1
MAKUL 1 MAYIS Bir 3/5/2009, 13:09
Toplanma hakkı özgürlüklerle ilgili yasal bir haktır. Demokrasinin egemen olduğu ülkelerde bu hak hiç bir biçimde engellenmez. Bu hak uluslar arası yasalarla güvenceye alınmıştır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 20: “Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe katılma özgürlüğü vardır.”
Aynı bildirgenin 30. maddesi: “Bu bildirgenin hiçbir kuralı, herhangi bir devlet, topluluk ya da kişiye, burada açıklanan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan bir girişimde veya eylemde bulunma hakkını verir biçimde kullanılamaz.” Bu bildirgede çok net olarak belirtildiği gibi herkesin silahsız ve saldırısız toplanma hakkı vardır. Bu bildirgeye imza atan hiç bir devletin kamu güvenliği, devletin bölünmez bütünlüğü v.b. gerekçelerle bu hakkı kısıtlama ve engelleme hakkı yoktur. Uluslar arası yasalar anayasalar üstü olduğu için bu hak aynı zamanda anayasal bir haktır.
Sermaye sınıfı ve onun savunuculuğunu yapan kapitalist devlet emekçilerin tek yumruk halinde emeğin özgürleşmesini sağlamalarını engellemeye çalışarak 1 Mayısın ülkemizde bayram halinde kutlanmasını engelledi. 1977’de darbeye hazırlık düşüncesiyle derin devlet tarafından katliam yapılarak kasıtlı olarak korku toplumu yaratılarak 1 Mayısın anlamına uygun olarak kutlanması engellendi. Emekçilerin kararlı mücadeleleri sonucu olarak 1 Mayıs tatil edilmesine rağmen 1977’de 36 emek şehidi verdiğimiz Taksim meydanı emekçilere sudan bahanelerle yasaklanmaya çalışıldı.
Korku toplumu yaratmak isteyen yöneticilere, emek örgütlerinin birliğini parçalamaya çalışan sarı sendikalara, emeğin güçlü bir şekilde Taksim’de temsil edilmesini engellemeye çalışan sözüm ona bazı medyaya rağmen demokrasi güçlerinin desteği , DİSK ve KESK örgütlerinin kararlı ve doğru mücadeleleri sonocunda ’MAKUL’ bir sayı ile de olsa emekçiler Taksim’e girdiler ve emekçilere yakışır bir olgunlukta taleplerini dile getirerek, özgürlük marşları söyleyerek,türküler söyleyip halaylar çekerek 1 Mayısı kutladılar. Kıyamet kopmadı. Münferit olaylar hariç olay olmadı, olmayacağını Taksim’i emekçilere yasaklamaya çalışanlar da biliyorlardı.
2009 1 Mayıs kutlamaları emekçilerin gerçek örgütlerini tanımalarına fırsat verdi. Emekçilerin dayanışmasını ve birliğini bozan TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ örgütlerinin işçileri nasıl temsil edemedikleri ortaya çıktı. Emekçiler erkenden Taksim’e gelerek DİSK ve KESK örgütleriyle dayanışmayı beklemeden Taksim’den ayrılan TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ örgütlerinin hiyanetini unutmayacaktır.
1 Mayıs kutlamalarını maalesef yurt dışında TV başında izlemeye çalıştım. Dolapdere, Tarlabaşı, Mecidiyeköy, Cihangir v.b. yerlerde gaz bombalarını, boyalı su sıkmaları, moltofkokteylleri, zıhlıları, coplamaları, taş atmaları,tahrip edilen bankaları, mağazaları, yaralananları, zehirlenenleri görünce, polis telsizlerinde ’cephane bitti, acele gönderin’ anonsunu duyunca kendimi cephede, savaş meydanında hissettim. Demokratik olduğunu iddia eden Türkiye’nin dünyaya verdiği bu fotoğraftan utanç duydum.
Elbetteki yapılan taşkınlıkları onaylamak mümkün değil. İnanıyorum ki Taksim emekçilere yasaklanmasydı, emek ve dayanışma gününü kutlamak isteyen herkes Taksim’e gelebilseydi. Bu olayların hiç biri yaşanmayacaktı. Bu güne kadar herhangi bir mitingde, bir gösteride kolluk kuvvetlerinin saldırısı olmadan katılımcıların polise veya kolluk kuvvetlerine saldırdığı görülmemiştir.
Kutlamalarda, mitinglerde makul sayı talebi engelleme amaçlıdır. Yasalar gereği de hiç kimsenin toplanma hakkı engellenemez. Haklıların haklı mücadelesinin önünde kimse duramaz.
Taksim emekçiler için bir semboldür. Taksim’de 1 Mayısı kutlamak emek şehitlerine gösterilen saygının gereğidir. Emekçiler şehitlerine sahip çıkarak Taksim’de kutlama hakkını aldılar. Saygın ve büyük olduğunu iddia eden devlete düşen görev bundan sonra Taksim’de 1 Mayısı kutlamanın önündeki engelleri kaldırarak isteyen herkesin emek ve dayanışma gününü bayram havası içinde kutlamalarını sağlamaktır.
1 Mayısın tatil edilmesi anlamlıdır, ancak Taksim katliamı sorgulanmadan, katillerden hesap sorulmadan bu günün bayram havasında kutlanması zordur.
İsmail Cömertoğlu
www.ismailcomertoglu.com
Aynı bildirgenin 30. maddesi: “Bu bildirgenin hiçbir kuralı, herhangi bir devlet, topluluk ya da kişiye, burada açıklanan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan bir girişimde veya eylemde bulunma hakkını verir biçimde kullanılamaz.” Bu bildirgede çok net olarak belirtildiği gibi herkesin silahsız ve saldırısız toplanma hakkı vardır. Bu bildirgeye imza atan hiç bir devletin kamu güvenliği, devletin bölünmez bütünlüğü v.b. gerekçelerle bu hakkı kısıtlama ve engelleme hakkı yoktur. Uluslar arası yasalar anayasalar üstü olduğu için bu hak aynı zamanda anayasal bir haktır.
Sermaye sınıfı ve onun savunuculuğunu yapan kapitalist devlet emekçilerin tek yumruk halinde emeğin özgürleşmesini sağlamalarını engellemeye çalışarak 1 Mayısın ülkemizde bayram halinde kutlanmasını engelledi. 1977’de darbeye hazırlık düşüncesiyle derin devlet tarafından katliam yapılarak kasıtlı olarak korku toplumu yaratılarak 1 Mayısın anlamına uygun olarak kutlanması engellendi. Emekçilerin kararlı mücadeleleri sonucu olarak 1 Mayıs tatil edilmesine rağmen 1977’de 36 emek şehidi verdiğimiz Taksim meydanı emekçilere sudan bahanelerle yasaklanmaya çalışıldı.
Korku toplumu yaratmak isteyen yöneticilere, emek örgütlerinin birliğini parçalamaya çalışan sarı sendikalara, emeğin güçlü bir şekilde Taksim’de temsil edilmesini engellemeye çalışan sözüm ona bazı medyaya rağmen demokrasi güçlerinin desteği , DİSK ve KESK örgütlerinin kararlı ve doğru mücadeleleri sonocunda ’MAKUL’ bir sayı ile de olsa emekçiler Taksim’e girdiler ve emekçilere yakışır bir olgunlukta taleplerini dile getirerek, özgürlük marşları söyleyerek,türküler söyleyip halaylar çekerek 1 Mayısı kutladılar. Kıyamet kopmadı. Münferit olaylar hariç olay olmadı, olmayacağını Taksim’i emekçilere yasaklamaya çalışanlar da biliyorlardı.
2009 1 Mayıs kutlamaları emekçilerin gerçek örgütlerini tanımalarına fırsat verdi. Emekçilerin dayanışmasını ve birliğini bozan TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ örgütlerinin işçileri nasıl temsil edemedikleri ortaya çıktı. Emekçiler erkenden Taksim’e gelerek DİSK ve KESK örgütleriyle dayanışmayı beklemeden Taksim’den ayrılan TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ örgütlerinin hiyanetini unutmayacaktır.
1 Mayıs kutlamalarını maalesef yurt dışında TV başında izlemeye çalıştım. Dolapdere, Tarlabaşı, Mecidiyeköy, Cihangir v.b. yerlerde gaz bombalarını, boyalı su sıkmaları, moltofkokteylleri, zıhlıları, coplamaları, taş atmaları,tahrip edilen bankaları, mağazaları, yaralananları, zehirlenenleri görünce, polis telsizlerinde ’cephane bitti, acele gönderin’ anonsunu duyunca kendimi cephede, savaş meydanında hissettim. Demokratik olduğunu iddia eden Türkiye’nin dünyaya verdiği bu fotoğraftan utanç duydum.
Elbetteki yapılan taşkınlıkları onaylamak mümkün değil. İnanıyorum ki Taksim emekçilere yasaklanmasydı, emek ve dayanışma gününü kutlamak isteyen herkes Taksim’e gelebilseydi. Bu olayların hiç biri yaşanmayacaktı. Bu güne kadar herhangi bir mitingde, bir gösteride kolluk kuvvetlerinin saldırısı olmadan katılımcıların polise veya kolluk kuvvetlerine saldırdığı görülmemiştir.
Kutlamalarda, mitinglerde makul sayı talebi engelleme amaçlıdır. Yasalar gereği de hiç kimsenin toplanma hakkı engellenemez. Haklıların haklı mücadelesinin önünde kimse duramaz.
Taksim emekçiler için bir semboldür. Taksim’de 1 Mayısı kutlamak emek şehitlerine gösterilen saygının gereğidir. Emekçiler şehitlerine sahip çıkarak Taksim’de kutlama hakkını aldılar. Saygın ve büyük olduğunu iddia eden devlete düşen görev bundan sonra Taksim’de 1 Mayısı kutlamanın önündeki engelleri kaldırarak isteyen herkesin emek ve dayanışma gününü bayram havası içinde kutlamalarını sağlamaktır.
1 Mayısın tatil edilmesi anlamlıdır, ancak Taksim katliamı sorgulanmadan, katillerden hesap sorulmadan bu günün bayram havasında kutlanması zordur.
İsmail Cömertoğlu
www.ismailcomertoglu.com
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Portal
Giriş yap









Anahtar Kelime | Tags:


