NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Veysel'i Anlamak
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1(ala) Veysel'i Anlamak Bir 31/3/2009, 11:48




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN


Ali Rıza AYDIN
“Halk arasında; bir ilahi, bir nefes ya da bir ozanın türküsü söylenirken, eksik söylenmemesine dikkat edilir. Eksik söylemek, bir ayeti eksik okumak kadar saygısızlık, bilgisizlik sayılır. Söyleyenin hüneri ve bilgisi bunlarla ölçülür”.
Sevgili Canlar (1)
Elbette eksik bilgi hepimizde olabilir, hatta payıma düşenin daha fazla olacağından da emin olabilirsiniz. Kimsenin bilgisini tartmakta haddime düşmez. Ben, Ruhi Su’nun bu yaklaşımını (2) çok önemsediğim için yeri geldikçe anarım. Örneğin geçengünkü bir sohbette, Veysel’in o meşhur mısrasını bende yanlış hatırlamışım, akşam aklıma gelince kararsızlık içine düşüp kitaba baktım. Veysel –anımsadığımın aksine- kimden aldın bu feryadı değil “Senden aldım bu feryadı” diyormuş. Yani son dörtlük şöyle: "Senden aldım bu feryâdı / Bu imiş dünyanın tadı / Anılmazdı Veysel adı / O sana âşık olmasa”. Akıl defter değil ki, herkes unutabilir, burada önemli olan buna özen göstermektir; Ruhi Su’nun sözleri bunu pekiştiriyor.
Ancak son günlerde dillendirilen, Veysel’in milliyetçiliğe kaydığı tezini asla kabul edemem. Evet, Ahmet Kutsi Tecer ile tanışmaları onun köyünden dışarı çıkmasını kolaylaştırmıştır ama bu görüşlerinde bir etki etmemiştir. Hayatındaki bu tesadüf olmasa da, Veysel erinde geçinde sesini dünyaya duyuracaktı; buna inanıyorum. Su akar yatağını bulur.
Bence sorulması gereken asıl soru, Veysel’in nasıl Veysel olduğudur. Yıllar önce, “Araştırmacılarını bekleyen bakir bir yöre: Emlek” adıyla bir yazı yazmıştım. Yazının amacı, bu yöreden, neden bu kadar ozanın-aşığın çıkabildiğini sorgulamaktı. Yazıyı bitirmek için noktayı koyduğumda, yanıtlanması gereken yeni sorular olduğunu gördüm. Yazıyı o haliyle yayınlayıp yayınlamamayı çok düşündüm; sonunda yazıyı - o haliyle- yayınlamayı, sonrada yazıya ikinci bir bölüm ekleyerek bu ikinci bölümde, somut iki ozanımızın şahsından kalkarak bu ozanların nasıl yetiştiklerini incelemeye karar verdim. Bu iki ozanımız, komşu köylümüz Aşık Agahi ile Âşık Veysel idi.
Başladım bu ozanlarımızla ilgili bilgi belge toplamaya, bulduklarımı inceleyince gördüm ki bu ozanlarımız Alevi- Bektaşi-Kızılbaş tekkelerine hizmet edip, oralardan aldıkları kültürle yoğrularak, buralarda yetişiyorlarmış. Bundan dolayı da bunlara “Tekke Şairi” ya da “Tekke Ozanı” bunların eserlerine de “Tekke Edebiyatı” demenin daha doğru olacağını düşündüm. Bundan sonra Kızılbaş tekkeleri üzerine yoğunlaşmaya başladım. Ancak günlük işlerin peşinden koşmaktan, başka sorunlarla cebelleşmekten, bunları yazamadım. Ama ne yaparsam yapayım, aklım, fikrim hep bu konuda kaldı.
Bu araştırmalarımın yan bir ürünü olan, bir zamanlar Âşık Veysel’e uygulanan saz yasağını anlatan bir yazıyı, “Cumhuriyetin ilk yıllarında saz” adıyla yayınlamıştım; hatta bunun kısaltılmış bir bölümü Birgün gazetesinde de yayınlandı.
Bence Veysel, son dönemde yaşamış olmasına rağmen, en az bilinen, bunun doğal sonucu olarakta en az anlaşılan şairimizdir. Niye sorusunun, sebepleri çoktur, buracıkta konuyu boylu boyunca aydınlatmaya kalkmak bu yazıyı çok uzatır, okurumuzda bunu okumaktan sıkılır. Ancak bunun anlaşılamamasının aslı nedeni, Veyselleri yetiştiren Tekkelerin bugün olmamasıdır.
Yinede, Veysel’in üzerindeki sis perdesini biraz aralayıp, gerçeği görmek için başımızı uzatsak, Veysel’in gösterdiği yere bakabilsek, tabi onu görmek isteyen gözümüz, gördüğümüzü algılayacak bilgimiz olsa gerçek ortada apaçık duruyor. Bunun için belki de Veysel’in eserlerinde arkeolojik bir araştırma yapmaya bile gerek kalmayacak. Bakınız Veysel bir mülakatında şöyle demiş: “Ortaköy’de bir Mustafa Abdal Tekkesi vardı. Yıkıldı sonra, yerine karakol yapıldı. Hasan Baba ve Arapoğlu Derviş Mehmet, babalarıydı. Bu tekkenin… İkisi de mücerret idi. Mücerret demek, dünya evine girmemiş, avrada uçkur çözmemiş demek... İlmiyle tanınmış kimselerden oluşurdu mücerretler. Üç gün, beş gün bazen bir ay kalırdım tekelerde. En çok Hasan Babayı severdim. Olgun bir insandı. Cömertti."(3) Oyalanıp zaman geçirsin diye, çocukluğunda Veysel’e verilen ilk sazında, Mustafa Abdal Tekkesinden geldiği bilinen bir gerçektir.
Söz konusu yazımı yazamayışımın bir nedeni de, burada adı geçen -Seyit Kemal Karaalioğlu’nun- eserini bulamayışımdır. Sağ olsun Gülağ Öz, “Bütün Yönleriyle Âşık Veysel” adıyla güzel bir kitap hazırlamış. Kitapta Veysel’le ilgili yazı yazmış, araştırma yapmış birçok kişinin yazdıkları var, ancak Seyit Kemal Karaalioğlu’nun kitabında yer alan mülakat yok. Bu eseri bulayım, burada belki başka şeylerde vardır onu okuduktan sonra yazımı yazayım dedim, murat ettiğim şey olmadı.
Veysel’in yetişmesi ile ilgili merak ettiğim, kafamdaki düğümü çözen asıl bilgiyi, Gülağ Öz’ün “Âşık Veysel” adıyla yayımladığı yeni kitabında buldum. Gülağ Öz’ün bu kitabından öğrendiğime göre, Veysel’i Veysel eden, onu yetişirken besleyen Mustafa Abdal Tekkesi kapandıktan sonraki diğer bir kaynakta özetle şöyleymiş.(4)
677 sayılı kanunla,(5) Tekkeler kapatılınca Hacı Bektaş Tekkesinin son Dedebabası, Salih Niyazı Dedebaba, oniki kişi olan, Halife dedebabasını etrafına toplayıp: “başınızın çaresine bakın” demiş. Bu Dedebabalardan üçü: Hakkı Baba, Muhtar Baba, Salman Baba Emlek bölgesinin alevi köylerine gelmişler; belki de burada sığınmışlar demek daha doğru olur. Tarihsel öykü çok uzun, biz uzun sözün kısası deyip şu bilgiyi verelim: Salman Baba Veysel’in köyünde bir süre kaldıktan sonra, bu köyün 5 kilometre kadar uzağında olan Meçit Köyüne yerleştirilmiş. Veysel’in babası da dervişçiymiş, Selman Babanın Meçit’e yerleşmesine yardımcı olmuş, ona hizmetler etmiş, elinden geleni yapmış. Arnavut Kökenli olan Salman Baba’nin, Mustafa Kemal’i ilkokul yıllarından bu yana tanıdığını, aralarında bir dostluk olduğunu da -burada yeri gelmişken - söylemeden geçmeyelim.
Veysel her hafta da Salman Baba'nın yanına gider üç dört gün orada kalırmış. İşte Veysel’in gıdalandığı yerler bu pınarlarmış. Şimdiye kadar bunlar görülmeden ya da görülmek istenmeden, bulutsuz bir gökyüzünde aniden yağmur yağarmış gibi, Veysel anlatıldı. Halbuki bilinen gerçek şudur; kendiliğinden sanılan her eylemin, üzerini örten sis perdesini kazıyınca, altından kıpkızıl bir inisiyatif çıkar.(6)
Bu benim önüme, sorulması gereken yeni soruları getirdi: Bektaşi Tekkeleri nasıldı, buralarda nasıl bir yaşam vardı, buradaki muhabbet ortamları insanların olgunlaşmasına nasıl yardımcı oluyordu? Şimdi bu sorunun peşinde koşuyorum.
Söylemimdeki, farkı fark edeceğiniz gibi, tekkelerdeki eğitim dememeye özen gösteriyorum. Çünkü Bektaşi tekkelerindeki, kişinin olgunlaşıp “Men aref sırrına” (7) ermesi bugünkü eğitim anlayışı gibi bir süreçle olmazmış, yani onu bugünkü –eğitim- sözcüğü karşılamıyor. Bektaşiler her kişinin özünde Hakla bâtıl’ın birlikte bulunduğuna, kişinin arifler meclisinde, muhabbet ortamlarına (bağında) girerek, burada kendi içindeki uyuyan Hakkı uyartıp, Hak ile Hak olacağına inanırlar.(Cool Bu yüzden Ruhi Su’nun söylediği o meşhur deyişimizde “Uyurken üstüme gelen yoldaşlar gafil aç gözünü -haydi, haydi- uyan dediler”, “Uyandım uykudan acım gözümü kulak verdim – canım canım- döndüm yüzümü” diyor; bu manada Pir Sultan Abdal’da bir deyişinde “Uyur iken uyardılar” der.(9)
Bektaşi muhabbetlerinde, kişinin önündeki yolu açıp, onun dört kapı kırk makamda yol almasına rehberlik eden, kişinin o makamlara girmesi için muhabbetleri başlatarak o – içindeki gönül- kapıların açılmasına yardımcı olan, muhabbet ehline (muhabbet erbabına) ne denirmiş bilmiyorum. Ebeme bunları soramamıştım, bundan sonra da soramam, annemde bilmiyor. A. Gölpınarlı’nın “Tasavvuftan Dilimize gecen Deyimler ve Atasözleri” adlı kitabında bunun için belirttiği deyimin Bektaşilikten daha çok Mevlevilik için geçerli olacağını düşünüyorum. Çünkü Mevleviler Farsça, Bektaşiler ise Türkçe deyimler kullanıyorlar; örneğin Mevlevilerin BAB dediği şeye Bektaşiler KAPI diyor, 4 kapı 40 makam gibi; kapının kolu gibi kapıyı açan kişiye de Türkçe bir tabir demiş olabilirler.
Şimdi OXFORD Üniversitesi gibi dünyanın en eski üniversitelerinin nasıl, ne amaçla kurulup yaşamlarında nasıl bir evrimden geçerek bu güne geldiğini merak ediyorum. Acaba diyorum, kendi kendime, bizim Bektaşi tekkeleri de kapatılmasaydı böylesi kurumlara dönüşemezler miydi? Londra’da yaşayan arkadaşlara, kafamdaki bu sorunu açıp bunu araştırmalarını önerdim.
Sevgili dostlar, göründüğü gibi, bir dokun bin ah işit hesabı, Veysel sorunu çok dallı budaklı bir sorun. Ben yine başladığım noktaya dönüp o meşhur tezimi yinelemek istiyorum: Kızılbaşlık-Bektaşilik bilinmeden, Anadolu kültürünün hiçbir yeri tam olarak anlaşılıp aydınlatılamaz.
Aşk-ı muhabbetlerimle. Aşk ola.
Ali Rıza AYDIN



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...


www.NURHAK.org

Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...


Bir TeşekkürBir Paylaşım
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

2(ala) Geri: Veysel'i Anlamak Bir 31/3/2009, 23:13




NURHAK PORTAL'da
FORUM AŞIĞI
FORUM AŞIĞI
Evet babakocan cok güzel bir yazi asik vesel´i anlamak,tanimak ve deyislerini yorumlamak icin bir güzel anadolu aleviligini,bektasiligini ve anadolu kültürünü derinlemesine irdelemek ve arastirmak gerek.Günümüz insanlari teknolojik imkanlara ragmen kendi önüne sürülmüs olan hazir ögretiyi ve hicte saglam tabana oturmayan uydurma bilgilere revac göstermektedir buda insanlarin kendi özünden kendi ögretisinden ve kendi kültürel mirasindan uzaklasmasina neden oluyor.Oysaki asik veysel gibi nice degerli ozanlarimiz,sairlerimiz,bize ait insanlarimiz var ama bunlarin hepsi günümüze hakim olan anlayis tarafindan bilerek ve istenerek bizlerden uzaklastiriliyor.Bakiyorsun insanlar hicte deger verilmeyecek insanlarin carsaf carsaf haberlerini ortaliga sürerek insalarda bilinc kirliligi yaratmaya calisiliyor,hicde deger verilmeyecek insanlari farkli göstererek o insanlari yere göge sigdirilmiyor,oysa belkide o insan bir insan düsmanidir bunu herkesde cok iyi biliyor ama bi gerekce ile halka iyi insanmis gibi lanse ettiriliyor.Bunlarin farkinda olmak durumundayiz ve asik veysel gibi insan ahlakinda,kültüründe,sevgisinde ve insanlik icin hayatini adamis kisileri her firsatta öne cikartilmali ve yasami yeni nesillere aktarilmalidir.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: Veysel'i Anlamak|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
Veysel'i Anlamak Full Indir, Veysel'i Anlamak Full Dinle, Veysel'i Anlamak Full Izle ,Veysel'i Anlamak Download ,Veysel'i Anlamak Yükle ,Veysel'i Anlamak Free Download ,Veysel'i Anlamak ne demek ,Veysel'i Anlamak nasil oluyor ,Veysel'i Anlamakücretsiz indir ,Veysel'i Anlamak fragmani, Veysel'i Anlamak Film, Veysel'i Anlamak Müzik ,Veysel'i Anlamak mp3, Veysel'i Anlamak Videolari ,Veysel'i Anlamak Resimleri, Veysel'i Anlamak Dizileri, Veysel'i Anlamak Sorun ,Veysel'i Anlamak hatasi ,Veysel'i AnlamakCözüm nedir, Veysel'i Anlamak ne demek ,Veysel'i Anlamak nasil ,Veysel'i Anlamak Programm ,Veysel'i Anlamak Kurulum ,Veysel'i Anlamak Yardim Veysel'i Anlamak Kim

 
Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Admin İletişim
Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
©NurhaK.OrG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...
NURHAKPORTAL ANASAYFAYA GİT!


forum kurmak | © PunBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blogunuzu yaratın