Yukarıda Ehlibeyt taraftarları arasındaki birliğin baskılar sonucu dağıldığını belirtmiştik. Bu dağılma Sünniler için de geçerlidir ama onlar bir çok noktada iktidar olmanın avantajlarını kullanıp ortak noktalar yarattılar. Ehlibeyt taraftarları ise ağır baskıların sonucunda bir çok konuda başkalaştılar. Bu başkalaşma zamanla Sünniliğe götürdü. Sünni olmayanlar ise Ehlibeyt özlerini korumakla beraber kendilerine yeni adlar buldular. Nitekim günümüzde dünyanın bir çok coğrafyasında Aleviler yaşamaktalar. Ama birbirlerinden habersiz. Bunun sonucu da ortak noktaların kaybı oluyor. Bu kaybı gidermek ve
Alevi birliğini bütün dünyada gerçekleştirmek ve tekrar Aleviliği yaşamsal kılmak bugün Alevi gençliğinin yükümlülüğü ve sorumluluğudur. Bugün Anadolu da, İran da, Irak ta, Azerbaycan da, Balkanlar`da, Avrupa da, Avustralya da, Türkmenistan da, Fas ta, Suriye de, Ürdün de, Mısır da ve daha bir çok ülke ve coğrafyalarda Aleviler yaşamaktalar. Anadolu ve Balkanlardaki Aleviler kendilerini Bektaşi olarak tanıtmaktalar. İran’daki ve Pakistan’daki Aleviler kendilerini Şii, Suriye’deki Nusayri, Fas’takiler İmam Hasancılar ya da İsmailliler. Aslında Aleviler bütün coğrafyalarda farklı kimliklerle karşımıza çıkmaktalar. İşte farklılıktan çok ortak noktaları ortaya çıkarmak gerekiyor. Mesela on iki İmamlara bağlılık, Hak, Muhammed, Ali birliği ve sevgisi, Yassı Muharrem ve Kerbela ve daha bir çok nokta Alevi birliğinin gerçekleşeceği noktalardır. Şu an dünya konjonktürüne baktığımızda Alevi birliğinin salt inançsal değil siyasal olarak da dünya dengelerini oynatabileceğini görebiliriz. Bu ham bir hayal veya iyi niyetli bir istemden çok gerçekliğin öngörüsüdür. Dünya politik çevreleri bu gerçekliğin bilincindeler. Nitekim dünyayı yöneten sistemlerin Alevilere sempatisi boşuna değildir.
İslamiyet büyük bir potansiyel teşkil etmektedir. Bu sistemler potansiyelin içindeki çelişkileri kurcalamak ve kendi sistemlerine uygun çözümler geliştirmek amacındalar. İşte Aleviler bu çözümlerden kârlı çıkabilmek ve kaale alınan bir güç olmak istiyorlarsa -ki istemeleri gerekir- kendi lehlerine olan bu fırsattan yararlanmak zorundalar.
Aslında 21. yüzyıla, Alevi yüzyılı diyebiliriz. Daha doğrusu 21. yüzyıl Alevi yüzyılı olabilir. Bunun dış dinamikleri yukarıda da izah etmeye çalıştığımız gibi mevcut. Bütün sorun iç dinamiklerde. Yani Alevi birliğini gerçekleştirecek olan ve Aleviliği bütün insanlığa sunacak olan Alevilik bilinciyle donatılmış olan Alevi kadrolarındadır.
İnsanlık tarihi baskılar ve bu baskılara karşı geliştirilen isyanlarla şekillenmiştir. İslamiyet’in ortaya çıktığı ve geliştiği coğrafyalarda ise tarihi, baskılara ve zulümlere karşı direnen Aleviler şekillendirmiştir. Aleviliğin bugünkü şekillenmesine etkide bulunan faktörlerin başında bu aşağılanmışlık ve sürekli artarak süren baskılar gelmektedir. Acı bir gerçekte, bu baskıların ve aşağılanmaların günümüzde de yaşanmasıdır.
www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...