NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
II. Dünya Savasi'nda Italya, Almanya ve Japonya'nin yenilmesiyle totaliter rejimler sona erdi. Demokratiklesme ve ekonomide liberallesme revaçtaydi. Totaliter rejimler Bati'ya güven vermemekteydi. Bununla birlikte Türkiye üzerinde özellikle Bogazlar ve Dogu Anadolu ile ilglli talepleri nedeniyle Sovyet Rusya bir tehdit haline geldi.

Bu sartlar altinda Bati ile iliskileri gelistirmek için çok partili hayata geçilmek zorunda kalindi. CHP'nin istedigi SCF'nin kurulusunda oldugu gibi güdümlü, muhalefeti sinirli, iktidara alternatif olmayan göstermelik bir partinin kurulmasiydi.

Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafindan demokratiklesme taleplerini içeren bir önergenin CHP meclis grubunca reddedilmesi üzerine 7 Ocak 1946 tarihinde önerge sahiplerince Demokrat Parti kuruldu. Ideolojik olarak CHP'den farkli olmayan yeni parti daha az merkeziyetçi ve daha az bürokratik bir devlet öngörüyordu.

II. Dünya Savasi yillarinada alinan ekonomik tedbirler halki zor durumda birakmisti. Bunlar 1940 tarihli Milli Koruma Kanunu (iktidara fiyat ve arzi belirleme, halki zorunlu çalistirma yetkisi veriyordu), 1942 Varlik Vergisi ve Milli Mücadele için konulmus ve 1925'te kaldirilmis olan Ayniyat Vergisinin 1943'te tarim ürünlerine yeniden getirilmesi, CHP bürokrasisinin halki horlayan, baski altina alan uygulamalari nedeniyle halk DP'ye yöneldi.

DP' nin önceden gerekli demokratik düzenlemelerini yapilmamasi halinde boykot edecegini söyledigi, fakat sonradan katildigi 21 Temmuz 1946'daki CHP'nin baskin seçiminde CHP 390, DP 65 ve bagimsizlar da 7 milletvekili ile mecliste temsil edildi. Ancak açik oy gizli sayim ilkesi ve CHP'li bürokratlarina keyfi uygulamalar nedeniyle seçimler tarihe saibeli seçimler olarak geçti.

CHP 1950'ye kadar geçen dönem içinde ilimli politikalar takip etmeye çalisti. Bürokratlarina tarafsizlaçtirmasi, gizli oy açik sayim gibi demokratiklesmeler saglandi. Recep Peker yönetimindeki uzlasmaz, kati merkeziyetçi hükümetin yerine Hasan Saka ve Semseddin Günaltay gibi ilimlilardan kurulu hükümetler getirildi. Kisacasi CHP geçmis yillardaki baskici kimligini halka unut-turmaya çalisti.

14 Mayis 1950'deki seçimlerde DP 408, CHP 69 sandalye kazandi. Darbe söylentilerine ragmen iktidar el degistirdi. CelaI Bayar cumhurbaskani, Adnan Menderes basbakan oldu. Iktidarina el degistirmesiyle her iki parti de kimlik krizi yasadi. CHP 1950 seçimlerine son yillarda uyguladigi ilimli politikalara güvenerek garanti gözüyle bakiyordu, bu nedenle iktidarina parti-devlet bütünlesmesinden kaynaklanan genis yetkilerini DP'nin talebine ragmen kisitlamamisti. Seçim sonuçlari CHP'de tam anlamiyla sok etkisi yapti. DP, iktidarina genis yetkilerine ragmen bürokrasiye, orduya ve CHP' ye karsi kendisini hiçbir zaman güvende hissedemedi. Darbe söylentileri üzerine genelkurmay baskani, kuvvet komutanlari dahil 15 general ve 150 albayi emekliye ayirdi.

DP, iktidarinin ilk bir kaç yilinda hava sartlarinin uygun olmasiyla hasadin bollasmasi, ekonominin iyilesmesi DP için nüfusun büyük bir kisminin yasadigi kirsal kesimin oylarini garantiledi. CHP'nin DP'ye yönelik klasik irtica söylemlerine karsi (o yillarda Ticanilerin Atatürk heykel ve büstlerine yönelik saldinlari vardi) 25 Temmuz 1951'de Atatürk'ü Koruma Kanunu çikardi. Hatta dini istismar ediyor diye 8 Temmuz 1953'te Millet Partisi'ni kapatti.

2 Mayis 1954 seçimlerinde DP 503, CHP sadece 31 sandalye kazandi. DP' nin, gittikçe otokratiklesmesi, muhalefet üzerinde baski kurmasi ve ekonominin kötülesmesi, enflasyonun artmasi üzerine kentli tabaninin ve üniversite üyelerinin destegini kaybetti. Enflasyondan ilk etapta etkilenmeyen kirsal kesimin destegini muhafaza etti. 27 Ekim 1957 seçimlerinde DP 424, CHP 178 sandalye kazandi. DP' nin gücünü devam ettirmesine ragmen bazi desteklerini yitirdigi ortaya çikti.

CHP'liler seçimle iktidar olamayacaklarinai anlayinca seçim disi yollarla iktidara gelme yollarini aramaya basladilar. Özellikle DP' nin halk katmanlarini politikaya sokmasi, CHP' nin malvarliginin kaynagini arastirmak için (CHP' nin devlet bankalarinin sermayesinden daha fazla serveti vardi) Tahkikat Komisyonu kurmasi ordu içinde de rahatsizliklara yol açti. DP giderek kendini daha güvensiz hissediyor, gittikçe de muhalefet üzerindeki baskilarini artiriyordu. Basina yönelik sansürler, darbe söylentilerine karsi ordu içinde sorusturmalar...

DP iktidarina karsi ögrenci eylemleri basladi. CHP gençlik örgütleri Istanbul ve Ankara'da gösteriler düzenledi. Hükümet Istanbul ve Ankara'da siki yönetim ilan etti. Darbe söylentileri karsisinda kendi konumunu güçlendirmek için Menderes halka döndü. Güçlü oldugu Ege Bölgesi'nde mitingler düzenledi. Ankara'ya döndügünde harp okulu ögrencilerinin gösterisi hükümetin prestijine agir darbe vurdu. Harp Okulu ögrencilerinin gösterisi üzerine hükümetin bir sorusturma baslatarak darbe planlarini ortaya çikartacagindan korkan cunta erken davranarak 27 Mayis 1960'da darbeyi yapti.

Milli Birlik Komitesi, Istanbul Üniversitesi Rektörü Siddik Sami Onar baskanliginda ögretim üyelerinden mütesekkil birAnayasa Komisyonu kurdu. Komisyon Avrupa'daki gelisen sosyal devlet anlayisinin da etkisiyle liberal bir anayasa hazirladi. 1961 Anayasasi'yla yeni kurumlar olusturuldu. Anayasa Mahkemesi, Milli Güvenlik Kurulu ve Danistay'in yetkilerinin artirilmasiyla iktidarina denetlenmesine agirlik verildi.

31 Agustos'ta parti liderleri askerlerin gözetiminde toplanarak bir deklerasyon yayinladi. Askerlerin CHP'nin iktidar olmasi için en uygun Propaganda zeminin olusturulmasma yönelik alinmasini istedigi önlemler sunlardi:

1) 27 Mayis Devrimi'ni siyasal amaçlarla sorgulamamak ve istismar etmemek.

2) Atatürk Reformlari'ni korumak.

3) Islam'i siyasi amaçlarla istismar etmemek.

4) Yassiada Mahkemesi kararlarini istismar etmemek. 15 Eylül 1961'de Yassiada Mahkemesi, Adnan

Menderes, Fatih Rüstü Zorlu ve Hasan Polatkan'in idamini onayladi. 16 Eylül'de Zorlu ve Polatkan, bir gün sonra da Menderes idam edildi.

15 Ekim 1961'de seçimler yapildi. CHP 173 sandalye alirken, DP' nin devami sayilan neo-demokrat partiler (Adalet Partisi 158, Yeni Türkiye Partisi 65, Cumhuriyetci Köylü Millet Partisi 54) toplam 277 sandalye kazandilar.

Sonuçlar içeride ve disarida, Menderes'in bir zaferi ve 27 Mayis rejimine karsi halkin bir kinama oyu olarak yorumlandi.

Solun neredeyse tamami 27 Mayis' i "ilerici" olarak degerlendirmis, sahiplenmistir. "Darbeler demokratik açidan degil diyalektik açidan degerlendirilir, ne getirmis, ne götürmüs önemli olan o." seklinde bir bakis açilari vardir. (Tanilli, s.56)

Seçim sonuçlari ortadaydi. Bu durumda askerin kislasina dönmesi pek olasi degildi. 1962 ve 1963'te bir dizi basarisiz darbe girisimleri oldu.

1965 seçimlerinde bir partinin meclise hakimiyetini engellemek için nisbi seçim sistemi uygulandi. Fakat bu Süleyman Demirel liderligindeki Adalet Partisi' nin yükselisini önleyemedi. Seçimlerde AP 240, CHP 134, diger sag partiler (Millet P+CKMP+YTP) 61, Isçi Partisi 15 sandalye kazandi.

1965' ten sonra muhalefet sokaga tasti. Üniversiteler ögrenci eylemleriyle, fabrikalar isci grevleriyle felç oldu, kirsal kesimde köylülerin toprak isgalleri basladi.

12 Mart 1971

12 Mart 1971'de ordu komutanlari Demirel'e bir muhtira verdiler. Muhtiranin içerigi kardes kavgasinin ve anarsinin engellenemedigi, Atatürk'ün reformlarinin gerçeklestirilemedigi, çagdas uygarlik hedefinden sapildigi, bütün bunlardan hükümetin sorumlu oldugu, bu hedeflere ulasmak için yeni bir hükümetin demokratik yollardan kurulmasi, aksi takdirde TSK'nin yasalardan aldigi yetkiyle idareyi dogrudan dogruya ele alacagi seklindeydi.

Nihat Erim baskanliginda sivil bir hükümet kuruldu. 1961 Anayasasi'nin hak ve özgürlükleri genisleten maddeleri degistirildi. Resmi ideoloji açisindan tehlikeli görülen Islam! egilimli Milli Nizam Partisi ve sosyalist egilimli Türkiye Isçi Partisi kapatildi.

12 Mart Muhtirasi'yla devlet otoritesini tesis etmeyi amaçlayan uygulamalar sonuç vermedi. Siyaset disinda tutulmaya çalisilan toplum kesimleri sokaga çikti. 1973 seçimleriyle baslayan sürekli bölünmelerle parti enflasyonu yasandi. Bunun getirdigi koalisyonlar, azinlik hükümetleri istikrari saglayamadi. Sol ve Islami muhale-fetin sokaga tasmasi, gün geçtike kitlesellesmesi ve sistemi radikal bir sekilde sorgulamaya baslamalari orduyu harekete gecirdi. Ordunun bu kadar beklemesinin sebebi olarak 27 Mayis'la halk nezdinde düstügü duruma tekrar düsmek istmemesi yaygin olan bir kanaattir.

12 Eylül 1980

Darbeyle birlikte anayasa degisikligi de geldi. 82 Anayasasi'yla toplumu tepeden tirnaga kontrol altina almak için 61 Anayasasinin getirdigi hak ve özgürlükler geri alindi. Temel insan hak ve hürriyetlerinin genis ölçüde sinirlandirildigi, yer yer kaldirildigi bir ortamda muhalefet sindirildi. Halk depolitize edilerek DP ile girdigi siyaset arenasindan dislandi. Bütün bunlar 82 Anayasasi' yla yasallasti.

Ordunun özellikle Kenan Evren'in bütün karsi propagandalarina ragmen Turgut Özal'in liderliginde ANAP 1983 seçimlerinde tek basina iktidar oldu. Ordu perde arkasina çekildi. Ancak sahne gerisinden müdahalelerini devam ettirdi. Halkin her türlü hak arama girisimleri (sendikal haklar, inandigi gibi yasamak, Kürt kimliginin taninmasi...) resmi ideoloji adina, demokrasi vitrininin ardindaki darbe kurumlari tarafmdan gerek kanuni, gerek kanun disi yollarla bastirilmaya, sindirilmeye çalisildi.

28 Subat 1997

Refah Partisi ile halkin özellikle Islami taleplerle siyaset sahnesine çikmasi, Islam'in insanlarina bireysel ve toplumsal hayatlarinda belirleyiciliginin artmasi, ABD'nin Yeni Dünya Düzeni'nde Islam'i tehtid olarak görmesi, halkin iktidar seçkinlerinden yüz çevirmesi, halkin destegini yitiren partilerin sirtlarini devlete dayayarak ayakta durabilmeleri, ekonomide Anadolu sermayesinin yükselerek devlet destekli büyük sermaye ile rekabete girmesi, Susurluk kazasiyla iktidar seçkinlerinin kirli iliskilerinin gözler önüne serilmesi egemenlerin yeniden "irtica nöbetlerine" yakalanmasina yol açti. Irtica söylemi her seyin üstünü örtebilirdi. MGK toplantilan tarihi (!) olmaya basladi. PKK'dan daha tehlikeli ilan edilen irticaya karsi kamuoyu olusturulmaya çalisildi. Üniversite rektörlerine, medyaya, yargiya, patronlara brifingler verildi. Halkta tutmadi ama söz konusu çevrelerde ragbet büyüktü. Irtica söyleminin temel nedenine baktigimizda bunun rantini yiyenlerin tekelci sermaye, sivil-asker karmasi ve medya oldugu ortadadir. Bu nedenle söz konusu çevreler irtica ile mücadelede birbirleriyle yaristilar. Bati Çalisma Grubu (BCG), Sicil Çalisma Grubu (SCG), valiler, garnizon komutanliklari, hükumet, yargi mensuplari, kartel medyasi, TÜSIAD, YÖK, DGM hepsi de irtica ile mücadele de öne çikmaya çalistilar.

28 Subat sürecinin zeminini, alt yapisini olusturan Basbakanlik Kriz Yönetmeligi ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin Refah-Yol tarafindan imzalanmasidir. Bu yönetmelikle dogal afetler de dahil olmak üzere MGK'nin kriz dedigi durumlarda MGK yaptirim uygulayabilecek bir üst yapi haline geliyordu. Bunun ilk pratigi de 28 Subattir. Parlamento devre disi birakiliyor, yasama organi MGK oluyor. Yürütme organi hükümettir ve tavsiye niteligindeki kararlari yürütebilmek de hükümetin ömrünü tayin ediyor.

28 Subatin bilançosu

Refah-Yol hükümeti düsürüldü.
8 yillik kesintisiz egitimle IHL'lerin orta kesimleri kapatildi, üniversiteye yönelik sinirlamalarla lise kisimlari islevsiz hale getirildi.
Kamu kurum ve kuruluslarinda, üniversitelerde, imam-hatiplerde basörtüsü yasaklandi.
Kur'an kurslari kapatildi.
Devlet kadrolarinda dindar memurlar tasviye edildi.
Refah Partisi kapatildi.
Parti yöneticileri, Refahli belediye baskanlari yargilandi, tutuklandi, siyaset yap-malari yasaklandi.
Vakif ve dernekler üzerinde baski kuruldu, yöneticileri kovusturuldu.
Anadolu sermayesine ambargo ilan edildi.
YAS kararlariyla ailesi, esi dindar, basörtülü olan, içkili toplantilara katilmayan subaylar ihrac edildi.
Çok sayida insan, yazarlar gazeteciler de dahil gözaltina alindi, iskence ve tutuklamalar oldu.
Seçime gidilen bir süreçte küstürdükleri, copladiklari halki tekrar kazanmak icin PKK-Apo kozunu kullaniyorlar. Suriye ve Yunanistan'a yönelik sert mesajlar verilerek dört bir yanimiz ates çemberi, milli birlik-beraberlik vurgulariyla halk manipüle edilerek hükümet olmalari halka degil 28 Subat sürecine borçlu partilerin tarafina çekilmeye çalisiliyor.

Ordu-Siyaset Iliskisi

Milli mücadele döneminde Genelkurmay Baskani, Milli Savunma Bakani'yla ayni düzeyde hükümete alinirdi. 1924 yilinda Genelkurmay Baskanligi bagimsizlastirildi. 1944 yilinda Genel Kurmay Baskanligi' nin yetkileri daraltilarak basbakanliga baglandi. 1949 yilinda ise Milli Savunma Bakanligi' na baglandi.

Mustafa Kemal kendi döneminde askerlerin ordu ile meclis arasinda seçim yapmasini istedi. Kendisine bagli sahsiyetleri orduda tutarak orduyu kontrolü altina alirken anlasamadiklarinca meclise tesvik ederek onlari orada tasviye etti. Tek Parti döneminde resmi ideolojinin bekçiligini CHP yaptigindan ordu siyasete müdahale etmemistir. CHP döneminde Milli Mücadele' deki rollerinden dolayi ordunun prestiji yüksekti. Rahatsizlik alt rütbeli subayiarla ilgiliydi. Üst düzey komutanlar milli mücadele kahramanliklarinin rantiyla geçiniyordu. II. Dünya Savasi' na dogru ordunun durumu iyi degildi. Alt rütbeli subaylar ordunun modernizasyonunu, ekonomik sartlannm iyilestirilmesini istiyordu. Bu beklentileri nedeniyle DP'yi desteklediler. DP'nin iktidarini hazmedemeyen üst düzey komutanlarina darbe yapacagi yönündeki duyumlari üzerine Bayar-Menderes ikilisi aralarinda Genelkurmay Baskani ve kuvvet komutanlari da olmak üzere 15 general ve 150 albayi emekliye ayirdi. Alt rütbelilerin DP'den beklentileri gerçeklesmeyince iktidara karsi cunta hizipleri olustu. Buna firsat vermemek için üst rütbeliler 27 Mayis darbesini yapti.

1961 anayasaslyla Milli Güvenlik Kurulu kuruldu. 111. madde "Milli Güvenlik Kurulu, kanunun gösterdigi Bakanlar ile Genel Kurmay Baskani ve Kuvvet temsilcilerinden kurulur: Milli Güvenlik Kurulu'na Cumhurbaskani baskanlik eder; bulunmadigi

zaman bu görevi Basbakan yapar. Milli Güvenlik Kurulu, milli güvenlik ile ilgili kararlarina alinmasinda ve koordinasyonun saglanmasinda yardimcilik etmek üzere, gerekli temel görüsleri Bakanlar Kurulu'na bildirir." Kanunun gösterdigi Bakanlar 129 sayili kanunla belirlenmistir: Basbakan, Devlet Bakani, Basbakan Yardimcilari, Milli Savunma, Içisleri, Disisleri, Maliye, Ulastirma ve Çalisma Bakanlari' ni kapsiyor.

12 Mart 1971 Muhtirasi' nin ardindan 1972'de "... BK'na bildirir" ifadesi ".... BK'na tavsiye eder"e dönüstü. 12 Eylül 1980 darbesiyle hazirlanan 1982 Anayasasi'nda da "... Bakanlar Kurulu' nca öncelikle dikkate alinir" oldu.

1982 Anayasasi MGK'nin etkinligini ayrinatilariyla vurgulamis, katilacak hükümet üyelerinin sayilarini azaltarak asker üyeleri artirmistir. MGK asker agirlikli oldugu gibi silahli gücü de ellerinde bulundurdugundan siviller üzerinde tartismasiz bir üstünlüge sahip oldu. MGK ile ilgili 118 madde söyledir:

"Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaskanin baskanliginda, Basbakan, Genelkurmay Baskani, Milli Savunma, Içisleri, Disisleri Bakanlari, Kara Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlari ve Jandarma Genel Komutani' ndan kurulur. Milli Güvenlik Kurulu. Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanmasiyla ilgili kararlarina alinmasi ve gerekli koordinasyonun saglanmasi konusundaki görüsleri Bakanlar Kurulu'na bildirir: Kurulun, devletin varligi ve bagimsizligi, ülkenin bütünlügü ve bölünmeziigi, toplumun huzur ve güvenliginin korunmasi hususunda alinmasi zorunlu gördügü tedbirlere ait kararlar bakanlar Kurulu' nca öncelikle dikkate alinir."

60 ve 80 darbeleriyle getirilen anayasalarla olusturulan kurumlarla TSK özerklesmis, toplumdan soyutlanmistir. Askeri mahkemeler, Askeri Yargitay ve Askeri Yüksek Idare Mahkemesi ile yargi bagimsizligini kazanmistir. YAS kararlari sivil yargiya açik degildir. Buna karsin Askeri Mahkemeler sivilleri de yargilayabilmektedir. OYAK' in kurulmasiyla uluslararasi sirketlerle kurulan ortakliklarla büyük bir ekonomik güce kavusmus, ekonomik bagimsizligini kazanmistir. Asker emeklileri büyük sirketlerin danismanlari ya da yönetim kurulu üyeleri olmaktadir. Ordu, MGK ile yasama, MGK Sekreterligi' yle de, hükümeti yönlendirerek yürütme erklerine de sahip oldu. Ordu pazarlari ve lojmanlari ve egitimleriyle toplumdan soyutlanarak seçkinci bir anlayis sahibi, 60'tan sonra egitimlerine yöneticilik, siyaset dersleri de dahil edilerek iktidara aday oldu. Özel Harp Dairesi, JITEM tamamen sivil iktidarina malumati disinda

çalismaktadir. MIT'te askeri üyeler de oldugundan bagli bulundugu basbakana yaniltici bilgiler verebilmektedir. DGM ve YÖK gibi kurumlarda da askeri üye bulundurarak yargidan yüksek ögretime her alanda etkinlik sahibi olmaktadir.

En son Basbakanlik Kriz Yönetmeligi ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi' nin de dönemin hükümetine imzalattirarak TSK dogaüstü yetkileriyle vesayet rejimini yasallastirmis oldu.

Sonuç

Her sey halk adina, halk için, halka ragmen yapildi. Aristokratik mesrutiyetten, oligarsik cumhuriyete degisen pek bir sey yoktu. Tek parti resmi ideolojiyle bütünlesmisti. DP iktidari ile beraber halk tek parti ve onun zihniyetini reddettigini gösterdi. Halk katmanlarinin siyasete sokulmasi, CHP ve ordu tarafindan hazmedilemedi. 60 darbesiyle beraber ordu, resmi ideolojinin bekçisi oldu. Darbe anayasalariyla vesayet rejimi yasallasti. Sivil iktidarina sinirli yetkisine ragmen bu alana istemedikleri partilerin girmesini kabullenemediler. Sivil iktidarina kanunlarla vesayet altina alindigi bir ortamda egemenliklerini ve çikar iliskilerini sürdürmek, kendileri için tehtid olarak nitelediklerini hukuk disi yollarla (iskence, faili mechul, tehtid) ortadan kaldirma için olusturduklari çetelerin, kirli iliskilerin resmi Susurluk' ta çekildi.

Demokrasi bu sartlar altinda göstermelik, makyaj olmaktan öteye gidemiyor. Demokrasi için temel sart olan sivillesme resmi ideolojinin ve iktidarlarinin sonu olacagindan var güçleriyle baskici, ceberrut ve "halka ragmen halk için"ci geleneklerini sürdürmektedirler.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...


www.NURHAK.org

Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...


Bir TeşekkürBir Paylaşım
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
türkiyemiz darbelerden büyük zarar görmüş ve yapılan her darbe veya darbe girişimi ülkemizi 10 yıl geriye götürmüştür.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Full Indir, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Full Dinle, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Full Izle ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Download ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Yükle ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Free Download ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi ne demek ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi nasil oluyor ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihiücretsiz indir ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi fragmani, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Film, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Müzik ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi mp3, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Videolari ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Resimleri, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Dizileri, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Sorun ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi hatasi ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler TarihiCözüm nedir, Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi ne demek ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi nasil ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Programm ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Kurulum ,Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Yardim Türkiyenin Sürekli Balans Ayarı Yapılan Demokrasi Tarihi ya da Darbeler Tarihi Kim

 
Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Admin İletişim
Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
©NurhaK.OrG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...
NURHAKPORTAL ANASAYFAYA GİT!


Bedava forum kurmaya hazir misin ? | © PunBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın