1
Emekliler diyarı'nda Bir 3/4/2009, 20:31
| Pepe, Emekliler Diyarı'nda |
![]() Ekşi Sözlük'ün tanınmış simalarından Pepe Ruhi, bu hafta emeklilerin yaşamına el atıyor. 2 Nisan 2009 14:54 [size=9]Bir insanın gelişim evreleri bellidir… Doğar, büyür, işe girer, çocuk yapar, emekli olur… Benim de hayatım o son kısma kadar iyiydi diyebilirim. İyi bir evim, elimde kumandam, öğleden sonraları top oynayabileceğim boş bir evim vardı. Her şey o Temmuz akşamı gelişti. Babam ve annem emekli olmuştu. Üstelik ayrılardı ve ben çileyi bir yaşayacakken iki yaşayacaktım… Şimdi size; "bir emeklinin çilesi nedir arkadaşlar?" desem. Hemen emekli kuyruklarından, Vakıfbank'tan, üç aylıkların azlığından falan bahsedersiniz. Ama kanımca emeklinin asıl çilesi can sıkıntısı… Yani "emekli daralması" hiçbir şeye benzemiyor, tabipler çare olamıyor buna… Yeni bir emekli nasıl yaşar, nasıl durumuna adapte olur anlatayım. Baba mesela… İlk işi mutlak evin teknolojisini geliştirir ikramiyesiyle. Benim babam ilk olarak eve uydu anteni taktırdı. İşte evin diğer ferdinin (ki bu ben oluyorum) çilesi bu noktada başlıyor. Çünkü baba dediğin öyle Dream TV Top 10'la veyahut e2'nin bol viskili dizilileriyle falan ilgilenmez. Baba dediğin hoşuna giden -düşüğün de düşüğü bütçeye sahip- yerel kanalı seyreder. Veya işte hobisi falan varsa onla ilgili bir şey… Benim babamın da binlerce kanal arasından izlediği iki kanal mevcut. Biri Yaban TV (avcılık ve atıcılık hakkında her şey), diğeri ise kökenine hürmeten Rumeli TV… Ben oturup izlemesem de, televizyonun önünden geçe geçe bu kanalların günlük programını ezberledim. 'Doktor Ali Postası var' mesela Yaban TV'de… Denk gelen varsa bilir. Adam her gittiği yerde kuşları çağırmak için ağzıyla inanılmaz bir motivasyon örneği gösterip ve ağzı da kurumadan, 2 saat boyunca kuş sesi çıkartıyor. Temsil misal ben evde mühim bir şeyle uğraşırken içerden birden "fiyuuuuuv… fiyuuuuv… fiyuuuuuv" düzeninde sesler geliyor… Sonra dayanamayıp bakıyorum tabii. Doktor Ali ve şürekası sürekli güveçte, vurdukları hayvanları pişirip yiyorlar. O güveç tüm memleket sathını gezdi. Tüm Türk Köylüsü o güvece ekmek bastırdı. Sabah akşam güveç var mönüde. Yani insan o kadar et, o kadar güveç yerse sonunda bağırsakları düğümlenir. Tuvalete çıkamaz. Ya da -bilakis- motoru bozar da gezilen dağda bayırda taşa silmek zorunda kalır. İkinci Kanal ise Rumeli TV… Arkadaş bir kanal tüm yayın hayatını "Rodop dağlarında bre Pakize'm" türküsüne gömer mi? Rumeli TV'de böyle. Babam sayesinde türkü kulaklarımdan bir türlü gitmiyor. Bir bu, bir de "Alişimin kaşları kara"… Tabii türkü yayınlamadıkları zamanlar Rumeli köylerini geziyorlar. Enteresan şeyler çıkabiliyor. Mesela bir teyze (ki sürekli teyzeler çıkıyor bu programa) maniler yazıyormuş, muhabire bunları okudu. Ben de öğrenip hemen kız arkadaşıma yolladım. Çok etkilendi. Şimdi buraya da yazacağım. Sevgilinizle dilli milli öpüşürseniz bana dua edersiniz artık. Aha; Bahçede ala inek/ tüyleri benek benek/ seni görmeyince/ boğazımdan geçmiyeri yemek… Bu imkânı bana veren Rumeli TV yetkililerine teşekkür ediyorum. Madem televizyondan gittik emekli anneye de bakalım. Ben; annem hoşlanmıyor ama bir yandan da merak edip izliyor diye kadına zorla MTV' deki "double shot at love" programını seyrettiriyorum. Bilmeyenler için anlatayım… Bu bir yarışma programı. Programın içinde biseksüel ikizler var… Seçici pozisyonundalar ve onların aşkını kazanmak için uğraşan on kız, on erkek var. Ama ne muhabbetler dostlarım. Kızlar bir kızlarla dilli milli girişiyor, bir erkeklerle… En son beğenilmeyen eleniyor falan. Bu yarışmanın sonlarına doğru bir de son kalan dört yarışmacının evine aileyle tanışmaya gidiliyor. İkizlerle yarışmacı… Yani üç kız el ele gidebiliyor baba ocağına. Hem iki bacıyı sıvazlıyorsun, hem de lezbiyenliğini doya doya yaşıyorsun. Şimdi bu bizde olsa yaman bir görüntü olur… Ama adamlar artık medeniyetin en ferah yerinde olduklarından çok acayip gelişiyor hikâye. Yarışmacı oğlanın babası müstakbel gelinlerinin göğüs arasından tekila içiyor, anne alkolün de tesiriyle gelinle sürtünmeli dans yapıyor falan… Gayya kuyusu gibi bir ortam… Neyse işte annem bu görüntüleri izledikçe şaşırıyor. Şaşırdıkça süper yorumlarıyla yarıyor. "ay iğrenç ya!", "ay şimdi de kızı mı öpüyor a! Aaa! Vallaha şaşırmış bunlar!" diye kültür şoku yaşadığını belli ediyor. Ama bunların içinden en bombası tabii ki mini etek giyip gelen ikizlerin şuh hareketleri karşısında annemin olanca Çankırılılığıyla (Çankırılılığı da ne güzel söyleniyor lan! Siz de deneyin…) "a aaa kaynının yanında götü gözüktü vallaha" demesidir. O ikizlerin birer kayına sahip olacakları fikri aklıma geldikçe gülüyorum… Babaya geri dönelim… Baba emekliliği boyunca önüne bira kasasını koyup oturabileceği bir dükkân mutlaka bulur. Ne zaman gitsen ordadır. Akşam da kesinkes; "madem oturdum minnet borcumu ucuz cips, gofret alarak ödeyeyim" düsturundan hareketle eve dravdan abur cubur alır. Ha bir de baba mutlaka ama mutlaka top sakal bırakır dostlarım… Benim babam sarışın renkli gözlü olduğundan top sakal bırakınca hepten yabancı gibi gelmeye başladı gözüme. Sanki evi Bizans Kralı Antonyus ile paylaşıyorum gibi geldi bir dönem bana. Hatta bir ara "yaa Antonyus buna Osmanlı Tokadı derler… Koca saraydan 2 oda 1 salon eve düştün tısısısısıs" şeklinde espri yaptım. Gülmedi… Ertesi gün de kesti hemen sakalı… (pühuuuy… Gündem konusu olarak seçimi yazacaktım ama uçmuş gitmişiz. Haftaya artık… Biraz soğuyacak ama… Nasip) Peperuhi
|
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Portal
Giriş yap









Anahtar Kelime | Tags:


