NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Dil üzerine kısa kıssa… 5 1 1

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Dil üzerine kısa kıssa…
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1(ala) Dil üzerine kısa kıssa… Bir 23/10/2009, 23:01




NURHAK PORTAL'da
YENİ DOST
YENİ DOST
Dil üzerine kısa kıssa…



Anlatılanlar sizin dilinizle. Anlamakta zorlanmamak güzel ve anlamsız. Bunu anlatabilmek başka halka aynı kültürde, onun diliyle, asıl anlamlı olan.





Neyi, nasıl, ne kadar anlattığınız karşıdakinin anladığıyla sınırlıysa şayet, daha ne diyebilir Mevlana “ ne kadar bilirsen bil, bildiklerin karşısındakinin anladığı kadarıyladır”. Dolayısıyla bilmediği bir dille hitap edilen topluluk gözünüze bakakalır. Bu durum temelde çatışmayı yaratır ki, bunu da tek tartaflı değil karşılıklı aşabilir insanoğlu. Yüzyıllar öncesinde bir ülkenin lideri olması halinde o ülkenin ilk olarak dil’ ini ele alacak olan Konfiçyüs’ ün yerini belki de bugün milyonlar almak durumunda, toplumsal empatik duyarlılıkla. Dilini ve kültürünü oluşturmuş bir topluma kendi hamasi diliyle hitap eden ve bunu dayatan baskı mekanizması, ortaya çıkan sonuçlardan dersler çıkarmak yerine, geri tepkici milliyetçi-militarist anlayışla, katlanarak aynı baskıyı devam ettirmektedir. Bununla kalmamakla beraber,sistemin kendi oluşturduğu devletçi söylem, kendi halkının prangaları haline gelmektedir. Dolayısıyla insanların kaderini yazan tanrı kendini reddeden kaderi de yazmakta.



Olanları ve görünenleri anlamak ya da anlamlandırmak için yapı sökümcü ya da yapısalcı bir filolog olmanın gereği yoktur. Dil ise söz konusu olan, insanı zorlamamak lazım, en azından türkülerine ve ağıtlarına dokunmadan yaşasın dil. Vatandaşı türkçe konuşturma kampanyaları, kendisine has diliyle sorunun adını en başından koymuştu zaten. Kim bilir yazılmamış şiirlerin, söylenmemiş türkülerin ve destanların nice sahibi vardır şimdi. Şimdi annesinden kürtçe istediği aşı ekmeği, bugün Türkçe elinden alınan çocuğun, kafasına yediği dipcikte cabası. seçilmiş temsilcileri bile kendi dilleri ile parlemontasında konuştukları gerekçesiyle, AB kapılarında çifte standarttan yakınan, içi boşaltılmış demokrasi, tarihi bir ikiyüzlülükle sarılmıştır kendi yanlışına.



Üç beş dengbej kalmışsa siyabend’in aşkını dillendiren, yeni aşkları da anlatsınlar her şeye rağmen. Nerelisin sorusuna verdiği yanıtın karşısında, hiçte oralı olmadığını anlayan köylümün bu şaşkınlığı, yaşadığı coğrafyanın adını kendisine sormadan koymuş dile bağlıdır.



Bebekler aynı dilde konuşur, büyüdükçe bebek kalmayı diretmekte neyin nesi, yıllar yeni diller ve kültürler yaratır. Yaratmışta zaten; ama bunu çok inandıkları tanrılarına inat bir hamasetle reddeden, sonra dönüp secde eden, ve hümanizmadan dem vuran devletçi dilliler papağan kültürünü yaşamakta ve kendilerine ezber yaptıran mekanizmanın uzantıları konumunda kalmakta diretmekteler. Bu tarihi bir yüktür sırtlarında, öyle ki Anadolu’nun en ucundan bucağına aynı çığırtkanlıkla seslenir bizim tellal, duyup bilip, duymuş, anlamış görünmeye zorladığı insana gürültüdür en son duyulmak istenen.



Çığlığı dağlarını saran köylü anaların, nedeni olmaktır bir yerde susturmak ya da başka dile zorlamak. Tek tipleştirmenin lokal savunucusu olan devletçi politika, globalizasyonun da evrensel çığırtkanıdır. Totalitarizmin hat safhada yaşandığı çağımızda tek tipleştirme, milli bir avantaj gibi görünebilir şovenlere. Ama evrim nasıl zorlarsa çeşitliliği, kültür de aynı derecede zorlayacaktır zenginlik olarak algılanması gereken farklılıkları dolayısıyla çok dilli kendisini. Mono kültürleşen evrim karşıtı doğa verileri nasıl zamanla tek bir hastalıkla ortadan kalkarsa, tek tipleştirilen kültürde aynı derecede yok olmaya elverişlidir.







ekoben...



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

2(ala) Geri: Dil üzerine kısa kıssa… Bir 24/10/2009, 00:44




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
yüreğine sağlık ekocan



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...


www.NURHAK.org

Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...


Bir TeşekkürBir Paylaşım
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

3(ala) Geri: Dil üzerine kısa kıssa… Bir 24/10/2009, 13:47




NURHAK PORTAL'da
FORUM AŞIĞI
FORUM AŞIĞI
Kürtçe:

Toplama bir dil




Her ne kadar bu konuya dil bahsinde geri dönecek olsak da, Minorsky’nin
bu tespitlerinden sonra şu mantıksal sonucu elde edebiliriz; “Demek ki,
var olduğu iddia edilen Kürt milleti, tıpkı dillerinde görülen
çeşitlilik gibi, değişik kavimlerin kalıntılarından oluşan toplama bir
millet olmak zorundadır.”

Dolayısıyla, sonuç olarak, bu yorumlar bağlamında şu gerçek ortaya
çıkmaktadır; dil ve soy toplama durumundaysa, kaçınılmaz olarak kültür
de toplama olacaktır.
Bu durumda
şu soru akla geliyor; Minorsky’nin söylemine göre, kavim
kalıntılarından ve onların artık dillerinin oluşturduğu toplama bir
dilin üzerine bir millet organize edilebilir mi? Bana ve tarihsel
boyutlu sosyolojik gerçeklere göre, bu pek mümkün değil!... Peki o
zaman, küreselci sömürgeciler neden tarihin ve toplumbilimin yasalarına
aykırı toplama bir Kürt tarihi, dili ve milleti yaratmaya uğraşıyorlar?
Niyetleri belli: Geçmişte Ortadoğu ve Arap topraklarında yaptıkları
gibi, kendi çıkarlarına hizmet eden, cetvelle çizilen sınırlara
gönderme yapan, yeni devletlerin şekillendiği yeni bir dünya haritasını
gerçekleştirmek... Yani BOP’a ve Türkiye’nin bölünmesine çanak
tutmak...
Gelelim dil konusuna...


Bu noktada yine Minorsky’nin yukarıda vurgulanan etnik ağırlıklı
söyleminin temel anlamının özetinden hareket edeceğiz: “Kürt adı,
birçok kavmin kalıntılarını içermektedir.”
Buradan da yine aynı kişinin,bu söylemini kuvvetlendiren dil konusundaki ifadelerine yer vereceğiz.


Dr. Ahmet Buran’ın “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Üzerine Araştırmalar II
(Ağızlar)” adlı kitabının başlangıç bölümünde ilginç bir anı var: “5-7
Kasım 1987 tarihinde Fırat Üniversitesi’nde yapılan II. Folklor ve
Etnoğrafya Sempozyumu dolayısıyla Elazığ’da bulunan sayın Dr. Müjgan
Cumbur, bana şöyle bir hatırasını anlattı: ‘1952 yılında İstanbul’da
toplanan Şarkıyatçılar Kongresi sırasında yabancı misafirleri Ankara’ya
gezmeye götürdük. Bunlar arasında V. Minorsky de vardı. Sohbet
sırasında bana neler yaptığımı sordu. Ben de Yavuz’un şiirleri üzerine
çalıştığımı ancak, elimde bulunan ve Yavuz’un olduğu sanılan
manzumelerin hemen hepsinin başka şairleri ait olduğunu tesbit ettiğimi
söyledim. Bunun üzerine bana aynen şöyle dedi; ben de Kürtçeye bir ömür
sarfettim. Yıllardır bu dil üzerine çalışıyorum. Ancak eldeki bütün
kelimeler Türkçe, Farsça, Ermenice, Süryanice, Rumca vb. dillerden
alınma veya bozma çıktı. Menşeini tesbit edemediğim sadece 164 kelime
kaldı. Bunların da aranırsa menşeini bulmak mümkün.”
Kürdoloji
konusunda Kürtçülerin bile kayıtsız şartsız uzman kabul ettikleri
Minorsky’nin bu tesbiti, Kürtçenin toplama bir dil olduğunu açık ve net
olarak ortaya koyuyorsa, herhalde artık söylenecek başka bir şey olmasa
gerektir.
Konu
açılmışken, yine aynı uzmanın bir çalışmasının dile getirilmesinin
çarpıcı bir gösterge olacağına inanıyorum. Sayın Ahmet Buran, M. Emin
Bozarslan’ın çevirmenliğini yaptığı Yusuf Ziyaeddin Paşa’nın
Kürtçe-Türkçe sözlükte yer alan 5900 kelimesi üzerinde araştırma
yapmış. Bozarslan bu kelimelerin 336’sının Arapça, sadece 54’ünün
Türkçe ve 8’inin Farsça olduğunu ileri sürerken, Ahmet Buran 5900
kelimenin %22’sinin Farsça, %21’inin Arapça, %17’sinin Türkçe, %8’inin
özel isim ve %33’ünün de, Süryanice, Rumca, Ermenice, İtalyanca; Rusça,
Yunanca, Fransızca vb. kökenli olduğunu saptamıştır.
Bütün bu
istatiki bilgiler, Bozarslan’ın şahsında Kürtçülerin ne kadar bilgisiz
ve önyargılı fanatikler olduklarının su götürmez bir belgesidir; çünkü
Buran’a göre, 5900 kelimenin % 17’si olan Türkçe kelime sayısı 1003
iken, Bozarslan’ın Türkçe kelime sayısı 54’tür. Bu durumda Bozarslan’a
el insaf demek lazımdır: Nerede 54, nerede 1003?.. Bu rakamlardan sonra
Kürtçülere düşen, seslerini kesip köşelerine oturmalarıdır; ama onlar
yine, her zamanki pişkinlikleriyle bu izansızlığa da bir kulp
bulacaklardır.
Bu konuda
çok önemli araştırmalar yapmış bilim insanlarımızdan biri de sayın
Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’dur. 1983 yılında yayımlanan “Kurmancı ve
Zaza Türkçeleri Üzerine Araştırmalar” adlı eserinde bölge ağızlarından
877 adet kelimenin menşeinin eski Türkçe olduğu bilimsel olarak
saptanmıştır. Bu konuda sayın Gülensoy şunları söylemektedir: “Hatta,
kesinlikle şunu söyleyebilirim ki, bu yörelerde yaşayan yüzlerce eski
Türkçe kelime bugün Anadolu’nun birçok yöresinde kullanılmamaktadır.”

Düşünebiliyor musunuz, Orta Asya’nın derinliklerinden türemiş ve halen
eski Türkçenin kalıntıları olarak Çuvaşçada yer alan bizlerin
anlamadığı ve kullanmadığı Türkçe kök kelimeler Kırmançoda veya daha
çok Zazacada kullanılabiliyor. O zaman şu soruyu dile getirmek lazım:
Bizlerin bile bilmediği bu arkaik kelimelerin Kırmanço ve Zazacada ne
işi var? Bu eski Türkçe kelimelerin varlığı o toplumların nereden
geldiklerinin en güzel kanıtı değil midir?
Nitekim, K.
Monzynski ve A. Başmakof Kürtlerin doğudan geldiklerini ve gelirken
dillerinin Kürtçe olmayıp, onların bu dilin İrani unsurlarla olan
temasları sonucu kabul ettirildiğini belirtmektedirler.
Kurmanç
lehçesiyle ilgili olarak Edip Yavuz’un çalışması da son derece
ilginçtir. Kurmanç adının etimolojik analizi kendisi tarafından şöyle
gerçekleştirilir: Gurlar, geçmişte bugünkü Afganistan sınırları
içerisinde Gazne’nin kuzeybatısında yaşayan bir halktır. Dünya
çapındaki tarihçi Zeki Velidi Togan’ın Mesudî’den alıntısına göre bu
halk, Türk kökenli olup Farsî bir lehçe ile konuşur. Kurmanç
kelimesinin aslı “Gur”dur. Türkçe’de (man) büyültme ekidir. Toraman,
kocaman, şişman, Türkman (Türkmen) vb. olduğu gibi... Bu durumda “Gur”
ile “man” birleşir ve Gurman’ı oluşturur. Yine (ç) eki de kıskanç,
utangaç, patlangaç vb. olduğu şekliyle Türkçe bir ektir. İşin içerisine
(ç) ekini de kattığımız da ortaya çıkan kelime “Gurmanç” olur.
Türkçede, hepimizin de çok iyi bildiği ve Anadolu şivesinde de şahit
olduğumuz G/K değişimi çok sıkça rastlanılan bir durumdur.
Örneğin,
Anadolu’da kağnı yerine gağnı, kanun yerine ganun vb. derler. Sonuç
olarak Türkçedeki bu harf ikamesi de devreye sokulduğunda, “Kurmanç”
kelimesi, bütünüyle Türkçe kelime oluşturma ilkelerinden hareket
edilerek elde edilmiş olunur. Ayrıca, bu kelimenin sonuna getirilen (o)
harfi, dağlı kavimlerin coğrafi koşullardan dolayı ses duyurma amacıyla
zorunlu olarak kullandıkları bir ek bağlamında değerlendirilirse,
“Kurmanç” kelimesi “Kurmanço” olarak son şeklini alır.
Sayın Edip
Yavuz, bu mantıktan hareket ederek Kürt adı üzerinde de bir çözümleme
yapar ki, çok dikkat çekicidir. Burada da kök kelime olan “Gur”dan
çıkılır. Eski Türkçede “t” çoğul ekidir. Bu çoğul eki, bugünkü Türkçede
söz konusu değildir; ama Edip Yavuz’un da gösterdiği kaynaklarda
örneğin Divan-ı Lügat-ı Türk’te Tegin’in çoğulunun Tegit olarak
vurgulanması ya da Turfan yazıtlarında prens ünvanı olan Tangin’in
çoğulunun tangit şeklinde gösterilmesi, bu çoğul ekinin Eski Türkçede
geçerli olduğunun en güzel kanıtlarıdır. Kök kelime ile “t” çoğul eki
birleştirilince ortaya “Gurt” kelimesi çıkar. Bu da doğal olarak,
“Gurlar” anlamına gelir. Edip Yavuz, yine kitabında Kürtlerin
kendilerine “Gurt” dediğini ifade eder. “Gurto” bunun dağlı şivesi
olduğu halde “Kürt” kelimesi (Türkçe’deki G/K ikamesini de dikkate
alırsak) şehirliler tarafından inceltilmiş durumudur.
Konu dilden
açılmışken, Rus Konsolos Alexander Jaba’nın hazırlayıp Saint Petersburg
Üniversitesi’nin yayımladığı Kürtçe-Rusça-Almanca sözlükte 8308
kelimenin 3080’inin Türkçe (eski Türkmence), 1200’ünün Zentçe, 370’inin
Pehlevice, 1030’unun yeni Farsça, 2000’inin Arapça ve arta kalanın
300’ünün asıl Kürtçe, 60’ının eski Çerkezce, 220’sinin Ermenice,
108’inin Keldanice, 20’sinin eski Gürcüce olduğu tespit edilmiştir.
Yine Edip Yavuz’a göre bu sözlükteki Arapça, Farsça tâbirler içerisinde
din ve bilim terimleri olan birçokları da Osmanlı Türkçesinde mevcut
olan fakat bugün kullanılmayan kelimelerdir. Sayın Prof. Dr. Orhan
Türkdoğan’ın, bu sözlükle ilgili çok çarpıcı değerlendirmeleri vardır.
Kendisi “Etnik Sosyoloji” adlı kitabında bu sözlükle ilgili olarak
şunları söylemiştir: “Ümmet bilincinin güçlü olduğu, eğitim ve iletişim
sürecinin hemen hemen hiçbir etkinliğinin bulunmadığı 1850’de yürütülen
bu araştırma, Kürt kimliğini tespit için bir sıfır noktasıdır. Hem de
bu araştırma, mahallinde yürütülmüş canlı tesbitlerin ürünüdür.”
Yani,
Türkdoğan özetle diyor ki; Kürt dili ile ilgili bu araştırma, dış
etkenlerin minimum noktada olduğu ve Kürt dilinin en saf gerçeğini
ortaya koyan bir alan çalışmasıdır. Arkasından da ekliyor:
“300 kelime ile bağımsız bir dilden söz açılamaz.”


Gerçekten de, 1850 yılında hazırlanmış Kürtçe sözlükte yer alan ve eski
Türkmence olan 3080 Türkçe kelimenin varlığı, Kürtçüler tarafından
açıklanmaya muhtaç bir soru işareti olarak ortada durmaktadır.
Görüldüğü gibi, ne kadar zorlanılırsa zorlanılsın, Kürt dilindeki bu karışık yapının üstü hiçbir zaman örtülemiyor.

Sindirim icin buz gibi su iciniz...



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: Dil üzerine kısa kıssa…|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
Dil üzerine kısa kıssa… Full Indir, Dil üzerine kısa kıssa… Full Dinle, Dil üzerine kısa kıssa… Full Izle ,Dil üzerine kısa kıssa… Download ,Dil üzerine kısa kıssa… Yükle ,Dil üzerine kısa kıssa… Free Download ,Dil üzerine kısa kıssa… ne demek ,Dil üzerine kısa kıssa… nasil oluyor ,Dil üzerine kısa kıssa…ücretsiz indir ,Dil üzerine kısa kıssa… fragmani, Dil üzerine kısa kıssa… Film, Dil üzerine kısa kıssa… Müzik ,Dil üzerine kısa kıssa… mp3, Dil üzerine kısa kıssa… Videolari ,Dil üzerine kısa kıssa… Resimleri, Dil üzerine kısa kıssa… Dizileri, Dil üzerine kısa kıssa… Sorun ,Dil üzerine kısa kıssa… hatasi ,Dil üzerine kısa kıssa…Cözüm nedir, Dil üzerine kısa kıssa… ne demek ,Dil üzerine kısa kıssa… nasil ,Dil üzerine kısa kıssa… Programm ,Dil üzerine kısa kıssa… Kurulum ,Dil üzerine kısa kıssa… Yardim Dil üzerine kısa kıssa… Kim

 
Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Admin İletişim
Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
©NurhaK.OrG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...
NURHAKPORTAL ANASAYFAYA GİT!


Bedava forum kurmaya hazir misin ? | © PunBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın