vermişlerdi, kız almışlardı birbirlerinden. Beraber cem bağlardık, dara dururduk ama bireycilik hırsı kör etmişti gözleri. Koca Nurhak Dağı bizimle alay ederdi. O hepsini kucaklamaya hazırdı.
Nurhak Dağı deyip geçmeyin bugün Sinemilli ve Alhas Âşireti hayatta kalmışsa yaşamını Nurhak Dağı’na borçludur. Nurhak Dağı atalarımızın katliamcı Yavuz Selim ve onun yandaşlarının katliamlarından, zulmünden kurtarmıştır. Onları bağrında saklamıştır. Bugün biz yaşıyorsak, Nurhak Dağı’nın ağaçlarına, taşlarına, mağaraları bize kucak açmıştır.
Evet özledim şimdi. Çam ve meşe kokusunun karıştığı cana can katan soğuk pınarları, Demirli Kapayı, Deve Çöken’i, Karaoluğu yemyeşil çakışır ve otlarla bürünmüş örtüsüyle rengarenk çiceklerle bezenmiş. Pul, pul, renk renk kelebeklerin kuş cıvıltıları böcek ve keklik seslerine otlaklarda yayılan koyun ve kuzuların meleyişlerinin karıştığı tüm doğal güzelliklerinin sergisi gibidir. Nurhak Dağları, ancak insansızlaştırılmış terk edilmiş güzelliklerin tek başına değeri ve anlamı olmaz. Nurha Dağların ancak be ancak Nurhak Dağları insanıyla buluştuğu zaman bir anlam kazanır. Özledim seni Nurhak Dağları. Çünkü sen bizim değerli varlığımızdın. Çünkü sen atalarımızı Yavuz Selim’in ve faşistlerin zulmünden kurtarmıştın. Nice devrimcileri bağrında saklamıştın. Adına çokta türküler yakılmıştır. Bugün bugünlere gelmişsek, ağaçlarına, mağralarına yaylalarına borçluyuz. Seni özlemişim, bizleri yaylamızdan, toprağımızdan yurdumuzdan koparanlar ve sürdürenler ve onun düzenleri utansın. Sana selam, bin selam Nurhak Dağları. Sözlerime son verirken bize o kadar emek veren eşşekleri ne yaptık. Onları kurtlara teslim ettik.
Soruyorum?
Sahi eşşek kim?
1 Barış Aydın / Paris
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Portal
Giriş yap








Anahtar Kelime | Tags:


