NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
OZANLARIMIZ!
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Sayfaya git : 1, 2  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 2 sayfası]

1(ala) OZANLARIMIZ! Bir 28/1/2009, 16:52




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
AŞIK HÜDAİ
Hayatı ve Şiirleri

1940 yılında Maraş’ ın Göksun ilçesinin Yoğunoluk köyünde doğdu. 11 yaşından itibaren irticalen şiir söylemeye başladı. Yaşlı ve usta aşıkların yanında kendisini yetiştirmiştir. Küçük yaşta babasını yitirir. Okumayı yazmayı birçokları gibi Hüdai de askerlikte öğrenir.

İki yıl Konya da yapılan aşıklar bayramına katıldı. 1968 yılında şiir dalında birinci olarak Fuzuli ödülünü aldı. 1969 da atışma ve şiir dallarında ikinci olarak Dadaloğlu ve Yunus Emre ödüllerini kazanmıştır. Şiirleri iç dünyasını yansıtır. Tasavvufa yönelmiştir. Şiirlerinde kendine özgü bir incelik ve deyiş güzelliği vardır. 23 Kasım 2001 tarihinde aramızdan ayrıldı...
Kaynak: www.turkuler.com



Duygular Dönüştü Söze

Erenler Zehir Getirin
Balınan Öldürmen Beni
Bağrıma Diken Batırın
Gülünen Öldürmen Beni

Hiçlik Aleminde Mestim
Varlık Sevdasını Kestim
Yokluk Benim Eski Dostum
Malınan Öldürmen Beni

Yar Diyerek Yana Yana
Can Teslim Ettik Canana
En Yakınım Kıysın Bana
Elinen Öldürmen Beni
Bir Aşktır Düştü Özüme
Yanarım Kendi Közüme
Leyla Görünüp Gözüme
Çölinen Öldürmen Beni

Duygular Dönüştü Söze
Yanık Seda İşler Öze
Dertli Dertli Vurup Saza
Telinen Öldürmen Beni

Hüdaiyim Daldım Gama
Saldı Beni Demden Deme
Asın Kesin Yüzün Amma
Dilinen Öldürmen Beni
Makbuldür

Faydası olmayan bahardan yazdan
Yüce dağbaşının kışı makbuldür
Cahilin ettiği sohbetten sözden
Alimin hayali düşü makbuldür

Lokma yeme muhannetin elinden
Kurtulaman sonra acı dilinden
Namertlerin kaymağından balından
Merdin kuru yavan aşı makbuldür

Hüdai konuşur bir ince dilden
Hal ehli olmayan bilir mi halden
Bilgisiz görgüsüz duygusuz kuldan
Ölülerin mezar taşı makbuldür


Gönül Çalamazsan

Gönül çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın namesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit

Bekle dost kapısın sadık dost isen
Gönüller tamir et ehli dil isen
Sevda Sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit

Rızaya razı ol hakka kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Gel haktan ayrılma hakkı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdai incinir inciden versen
Ne kimseden incin ne eli incit



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...



En son ağcaşarlı tarafından 28/1/2009, 17:07 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

2(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 28/1/2009, 17:01




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
KUL HİMMET
Hayatı ve Şiirleri

16’ncı yüzyılın sonlarında Tokat Almus Güdümlü köyünde doğdu. 17’nci yüzyılın ilk yarısında öldü. Coşkulu deyişleriyle tanınan ve Hatayi ile Pir Sultan’dan sonra gelen üçüncü büyük Alevi-Bektaşı şairi. Pir Sultan ile yakın arkadaştı. Onun asılmasından sonra uzun süre saklandı. Şiirlerinde tarikat kurallarını her kültür düzeyinden Alevi-Bektaşilerin anlayabileceği bir yalınlıkla anlattı. Bazı şiirleri asıl isimleri İbrahim ve Hacik Kız olan "Kul Himmet Üstadım" takma isimli şairler ve başka Himmetlerin yazdıklarıyla karıştı. Kul Himmet’le ilgili bilgi ve şiirleri Cahit Öztelli, "Pir Sultan’ın Dostları" (1984) adlı kitabında derledi.



SEYYAH OLUP ŞU ÂLEMİ GEZERİM

Seyyah olup şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkarımca okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden
Kusurumu gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet üstadım ummana dalam
Gidenler gelmedi bir haber alam
Abdal oldum şal giydim bir zaman
Bir dost bulamadım gün akşam oldu


Dün gece seyrim içinde



Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali'yi gördüm
Egildim niyaz eyledim
Düldül'ün nalini gördüm

Kanber'i durur saginda
Salinir cennet baginda
Ali, Musa Turdagi'nda
Ben dedem Ali'yi gördüm

Üç çerag yanar sisede
Arslanlar gizli mesede
Yedi iklim dört kösede
Ben dedem Ali'yi gördüm

Yüce daglar boran coskun
Kul Himmet askina düskün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali'yi gördüm



Aklim fikrim yâr eyledim ben bana


Aklim fikrim yâr eyledim ben bana
Ögüt verdim deli gönül almadi
Bir kilecigi var almis eline
Dünyayi içine koydum dolmadi

Almasi farz imis sünnettir selâm
Hak nurdan yaratmis yaz dedi kalem
Bir çiçek yaratti ol Rabb'ül-âlem
Ani kokulayan mahrum kalmadi

Var bir pire eris serseri gezme
Gözet gözün önün yolundan kalma
Degme bir dükkâna yükünü çözme
Bunda çok bazergân assi kalmadi

Gençlik yaza benzer kocalik güze
Yüregim baslidir dertlerim taze
Boynun eg de hizmet eyle üstâza
Seytan benlik ile menzil bulmadi

Kul Himmet'in deste gülü elinde
Daima zikreder Hakk'i dilinde
Bir güzel sevmisim Hakk'in yolunda
Hayali gönülden zail olmadi



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

3(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 28/1/2009, 17:10




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN

AŞIK DAİMİ





Hayatı ve Şiirleri

Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul'da doğdu, aslen Erzincan'ın Tercan ilçesindendir. Ali Babaoğullarından Baba Daimi, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul'a göç etmiştir. Aşık Dami'nin iki dedesi de saz şairiydi o nedenle saz çalmayı ve söylemeyi kolayca öğrendi. Bir süre sonra da kendi deyişlerini okumuştur. İstanbul'dan ayrılarak bir süre baba diyarında kalan aşık 1950 yılında evlendi iki kızı ile iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul'a yerleşti.

TRT Genel Müdürlüğü'nce açılan sınavı kazandı. O tarihten sonra kaşeli sanatçı olarak görevini sürdürdü. Zaman zaman yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı. En çok bilinen eserleri: Ne ağlarsın, seherde bir bağa girdim, bir seher vaktinde.......
Kaynak: www.turkuler.com

Bir Seher Vaktinde

Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara
Öter Şeyda Bülbül, Dil Yarelenir
Bakmaz Mısın Sinemde Dağlara
Derdim Dökmeye Dil Yarelenir

Boş Geçirmeyelim Gel Bu Çağları
Dolaşalım Sahraları Dağları
Bir Gün Gazel Döker Ömrün Bağları
Eser Sam Yelleri Dal Yarelenir

Daimi’yim Yanar Aşkın Çırağı
Dostun Muhabbeti Cennet Otağı
Ancak Şu Dünyada Derdim Ortağı
Sazım Figan Eder Tel Yarelenir


Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
Göklere Erişti Figânım Ahım,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Bir Gülün Çevresi Dikendir Hardır,
Bülbül Har Elinde Ah İle Zardır.
Ne Olsa Da Kışın Sonu Bahardır,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Daimi'yem Her Can Ermez Bu Sırra,
Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.
Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

4(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 28/1/2009, 17:17




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN

KUL NESİMİ





Hayatı ve Şiirleri

17'nci yüzyılda Anadolu'da yaşamış tekke şairi. Alevi-Beştaşi inançlarını dile getirdiği şiirleriyle tanınır. yaşadığı yer ile doğum ölüm yılları ve tarihleri konusunda bilgi yok. Şirleri Hurufilik, Caferilik ve Haydariliğe olan ilgisini yansıtır. Şiirlerinde hem hece hem aruz ölçüsünü başarıyla kullandı. Nefesleri Bektaşi ve Alevi'ler arasında çok tutulur. Bazıları günümüze kadar ulaşmıştır. Azeri asıllı Hurufi şair Nesimi ile uzunca sür süre karıştırıldı. Ama ikisinin ayrı şairler olduğunu ilk kez Cahit Öztelli ortaya çıkardı (Pir Sultan'ın Dostları-1984).



YÂR BENİMDİR KİME NE

Ben yitirdim, ben ararim yâr benimdir kime ne
Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne
Gah giderim medreseye ders okurum Hak için
Gah giderim medreseye dem çekerim kime ne

Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine
Saki doldur ben içerim günah benim kime ne
Ben mekamet gömleğini deldim, taktım eğnime
Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne

Ah Yezid seccadeni al yürü mescid yoluna
Pir eşiği benim kabem kıblegahım kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa
Gah inerim yeryüzüne yâr severim kime ne

Kelb rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne
Nesimi'ye sordular, yârin ile hoş musun
Hoş olayım hoş olmayım o yâr benim kime ne

CANIM ERENLERE KURBAN

Canım erenlere kurban
Serim meydanda meydanda
İkrarım ezelden kadim
Canım meydanda meydanda

Yanarım yoktur dumanım
Gönlümde yoktur gümanım
Al malım bağışla canım
Varım meydanda meydanda

Kellem koltuğuma aldım
Kan ettim kapuna geldim
Ettiğime pişman oldum
Darım meydanda meydanda

Münkir rakipten kaçın
Müminim hülle don biçin
Ben bülbülüm bir gül için
Zarım meydanda meydanda

Gerçek olan olur gani
Gani olan olur veli
Nesimi'yem yüzün beni
Derim meydanda meydanda

SORMA MEZHEBİMİZİ

Sorma be birader mezhebimizi
Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
Çağırma meclis-i riyaya bizi
Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır

Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz
Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz
Hakikat bağında hata bilmeyiz
Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır

Bizlerden bekleme zühd ü ibadet
Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet
Tevalla olmaktır bize alamet
Sanma ki sağımız solumuz vardır

Ey zahit surete tapma hakkı bul
Şah-ı velayete olmuşuz hep kul
Hakikat şehrinden geçer bize yol
Başka şey bilmeyiz Ali'miz vardır

Nesimi esrarı faş etme sakın
Ne bilsin ham ervah likasın hakkın
Hakk'ı bilmeyene Hak olmaz yakın
Bizim Hak katında elimiz vardır




www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

5(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 28/1/2009, 17:31




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
DERTLI DIVANI

15 OCAK 1962 tarihinde Urfa'nin Kisas koyunde dogdu.Asil adi VELI AYKUT 'tur.Dedesi Ahmet baba Ve babasi hamdullah olan ASIK BURYANI DIR.Ailesindeki gelenegin devami olarak kucuk yaslarda asiklik konusunu ve baglama calmayi ogrendi.Siir yazmayada kucuk yaslarda basladi.Yuksekogrenimini Ankara 'da tamamlyan dertli divani ,hem kendi siirlerini hemde babasi yada baska asiklarin siirlerini bestelemktedir.

Mahlasini olusturan Dertli bolumunu 1978 yilinda Emrullah Efendi ,bir kac ay sonra evlerini ziyaret eden BEKTAS EFENDI ise Divani bolumunu verdi.Boylelikle DERTLI DIVANI mahlasi tammamlanmis oldu.Daha 16 yasindayken soyledigi dogaclama deyislerinde bu mahlasi almasinda onemli bir etkisi oldu.
Asikligin yani sira HACI BEKTAS DERGAHi YONUNDEN BIR ALEVI BEKTASI DEDESI OLAN dertli divani?TURKIYE VE TURKIYE DISINDA BIRCOK KONSER VE TOPLANTIYA KATILDI.eSERLERI BIR COK SANATCI TARAFINDAN YORUMLANAN dertli divani BUGUNE KADAR 5 TANESI KISIEL OLLMAK UZERE ?BIRCOK ALBUM HAZIRLADI.Hemen her konuyu isleyen DERTLI DIVANI 'nin siirleri cesitli gazete ,dergi ve arastirmalrda yeraldi.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

6(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 28/1/2009, 23:43




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Meçhuli

Aşık Meçhuli “1949 yılında Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesine bağlı Kaşanlı köyünde doğdu.
Babası Hasan Öztürk'ün dört yıl askerliği sırasında annesi Elif, üç çocuğunu beslemek için elinde bulunan küçük bir araziyi satmak mecburiyetinde kaldı.

Bu nedenle aşık ve 2 kardeşi tamamen topraksız kaldı. Aşık O gün bugün; yoksullukla savaş halindedir. Babası askerden döndükten sonra, halk arasında “ince hastalık” dedikleri vereme yakalanarak öldü.

Annesi ve 2 kardeşi yaşamak için her işte çalışmak mecburiyetindeydi kaldı. İlk bahar gelince Maraş ovasına pamuk tarlalarını çapalamak zorunda bile kaldı.


1968 yılında İsmail İpek tarafından “Meçhuli Sazıyla Yarine Der ki” adlı şiiri plak yapıldı. Bilahare aynı sanatçı tarafından öbür şiirleri de plak yapılmaya devam etti. Bir ara Ankara Hastahanesi'nde işçi olarak çalıştı. Daha sonra İmar-İskan Bakanlığı'nın Afet işleri Genel Müdürlüğü'nde memur olarak bir sene çalıştı.

Meçhuli şiirlerinde aşk, gurbet, dostluk, yoksulluk, yalnızlık, adalet, halkçılık, bağımsızlık temaları üzerinde durur.


Eserlerinden bazıları:

Güzel Dost

Bana ettiğini biliyor musun
Sineme hançerin çaktın güzel dost
Beni ağlattığın yetmez mi gayri
Bu garip gönlümü yıktın güzel dost

Dertsiz iken beni verem eyledin
Derdini yarama merhem eyledin
Kendin Aslı beni Kerem eyledin
Aşkın ateşine yaktın güzel dost

Gönlümü kendine eyledin esir
Seni sevmek midir bir bana kusur
Zülfünün teline asılan Mansur
İnsafsızca dara çektin güzel dost

Sönmesin bu aşkım yansın dedikçe
Yana yana seni ansın dedikçe
Allahım kitabım sensin dedikçe
Çıkıp yücelere baktın güzel dost

Bu kadar insafsız olur mu insan
Ettiğin Hüseyn'e etmedi Mervan
Hali hazır kendim hayatta iken
İsmime Meçhuli taktın güzel dost


Dağ Başında

Etrafımda insanlar çok
Yalnızım dağ başında
Dertlerimi bilenim yok
Yalnızım dağ başında

Yüce dağlar aşman oldu
Hep sevenler pişman oldu
Eski dostlar düşman oldu
Yalnızım dağ başında

Gece gündüz hayalimde
O dost kaldı vebalimde
Kimseler bilmez halimde
Yalnızım dağ başında

Günbegün dert çoğalıyor
Gönlümü dosta bağlıyor
Meçhuli neden ağlıyor
Yalnızım dağ başında



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

7(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 02:39




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN

MUHLİS AKARSU





Hayatı ve Şiirleri

Muhlis Akarsu, 1948 yılında Sivas'ın Kangal ilçesi Minarekaya köyünde doğdu. Küçük yaşlardan itibaren katıldığı muhabbetlerde ve cemlerde Alevi-Bektaşi kültürünü öğrendi;saz çalıp türkü söylemeye başladı. Kısa zamanda sesinin güzelliği ile fark edildi. Gençlik yıllarında geldiği İstanbul'da Mahzuni Şerif'in, Davut Sulari'nin deyişleriyle tanıştı. İlk söylediği deyişlerde gerek saz çalış gerekse okuyuş itibarıyla Davut Sulari'nin etkisi görülür. Davut Sulari'nin kendine özgü bol hançere hareketlerini içeren tavrından uzun süre kurtulamayan Akarsu, kendi deyişlerinde de bu tavrı-kısa bir süre de olsa- denemiştir. Daha sonraları deyişlerinde ve deyiş söyleme tavrında Sulari'nin etkisinden kurtulduğu görülür. 1970'lerden itibaren dönemin etkili aşığı Mahzuni Şerif'in izleri belirir Akasu'da...Uzunca bir süre Mahzuni'nin deyişlerini çalar, okur. Bu arada Alevi-Bektaşi aşık geleneğinden de kopmaz. Pir Sultan, Kul Himmet gibi büyük ozanların birçok deyişini geleneksel kalıplardan çıkmadan seslendirir.

1980'li yıllarda ise Akarsu, artık kendi kimliğini bulur. O güne kadar usta malı deyişlerle kendini gösteren Akarsu, 80'lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir. Bu yıllar adeta parladığı yıllardır Akarsu'nun... "Muhabbet" serisinin her yapıtında yer alır. Eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okunur. Ancak sanatının en verimli ve olgun döneminde yaşama veda eder (2 Temmuz 1993, Sivas Madımak Oteli yangını) Ardında ise milyonlarca seveni ile birlikte 100'den fazla kırkbeşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyiş bırakır.

Muhlis Akarsu'nun yapıtlarına şöyle bir bakıldığında, tümünün lirik bir ifadeyle yapıldığı ve söylendiği hemen fark edilir. Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği görülür. Akarsu'nun yar üzerine söylediği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü yüzlerce deyişi vardır. Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz;ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz. Birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür. Alevi-Bektaşi edebiyatının ve müziğinin deyiş türüyle ünlenen aşığı Muhlis Akarsu'nun Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek mümkündür. Muhlis Akarsu'nun eserlerini dinledikçe gerçekten de akarsu gibi çağlayan sesini hissedecek ve onu sevgiyle anacağız. Ruhu şad olsun.

kaynak: www.welat.org


Nenni Nenni

Bunca Gamın Bunca Derdin İçinde
Yaşamak Bizlere Zor Nenni Nenni
Sizden Umudumu Kesmem Erenler
Elbet Bir Çaresi Var Nenni Nenni

Üstümüzde Duman Vardır Dağ Gibi
Her Yandan Kuşatmış Sanki Ağ Gibi
Güz Gelince Bozulmuş Bir Bağ Gibi
Ne Hallara Düştük Gör Nenni Nenni

Eğil Gel Akarsu Gel Hakka Eğil
Bir Kere Ağ Yara Vermedin Meyil
Suç Bizim Sevdiğim Kimsede Değil
Gelmişiz Dünyaya Kör Nenni Nenni


Yoruldum Yorgunum

Yoruldum Yorgunum Fazla Gidemem
Neler Etti Kahır Beni Zulm Beni
Kolay Değil Ben Bu Derdi Çekemem
Zalimin Elinde Koydu Hal Beni

Arsız Değilidim Arsız Ettiler
Saldılar Gurbete Yurtsuz Ettiler
Yardan Ayırdılar Yarsız Ettiler
Şimdi Gizli Gizli Kınar El Beni

Akarsuyu Aşka Yaktı Yaradan
Ömür Bir Gün Gibi Geçti Aradan
İşte Geldim Gidiyorum Dünyadan
Oturmuş Bekliyor Kuru Sal Beni



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

8(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 02:44




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN

AŞIK ŞAHTURNA




SANATCI AİLE Aşık Şahturna, Ozan Şiar, Şafak ve Şirin




Hayatı ve Şiirleri

1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz evriminde CD’ler dizileri birbirini takip etti. Yurdun dört bir yanını dolaştı. Birçok uluslararasi seçkin meslektaslariyla, aydinlarla dünyanin birçok ülkelerinde konserlere çikti. Felsefi duygu yüklü yapıtlarının yanısıra, sosyal-toplumsal, sevda-umut dolu eserlerini güçlü şiirleri, kendine özgün yanık sesiyle icra eden büyük Halk Ozanı ŞAHTURNA gerek güçlü yapıtları, gerekse de toplumsal duyarlılığı, büyük mücadeleleri, başeğmez, onurlu sanatçı-duruşu ile çağından-ülkesinden sorumlu seçkin kişiliğe haizdir.
Uzun yıllar ağır bedellerini ödediği İNSANLIK-DOSTLUK-SEVDA-PAYLAŞIM Dünyası’nın öncü sanatçı-ozanlarından ŞahTurna çok ağır baskılara ve zor koşullara rağmen nakış-nakış işlediği yüzlerce yapıta (ki birçok eseri başka ünlü sanatçılar tarafından da seslendirildi), kaset-plaklara, şiirlere imza attı. Yapıtları Üniversite, TV-Arşivlerine geçti. Uluslararası dillere çevrildi. Yayımlandı. Birçok bilim adamı, yazarlar araştırmacılar yüzlerce makale, röpörtaj ve araştırma dizileri yaptılar. Doktora tezlerine konu oldu. Ozan ŞahTurna ’Dünya çapında birçok aydın yazar, sanat ve kültür erbabı ile yakın çalışma ve dostluk yaşamları ile apayrı özellik ve güzelliklerle bezenmiştir...
Uluslararası Dostluk-Barış ve Özgürlük ödülüne de layik görülen Aşık Şahturna yasamını tanınmış Sanatçı ve yazar ŞİAR CAN’ la birleştirdi. ŞAFAK ve ŞİRİN adlarındaki kiz çocukları da çok başarılı sanatçı ve şairdirler.






Insanı başa taç yaptım

Ne eğildim, ne de saptım.
Acılardan ilaç yaptım.
Insanı; başa taç yaptım.
Tacı-tahtı yıktım canlar!

Özümü çektim darlara.
Güneşim vurur karlara.
Uyuyan bakan körlere,
Acı acı baktım canlar!

Insanlık için yürüdüm.
Bedenim korla bürüdüm.
Mum oldum yandım, eridim.
Meşaleler yaktım canlar!

Şah Turna, yar yarasından.
Güneş doğar arasından.
Nesimi'nin derisinden,
Boynuma ip taktım canlar!


Ateşi Yakar Güneşim

Ateşi yakar Güneşim
Yıldızları Avuçlarım
Dogmadan bin yillik yasim
Insanligi Amaçlarim

Dolu aktım,boşa doldum
Denizlere buhar oldum
Güze kışa bahar oldum
Düze çıkar Yamaçlarım

ŞahTurna şakır dalında
Rengim var gülün alında
Mazlum insanlık yolunda
Çekildi tel tel saçlarım!




www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

9(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 15:54




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
ASIK HUDAI(1940-2001)

Sabri Ocak 1940 yilinda maras 'in goksun ilcesine bagli Yosunluk koyunde dogdu.Askerligi sirasinda onemli bir firsat yakalayip ali okulunda okumayi ogrenmis.Bu nedenle askerligini hep saygiyla, sevgi ile aniyor.Kendi alanindaki bir cok ustalarin esrini okuyup ozumsemis.Hudai 'nin yapitlarinda one cikan hep sevgidir.sanati ve yasami sevgiyle ozetlenebilir.Hudai az ureten ,sanatin yuzuyle degil ozuyle ilgilenen bir ozan.

"Sanatimiz bir olaydan, bir muhabbetten ,yasamin kendisinden dogar.Saganak yagmur gibidir bizimki.Olum uzerine ise atin ,destan ,guzele yonelikse guzelleme turkudur.Yasamdan soylemeyiz.Yasamin guzelligi sanata yansir .Halktan kopan halk icin yazamaz ,halkca benimsenmez, calinmaz,soylenmez, cagrilmaz .Turkulerimize siir demek yetmez.Cunku onlari kalem yazmaz,deftere sigmaz ,dilden dile ,telden tele bellekler yazilir.Ezgiyle soylenir.Asiktir ,sevgidir ,duygudur ,yuregimizin kimiltisi ,ruhumuzun iniltisidir.Sevdamizin kendisidir.O muhabbetlerde deyis, cemlerde nefes ,toplumda oguttur,atasozudur."
asik hudai



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

10(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 16:30




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Asıl adı Ali Ayhan olan Ozan Nurşani, 2 Şubat 1959'da Gaziantep/İslahiye'nin Sakçagözü Köyü’nde doğar. 10 yaşlarında bağlama çalmaya köyüne gelip giden aşıklardan etkilenerek başlar. Babasının da bağlama çalmasına yardımı ile bağlama çalmayı geliştirir. Daha sonra 1972-73 yıllarından itibaren şiir yazmaya da başlar. Artık Aşık Mahzuni gibi birçok aşıkla birlikte çeşitli konserlerde çalıp söyleyecek kadar kendini geliştirmiştir. İlk plağını da 1972-73 yıllarında doldurur ve kendisine verilen Hürşani mahlası, plakta Nurşani olarak yanlışlıkla basılır. Daha sonra da bu mahlası kullanır. Türküleri dilden dile dolaşır. O hem kendi bestelerini hem de başka halk ezgilerini çalıp söylemeye devam eder. Sevgi, doğa, taşlama, toplumsal sorunlar gibi konular ve ayrıca Barak ezgileri de kendine has yorumuyla onun bağlamasında ve dilinde hayat bulur. Aşık Mahzuni ile birlikte 1979 yılında konser vermek için Almanya'ya gelir ve daha sonra da burada kalmak üzere yerleşir. Yüzlerce şiirlerinden bir kısmını kendisi bestelemiştir ve besteleri çeşitli sanatçılar tarafından da okunmaktadır. Bugüne dek 20 nin üzerinde kaseti çeşitli firmalar ve emek hırsızları korsan kasetçiler tarafından piyasaya sürülmüştür. Ozan Nurşani’nin kendi şiirlerinin bir bölümünü topladığı bir kitap çalışması bulunmaktadır.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

11(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 16:34




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
(ozan nurşani)
Şiirlerinden örnekler:

İstersen

Ne kefen isterim ne de bir tabut
Ben öldükten sonra yakın istersen
Değişik bir madde olur kalırım
Açıp mezarımı bakın istersen

Ben insan doğmuşum bundan hakka ne
Doğadan senaryo hakka şaha ne
Öte dünya varmış bir de daha ne
Delinin birisi takın istersen

Üfledim ötmedi elin düdüğü
Geçemedim engelleri gediği
Bana çirkin elin güzel dediği
Bir de benim gözle bakın istersen

Nurşani insanlar doğar da ölür
Bir varlık ölünce bir şekil alır
Her neden korkarsan başına gelir
Tüm zaman zarfında sakın istersen



Bu Sene

Şakadan köşeyi döneyim dedim
Adalet boynumu büktü bu sene
Kanunun gözleri kapalı gördü
Alıp zindanlara tıktı bu sene

İşçiyi sömüren halkımı ezen
Ben miyim yoksa bu düzeni bozan
Leblebide nemlik oranı sezen
Kuru bir iftira taktı bu sene

Eller gece gezer sense uyursun
Şu perişan halin kime duyursun
Kiminin gözünü Allah doyursun
Gelip de yuvamı yıktı bu sene

Şahin avın alır gökte gezerken
Minik karıncayı filler ezerken
Eller şu baharda kırda gezerken
Nurşani hücreden baktı bu sene



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

12(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 16:38




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Aşık Sümmani


Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Gönül perişandır alev-i alemde
Bir günümü yüz bin zara yazdılar

Sümmani'nin gerçek adı Hüseyin olup, babası Kasımoğulları'ndan Hasan'dır. 1861 yılında Erzurum ili, Narman ilçesi, Samikale Köyü'nde doğmuştur. Kendileri bu köye Kafkaslar' dan gelmişlerdir. Babası köyde çobanlıkla geçimini sağlamakta idi Hüseyin 10-11 yaşlarına geldiğinde, babasıyla birlikte çobanlık yapmaya başladı. Hüseyin'in genellikle danalarını otlattığı yer Ablaktaş'tır: Bir gün Şekerli Düzü' ne hayvanlarını otlatmaya tek başına gider. Hüseyin, kendisine doğru bir atlının geldiğini görür. Atlı, Hüseyin'e selam verir ve adını öğrenmek ister. Çok aç olduğunu söyleyip ondan ekmek ister. Köylerinde nerede misafir olabileceğini sorar. Hüseyin üç arpa ekmeğinin yarısını atlıya verir. O' nun bu cömertliği hoşuna gider ve der ki:

-Oğul, sana bir dua öğreteyim. Bu duayı kırk gün okuyacaksın. Yalnız yüz tane taş say, cebine koy. Her okuyuşta bir taş atarsın. Duayı kırk gün okur ve son gün Ablaktaş'a gider. Babası ise Cuma namazını kılmak için köyde kalır. Ablaktaş'taki çeşmenin yanında hayvanlarını otlatmaya bırakır. O da namaz kılmaya niyetlenir. Daha önce babasıyla burada namaz kılarlarmış Namaz vaktini anlamak için de kendilerine bir taş tespit etmişler. Güneş taşa isabet ettiği zaman öğle vakti olduğunu anlarlarmış, O gün de babasıyla yaptığı gibi kendisine taşı nişan eder ve Güneş'e bakarken uykuya dalar.

Uykusunda, çeşmenin başında kırk yeşil güvercin görür. Güvercinler birden kaybolur ve karşısında üç derviş belirir. Dervişler Hüseyin'e abdest aldırırlar ve birlikte namaza dururlar. Hatta bir dörtlüğünde der ki:

Vardım saf saf olup durmuş divana
Ben de el bağlayıp geçtim bir yana
Meylimi bağladım gari sübhana
O güzel Allah'ı gözler gözlerim...........

Daha sonra Hüseyin'i ortalarına alıyorlar. Hüseyin bakıyor ki. dervişlerden birinin elinde bir tabla, üç dolu bardak var. Derviş, bunları Hüseyin' in önüne getiriyor ve

-Hüseyin, bu şerbetlerden bir tanesini iç bakalım.

diyor. Hüseyin bardakların içindekileri şerbete benzetemiyor. Kendisini kandırdıklarını. Ona içki içireceklerini sanıyor. Ne kadar zorluyorlarsa da içmiyor Bunun üzerine birisi Hüseyin'in ellerini tutuyor. birisi de parmağını bardağa batırıp Hüseyin'in ağzına sürüyor. Tam bu esnada Hüseyin uykudan uyanıyor. Bakıyor ki, ne derviş var ne de şerbet. Fakat ağzında İnanılmaz bir lezzet hissediyor.

- Öylece bir daha uykuya dalıyor. Uykuda yine karşısına dervişler çıkıyor Tam eline bardağı alıp içmeye hazırlanıyor ki, dervişler şôyle diyor:

-Oğul, buna aşk badesi derler. Sevdiğin kız aşkınadır. Kızın adı Gülperi'dir. Bedahşah kentinde Şah Abbas'ın kızıdır. Sen Onun. O da senindir. Birbirinize aşık maşuk'sunuz. Dervişlerden biri Gülperi'nin cemalini gösterir. Üç bardak Hüseyin'e. üç bardak ta Gülperi 'ye verirler. Yeşil mürekkeple yazılı bir kitap okuturlar.

Üç harf okuttular yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek.....

Hüseyin uykudan uyanır ki, ne Gülperi Han var ne de dervişler. Danaları da göremeyince köyün yolunu tutar. Köye varmaya yakın bir atlıyla karşılaşır,

-Hüseyin, korkma oğlum, sen ereceğine erdin. Bundan sonra senin mahlasın Sümman, dünyada kavuşmak senin için haram, der. Sümmani, anlam olarak "Sonuncu, sona ait" demektir.

Hüseyin köye varınca annesini,. babasını uyandırır. Babası da ertesi sabah. köylülere, çobanlığı bıraktıklarını söyler. Aradan otuz kırk gün geçer, günler geçtikçe aşkı da ziyadeleşir. Herkes. Onun hastalandığını, cin'e; peri'ye karıştığını sanır. O zamanlar sıra geceleri düzenlenirmiş. Bir akşam babasına yalvarır. gecelere katılmak İstediğini söyler. Babası da dayanamayıp götürür. Sıra Sümmani'ye gelince. bazı kimseler, O'nun çocuk olduğunu söyleyerek atlamak İsterler. Köylülerin teklifini kabul etmeyerek, türkü söylemek istediğini belirtir ve söze başlar:



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

13(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 16:42




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
(aşık sümmani devamı)
Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan
Selam verdi geldi üç-beş dervişan
Lisanları bir hoş sedasın tek tek

Lisanları bir hoş eyler avazı
Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı
Dediler: Vaktidir kılak namazı
Aldılar abdestin edasın tek tek

Aldılar abdesti uyandım habran
Aslımız yapılmış hak ü turabtan
Üç harf okuttular yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek

Okudum harfini zihnim bu!andı
Yalelerim göz göz oldu sulandı
Baktım çar etrafa kadeh dolandı
Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek

Nuş ettim badesin gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yar yüzünde saydım üç beş bengini
Halhalın altında hırdasın tek tek

Dediler: Sümmani gel etme meram
Adamı çürütür dert ile verem
Sen içün dünyada kavuşmak haram
Hüdam böyle salmış kalemin tek tek

Koşma bitince köylüler şaşırır. Onun badeli Aşık olduğu anlaşılır. Fakat henüz saz çalmasını bilmemektedir. Babası ile bir gün Erzurum ' a giderler. Burada aşık kahvelerine devam eder. Sazın perdelerini ve tezene tutmasını öğrenir. Her akşam köylüyü toplayıp saz çalar. Günler ayları, aylar yılları kovalar Sümmani köyde duramaz ve sevdiğini aramaya karar verir. Önce KafKaslar'a. oradan İran'a gider. İran- Turan illerini dolaşır. Bedahşah'ı tanıyan, Gülperi'nin adını duyan bir Allah kuluna rastlayamaz Hint, Afgan topraklarına gider. Onun bir gurbeti yaklaşık beş yıl sürmüştür. Günlerden bir gün rüyasında pirini görür. Piri O'na Kırım'a bir geziye çıkmasını söyler. Sümmani yanına sofusunu alıp Kırım yolculuğuna çıkar Kışı Kırımda geçirir. Yaz gelince tekrar köyüne döner. Artık şair, hareket kabiliyetini yavaş yavaş kaybederek duraklama dönemine girmektedir.

Devrin büyük şairlerinden Erbabi'yi mat eder. Başarıları Erzurum Valisinin kulağına kadar gider. Bir süre sonra. Sümmani Pasof'a gider. Aşığı oradan Suskap köyüne Zülali'nin yanına götürürler. O sırada ünü Kars'ı, Ardahan'ı, Erzurum'u kaplamış olan Aşık Şenlik'te oradadır. Üçünden bir atışma İsterler. İlk sözü Sümmani söyler:

Adem Sefiyullah makam-ı peder
Cennet' te ihvan bir kere düştü
''Sürün'' dedi, mollam takdir-i kader
Cennetten dünyaya bir kere düştü

Şenlik: Hışm-ı nar içinde gülüstan gözü
İbrahim Safa'ya bir kere düştü
İsmail' e gelen koç kurban kuzu
Cennet'ten Mina 'ya bir kere düştü

Zülali: Türaptan bir avuç hak aldı kaddes
Bu zemin Ierzeye bir kere düştü
Beytullah yerine Beytü'l Mukaddes
Kuruldu Kabe'ye bir yere düştü

Sümmani'nin esas amacı, Şenlik ile meydan edilmekti. Günün birinde yine Samikale köyünden, Sefili isminde birisi, Aşık Şenlik'in yaşadığı. Kars'ın Çıldır ilçesinin Suhara Köyü'ne gider. Kendisini Aşık Sümmani olarak tanıtır. Fakat mat olup, sazını bırakarak köyüne geri döner. Bu olaydan hemen sonra Aşık Şenlik, Ardahan'a gider. Aşık Sümmani ile Ahmet Onbaşı da Şenlik'İn köyüne gelirler Orada. yöre İçinde önemli bir konuma sahip olan, Haşimoğulları 'ndan Celal Bey ve Şerif Bey'le karşılaşırlar. Her ikisi de, bir süre önce köye gelip kendisini Sümmani olarak tanıtan aşıktan, Onun Şenlik'le yaptığı karşılaşmadan bahsederler. O zaman, Sümmani kendi şanını kurtarmak için Aşık Şenlik'le karşılaşmak istediğini söyler. Şenlik, Ardahan'dan köye çağrılır. Neticede bir araya gelirler. Hem tatlı tatlı sohbetler ederler hem de atışırlar. Sonunda yenişemeyip, kardeş olduklarım ilan ederler. Birkaç gün sonra köyüne geri döner. Fakat zaman Gülperi'yi unutturamamıştır. Köylüleri ona rastlayıp konuşturdukları zaman, O, şu şiirini söyler:

Ervah-ı ezelden levh ü kalemden
Bu benim bahtımı kara yazdılar
Gönül perişandır alev-i alemde
Bir günümü yüz bin zara yazdılar

Gönül gülşeninde har oldu deyu
Hasretlik ismimde var oldu deyu
Sevdiğim, sevdiğin pır oldu deyu
Erbab-ı garezler yare yazdılar

Dünyayı sevenler veli değildir
Canı terk edenler deli değildir
İnsanoğlu gamdan hali değildir
Her birini bir efkara yazdılar

Nedir bu sevdanın nihayetinde
Yadlar gezer yarin vilayetinde
Herkes diyarında muhabbetinde
Bilmem bizi ne civara yazdılar

Döner mi kavlinden sıdk-ı adıklar
Dost ile dost olur bağrı yanıklar
Aşk kaydine geçti bunlar aşıklar
Sümmani'yi ''Derkenara'' yazdılar

Aşık artık gerileme dönemine girmiştir. Bir gece rüyasında Gülperi. işaret almadan gurbete çıkmaması yolunda tembih eder. Bu duruma çok üzülür. Zaman zaman Erzurum'a gidip gelmektedir. Erzurum da bulunduğu günler kahvede otururken arkadaş ve dostları sözü eski günlerden açıp. Sümmani'ye Gülperi ile olan aşkını anlattırmak isterler. Artık ihtiyardır. Sazını eline alıp şu şiirini söyler.

Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
Cem başımda iş birer birer
On sekiz yıl sürdü yarin peşinde
Akıttım gözümden yaş birer birer

Görmedim dünyada bir şadlık demi
Geçti civan ömrüm, gülmem encamı
Her boyun sistemi, feleğin kahrı
Vurdu her taraftan taş birer birer

Sümmani'yim hani benim otağım?
Gün be gün, bulandı dalım, budağım
Devroldu devranım, çevrildi çağım
Döküldü dihenden diş birer birer

Bir gün gençliğini hatırlayıp aşk badesini içtiği Ablaktaş'a gider. Çobanlığı bıraktığından beri buraya hiç gitmemiştir. Orada oturur, uzun uzun düşünür, çalar, söyler. Artık, sadece kahvelerde çalıp söylemektedir. Bu sıralarda, Gülperi de Sümmani'den haber alamadığına üzülmektedir. Bir gün Bedahşah 'tan tellal çağırttırır. Sümmani'yi aratmak için iki kardeş görevlendirir Sümmani'yi bunlara iyice tarif eder. Aradan günler, ay!ar geçer İki kardeş Kafkas taraflarına gelirler. Birden gözlerine bir adam ilişir. Adamlara Sümmani adında birisi aradıklarını söylerler. Adamlar:

-Biz Onun akrabalarındanız. Sümmani yakında öldü. Gülperi adında bir kızı sevmişti. Bu kızın aşkı için pir elinden bade verilmişti. İşte o vakitten beri. Sümmani Gülperi'nin aşığı olmuştur. Daha ölmeden bir kaç gün evvel rüyasını görmüştü. Günlerce ağladı, son dakikasına kadar Gülperi'nin acılarını çekti. Sonunda Ona hasret gitti.

İki kardeş, Sümmani'nin ölümüne çok üzülürler. Köye dönerler ve doğruyu Gülperi'ye söylemeye karar verirler. Şah'ın sarayına yaklaşırlar, bakarlar ki bir cenaze kalkmaktadır. Bu Gülperi'nin cenazesidir. Sümmani, Samikale Köyü'nde, 5 Şubat 1915 tarihinde vefat etmiştir.

Der Sümmani tamam oldu muhabbet
Biz varalım, siz olasız selamet
Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
Göründü gözüme yol yavaş yavaş



Alıntıdır



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

14(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 16:52




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
(aşık hüseyın çırakman)Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
Muhabbet Bağından Güller Dermeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler




Hisse Alın Çırakman'ın Sözünden
Zerre Kaçmaz Ariflerin Gözünden
Kemal Atatürk'ün Aydın İzinden
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Hüseyin Çırakman 1930 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Körkü köyünde doğdu. Babası Bektaş anası Sultandır. İlkokulu dışardan bitirdi. Köyde çiftçilik yaptı, saz çalmayı öğrendi inşaatlarda çalıştı. Ankara'ya yerleşti. Radyoevinde hademelik yaptı, dayanamadı ayrıldı. 1964'te Hacı Bektaş Veli anma gecesinde bulundu. "Hoş geldiniz Erenleri" okudu, beğenildi. 1975'te Hak ozanları Kültür Derneği kurucuları arasında yer aldı. Asıl adı Hüseyin'dir.

Alevi bir aileden gelen Hüseyin Çırakman önceleri halk edebiyatı geleneğini sürdürürken sonraları şiirinin biçim ve içeriğini yeniledi. Bireysel ve toplumsal sorunları, olayları halkçı, gerçekçi bir tutumla dile getirdi. Atatürkçülüğü, uygarlaşmayı, barışı, ulus ve yurt sevgisini savundu. Yozluğa, yobazlığa karşı çıktı. Şiirlerini kitaplaştırdı. Yayınlanmış eserleri şunlardır;
Aşık Hüseyin Çırakman Hayatı ve Deyişleri (1956), Hak Yardımcı Her Kuluna, Sen Devam Et Okuluna (1963), Hoş Geldiniz Erenler (1969), Sesimiz (1973), Ayrıca "Halkın Sesi Halk Ozanları" (İnceleme-antoloji, 1975) isimli derlemesi vardır.


Eserlerinden bazıları
Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
Muhabbet Bağından Güller Dermeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Tarihler Boyunca Bir Milletiz Biz
İlimce Dünyayı Vermiş İdik Hız
Büyük Bir Babanın Torunlarıyız
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

İyi İnsan Olmak Her Şeyin Başı
Kardeş Biliyoruz Her Vatandaşı
Anmak İçin Bugün Hacı Bektaşı
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Hisse Alın Çırakman'ın Sözünden
Zerre Kaçmaz Ariflerin Gözünden
Kemal Atatürk'ün Aydın İzinden
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler


2
Bugünden Beş Asır İlerde Olsam
Bir Toplum İçinde Kendimi Bulsam
Çağdaş Uygarlıkta Yerimi Alsam
Görürdüm İnsanı İnsan İçinde

Kendi İç Dünyamdan Çırpınıp Uçsam
Asırdan Asıra Süzülüp Geçsem
Oturup Dost İle Bir Dolu İçsem
Seyretsem Dostumu Fincan İçinde

Geri Kalmış Milletleri Gözlesem
Bu Toprakta Şehitleri Özlesem
Her Milleti Bir Damarda Gizlesem
İlik De Kemik De Bir Kan İçinde

İlimle Bilimle Çalışsam Orda
Gecede, Gündüzde Soğukta Karda
Yağmur Olup Yağsam Şu Güzel Yurda
Aşk Olsam Her Şeye Bir Can İçinde

Dert İle Ölürüm Ot İle Bitsem
Dostun Ocağında Yanarak Tütsem
Rüzgarla İnsanlık İline Gitsem
Delere Çırakman İnsan İçinde

Hasta Oldum Ciğerimde Yaram Var
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme
Zannediyor Ki Çok Birikmiş Param Var
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Arazim Yok Toprağım Yok Malım Yok
Yekinipte Kalkamıyom Halim Yok
Haktan Gayri Tutunacak Dalım Yok
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

İneğim Yok Sağıp Südün İçemem
Yağı Balı Görsem Ondan Kaçaman
Hiç Bir Zaman Ben Hakkımdan Geçemem
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Bir Saz İle Altı Yavru Geçimi
Bizim Yaşantımız Köle Biçimi
Ben Bilirim Sen Bilemen İçimi
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Çırakman'ım Keder Gitti Gam Geldi
Bende Senden Yaramaza Em Geldi
Bir Şeyimden Gayrısına Zam Geldi
Doktor Diyor Hiç Üzülme
Düşünme



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

15(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 29/1/2009, 17:03




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
(aşık ali kızıltuğ)

1944 yılında Sivas ili Divriği ilçesi Mursal köyünde dünyaya geldi. 1958 yılında bağlama çalmaya başladı. Bağlamaya ilişkin temel bilgileri köyünde bulunan Abbas ustadan öğrendi. İlk yıllarda başka aşıkların eserlerini ve yöresel türküleri seslendirdi.

1969 yılında ilk plağı olan "Asrı gurbet harab etmiş köyümü" çıktı. Bugüne kadar 103 plak ve 87 kaseti yayınlandı. 2160 eseri bulunmakta ve bunların 550 tanesi başka sanatçılar tarafından seslendirildi.

1969 dan bu yana sadece kendi eserlerini seslendiriyor. Eserlerini hazırlarken genellikle
önce şiir olarak yazıp sonra onları besteliyor. Ancak doğaçlamada çalıp söylüyor, 1971 yılında İstanbul Tepebaşında yapılan ve tüm ozanların katıldığı bir atışma yarışmasında birinci seçildi.

Geçim sıkıntısı nedeniyle göç etmek zorunda kalır ve 1973 de Ankaraya yerleşti.

Aşık Veysel ve Aşık Mahzuni onu en çok etkileyen aşıklardır.

Uzun sap bağlama çalıyor ve bağlamasını hüseyni düzenine akort ediyor.

"Baykuşlara kalan köy" ve "Sorma efendim" adında iki kitabı yayımlandı ve diğer eserlerini de 10 cilt kitap halinde yayınlamayı düşünmektedir.

Memur emeklisi ve 4 çocuk babası olan Ali Kızıltuğ halen Ankara'da ikamet etmekte ve kendisini şöyle özetliyor: "Ne yarimden vazgeçtim, ne sazımdan vazgeçtim, ne de vatanımdan vazgeçtim. Nasıl Mursal'dan geldiysem, o nazlım, sefil, tertemiz bir köylü çocuğu isem şimdide aynıyım...".



Eserlerinden bazıları
Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü

Asrı Gurbet Harap Etmiş Köyümü
Bülbül Gitmiş Baykuş Konmuş Gelele
Ben Ağayım Ben Paşayım Diyenler
Kapıları Kitlemişler Gel Hele

Bir Ev Burda Bir Ev Karşıda Kalmış
Sorun Hele Bizim Komşular N'olmuş
Kırk Senelik Ağaç Kurumuş Kalmış
Bizim Köye Benzemiyor Gel Hele

Saz Elimde Şu Elleri Gezerdim
Dertli İdim Bazı Destan Yazardım
Sen Ali'ysen Niye Saçın Ağarttın
Kızıltuğ'a Benzemiyor Gel Hele



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

16(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 31/1/2009, 03:02




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF





Hayatı ve Şiirleri

1940 'ın başlarında, ileride ' Pir Sultanların ' ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacak Mahzuni Şerif, Afşin' in Berçenek Köyünde doğar.
1956yılında Berçeneğe gelen ilk okuldan mezun olur. Berçeneğin okulsuz yıllarında, Elbistan' ın Alembey Köyü' nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur 'an eğtimi almış, Eski Türkçe okumuş ve yazmıştır.
1957 yılında Mersin Astsubay Okulu' na gider. 17 yaşındayken babasının zoruyla dayısının kızı Emine ile evlenir. Bu evlilikten bir kızı olsa da Mahzuni bu evliliği bir mektupla bitirir.
1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu' nu başarıyla bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi' ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961Ankara'da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanışır. Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur. Bu yıldan itibaren, sevip gönül verdiği yoldan giderek, yüzlerce plak ve kaset yapar. Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur.
1971Mahzuni üçüncü eşi Fatma Hanım ı görür beğenir sever ve evlenir. Bu evliliklerinden Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlı dört çocukları oldur. Aynı yılolan askeri darbeden sonra kurulan Nihat Erim hükümeti nin Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarına kıymasına dayanamayıp 'Erim Erim Eriyesin' türküsünü patlatmasından dolayı hemen tutuklanıp dört ay cezaya çarptırılır. Tahliye olur ve yeniden tutuklanır.
1972 de Gaziantep' deki evi kundaklandı. Ozanmız' ın tüm ödülleri ve arşivinin yandığı söyleniyor.
1973yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara'da Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanır.
1962 - 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanır, hapse atılır, dövülür, dişleri sökülür...
1989-1991yılları arasında 'Halk Ozanları Derneği' genel başkanlığını yapmıştır.1997yılının haziran ayında Almanya'da beyin kanaması geçirip, Almanya 'nın Ulm Şehrinde tedavi görür.
1998yılında, 58 kaset sahibi olan Ozanımız, dünyanın yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı aldı. Bir çok yabancı ülkede deyişleri değişik dillerde okunmuştur. Tüm türkülerinin yer aldıığı 8 kiyabı bulunan Ozanımız 'ın, Bektaşı Kültürünün ve Anadolu Ezgilerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir yeri vardır.
2001 in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın kasım ayında kendisine, ''Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa oda dedemdedir! " dediği için,DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27. 12. 01 tarihinde DGM ' de yapıldı.
2002 Mayıs ayının 17 si Mahzuni Severler için kara bir gün: Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanyanın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu acı ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.Şu an son ikamatkahı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.
kaynak: www.welat.org


İŞTE GİDİYORUM

İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da

Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin dilinde
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervan'ın elinde parelense de

BAYRAM GÜNÜ
Bahar kış ile barışır
Güller biter bayram günü
Küskünler hak'ka varışır
Kinler biter bayram günü

İnsanın kökü derinde
Hak'kı vardır bir yerinde
Baykuşun bozgun dilinde
Bülbül öter bayram günü

Şu bizim köyler bucaklar
Bayramda dostu kucaklar
Hak'ka bakan kör ocaklar
Yanar tüter bayram günü

Der Mahzuni ahu zarım
Ahu zarım benim kârım
Hey bana küsen dostlarım
Artık yeter bayram günü

SAVULSUN GİTSİN

Ambargo mambargo dinleme gardaş
Gelin Amerika kovulsun gitsin
Üsleri müsleri çıksın burdan
Kendi toprağına savulsun gitsin

Bu herifler senden alır haşhaşı
Morfin eder sana açar savaşı
Boşuna vurmadan gardaş gardaşı
Bir bayram davulu çalınsın gitsin

Elin gavurunu boşa çagırma
Evdeki dövüşü ele duyurma
Seni senden, beni benden ayırma
Böyle bir memleket öğünsün gitsin

Bu topraklar bizimdir bizim olacak
Amerika bela buldu bulacak
Mahzuni bağımsız şehit kalacak
Yeter ki Türkiye'm dev olsun gitsin.

BULDUĞU ZAMAN
Gökte yıldız yerde ışık görülmez
Güneş doğup gündüz olduğu zaman
İnsanoğlu ara yerde sürünmez
Baş koyacak yastık bulduğu zaman

Çalışmadan yetim hakkını yeme
O kül kafan ile bilirim deme
Dağılır ordular, kalkar mahkeme
İnsanlık kavgasız kaldığı zaman

Bak ne hale koydun garip başımı
Zehir ettin ekmek ile aşımı
Boşa süslemeyin mezar taşımı
Mahzuni Şerif' im öldüğü zaman



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...



En son ağcaşarlı tarafından 31/1/2009, 19:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

17(ala) GARİP KAMİL Bir 31/1/2009, 19:14




NURHAK PORTAL'da
FORUM AŞIĞI
FORUM AŞIĞI
GARİP KAMİL...


1962 yılında Gölbaşı’nın Savran köyünde doğdu. Asıl adı Kamil Tezerli’dir. Okula gitme olanağı bulamadı.

Aşıklık geleneği ve şiirle küçük yaşlarda ilgilenmeye başladı. Özellikle 13 yaşında geçirdiği hastalıktan sonra gözlerini yitirmesi bir dönüm noktası oldu. 15 yaşında bağlama çalmayı öğrendi. Garip Kamil’e mahlası da Hacı Bektaş Dergahında Bektaş Ulusoy ve Dertli Divani tarafından verildi. Birkaç yıl içinde yörede adını duyuran ve Garip Kamil, cemlerde ve meclislerde kendini geliştirip bilgisini pekiştirdi.

Özellikle eski Alevi aşıklarının yanında Mahzuni, Dertli Divani gibi son dönem aşıklarından etkilendi.

Sevgiden Alevi-Bektaşi geleneğine dek çeşitli konuları işlediği şiirleri değişik gazete, dergi ve araştırmalarda yayınlandı. Doğaçlama söyleme yanı da olan Garip Kamil, türkülerinin bir bölümünü bir albüm olarak hazırladı.




Bizim Değil




Aydınlığa gider bizim yolumuz


Karanlığa giden yol bizim değil


Bahçelerde renk renk açar gülümüz


Nadan bahçesinde gül bizim değil




Hakkın meclisinde biz dem vururuz


Gerçeğin yoluna düşer yürürüz


Zalimin zulmüne karşı dururuz


Karşı durmayacak dil bizim değil




Gönülleri gönüllere katarız


Hakkın gülerini alır satarız


Sevgilerle dostluk kurar satarız


Dosta uzanmayan el bizim değil




Garip Kamil
baharımız yazımız


Dosta kavuşmaktır bizim arzumuz


Elimizde vardır garip sazımız


Dertlice çalmayan tel bizim değil







Sevdiğim




Bu yılda göçmenin zamanı geldi


Bu yıl da beraber göçek sevdiğim


Ayrılık ateşi sinemi deldi


Bu yıl da beraber geçek sevdiğim




Kavuşmamız tek dileğim Allahtan


Bir de kurtulalım gayrı yanmaktan


Yolun üstündeki koca sulaktan


Doldur da beraber içek sevdiğim




Garip Kamil
sevenler de gülmezse


Doyasıya muradına ermezse


Zalim baban seni bana vermezse


Ver elin elime kaçak sevdiğim





www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

18(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 31/1/2009, 19:53




NURHAK PORTAL'da
FORUM AŞIĞI
FORUM AŞIĞI
Dadaloğlu

Dadaloğlum yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir


19. yüzyılda yaşamış güney illerinin büyük şairi Dadaloğlu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bu durum hemen bütün halk şairleri için böyledir. Bunun sebebi saz şairlerinin çoğunun ümmi oluşu ve aydın zümrenin onlara önem vermemiş olmasıdır. Bu yüzden yazılı belge bulmak çok güçtür. Hele divan şairlerinden bahseden tezkerelerde halk şairlerinin adlarına rastlamak mümkün değildir. Bunun için yaşadıkları zamanda hayatlarına dair bilgi vermeyen halk şairlerini incelemek zorlaşmaktadır. Bu durumda rivayetler ve şiirleri ile yetinmek zorundayız.

Dadaloğlu içinde durum aynıdır. Her büyük şair için olduğu gibi güneyde her bölge onu kendine mal etmeye çalışmıştır. Rivayetler birbirini tutmaz olur.

Dadaloğlu toros dağlarında dolaşan göçebe Türkmen aşiretlerinin Avşar boyundandır. Şiirlerinde ;

Kalktı göç eyledi Avşar elleri
Ağır ağır giden iller bizimdir

Gibi mısralara rastlanmaktadır.

Bu aşiretin gezdiği yerle Torosların Erzin, Payas, Adana, Kozan çevreleridir. Türkülerinde onun hayalini görür gibi oluruz. Bir elinde sazı bir elinde tüfeği tepeden tepeye koşarak aşiret erlerini savaşa teşvik ederek Osmanlıya hıncını haykırır.

Kaypak Osmanlılar size aman mı
Biraz sonra :

Şahdan ferman türkmen ili göçünce
Daha da hey Osmanlıya aman mı

der. Top gürültülerine karışan sazının tellerine dokunur. Padişaha meydan okur.

Hakkımızda devlet etmiş fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Diye haykırır. Bunun gibi tarihi olaylarla ilgili türküleri çoktur.

Dadaloğlu kavga olmadığı zamanlar bir tabiat ve aşk şairidir. Her türlü güzelliğe vurgundur.
Fakat asıl özelliği ve kudreti cenkler için yaptığı türkülerinde görülür. Yaşadığı çevrenin tarihi olayları onu bir cenk şairi yapmıştır. belki de en güzel eserleri dağlarda dövüşler arasında kaybolup gitmiştir.

Dadaloğlu büyük bir halk şairidir. Şiirlerinde kudretli bir sanat ifadesi görülür. İlgilendiği olaylar dolayısıyla hem bir devrin tarihini hem de bir toplumun duyuş ve düşüncelerini yaşatmıştır. Bu bakımdan Dadaloğlu edebiyatımızın dikkatle üzerinde durulmaya değer şairlerinden biridir. en çok bilinen şiirlerinden bir tanesi avşar elleridir.
Avşar Elleri

Kalktı göç eyledi avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda Devlet Vermiş Fermanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dadaloğlum yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir
Ölürüz De Kömür Gözlüm Ölürüz

Ölürüz De Kömür Gözlüm Ölürüz
Dost Ağlasın Zalim Felek Utansın
Kıyamette Kavuşmak Var Biliriz
Dost Ağlasın Kahpe Felek Utansın

Bir Çıkmaza Girdi Bugün Yolumuz
Geçit Vermez Sağımızla Solumuz
Kalır Gayri Bizim Burda Olumuz
Mert Ağlasın Namert Olan Utansın

Avşar İli Yaylasına Göçmedik
Aşın Yeyip Sularını İçmedik
Tenhalarda Kendimizden Geçmedik
Can Ağlasın Hain Felek Utansın

Dadaloğluyum Yine Coştu Çağladı
Ak Üstüne Karaları Bağladı
Fırkat Odu Yüreciğim Dağladı
Ben Ölende Çapanoğlu Utansın






www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

19(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 31/1/2009, 19:58




NURHAK PORTAL'da
FORUM AŞIĞI
FORUM AŞIĞI
Gevheri


Ela gözlü nazlı dilber
Seni kandan sakınurum
Kandan değil hey efendim
Seni candan sakınurum




Gevheri der ben bir merdim
Yüreğimden çıkmaz derdim
Sen bir kuzu ben bir kurdum
Seni benden sakınurum


Adı Mehmed'dir. Doğumu, değişik yerlere bağlanmakla birlikte, kuvvetli bir ihtimalle İstanbulludur. Yüzyılın ortalarındaki mecmualarda şiirlerinin görülmesinden yola çıkan araştırmacılar doğum tarihi olarak yüzyılın ilk çeyreğinden biraz sonrasını ileri sürmektedirler.

Onun, İstanbul ve Bursa'daki divan katipliklerini, imparatorluğun diğer büyük memleketlerinde de kısa aralıklarla yürüttüğüne bakılırsa medrese tahsili gördüğü anlaşılmaktadır. Aruz ile yazdığı şiirlerindeki söyleyiş de bunun başka bir delildir. Ölümü 1127/1715 'ten sonradır.

Şükrü Elçin, bazı şiirlerinde geçen Hacı Bektaş adını, onun Hacı Bektaş Veli'ye intisabından çok bir Bektaşi muhibbi olmasının işareti olarak kabul eder.

Tameşvarlı İbrahim Naimeddin'in Hadikatü'ş Şüheda ve Müstakimzade'nin Tuhfe-i Hattatin adlı eserinde adı geçmektedir. Musiki ile de ilgilenmiş olan Gevheri'nin kendi adını taşıyan bir de hava vardır.

Aruz ile yazdığı şiirlerinde başta Fuzuli olmak üzere klasik şairlerimizin tesiri görülür. Yüzyılın başlıca adlarından biri olmasında, belki de, aruz veznini hece vezni kadar başarılı bir şekilde kullanan ender şairlerden biri olmasını da rolü vardır.

Usta bir aşık olması, onun sevilip örnek alınmasına vesile olmuştur. Pek az aşığa nasip olan bir husus da, sadece onun şiirlerine yer veren bir mecmuanın bulunmasıdır.

Şiirleri arasında çeşitli tarihi olaylara yer verenler de vardır. Avusturya'ya karşı açılan 1663 ve 1689 seferleri için söylediği şiirlerini bu arada sayabiliriz.

Şairname'lerden sadece Gubari'de adı geçmektedir; Sun'i ve Hızri'de ise Cevheri adıyla kayıtlı olan şairin Gevheri olması muhakkaktır.




Eserlerinden bazıları:

1
Ela gözlü nazlı dilber
Seni kandan sakınurum
Kandan değil hey efendim
Seni candan sakınurum

O yana bu yana bakma
Beni ateşlere yakma
Elini koynuna sokma
Seni senden sakınurum

Gevheri der ben bir merdim
Yüreğimden çıkmaz derdim
Sen bir kuzu ben bir kurdum
Seni benden sakınurum


2
Dost bağının meyveleri erişti
Ayva benim alma benim nar benim
Çeşmim yaşı ummanlara karıştı
Cefakarım sitemkarım var benim

Yedi derya boz-bulanık selinden
Halk-ı alem aciz kaldı dilimden
Ben bülbülüm ayrı düştüm gülümden
Efgan benim matem benim zar benim

Mail oldum kisvesine tacına
Bend olmuşum siyah zülfü ucuna
Mansur gibi asılırım saçına
Kakül benim, perçem benim dar benim

Gevheri der kime gönül katayım
Gevherimi nadanlara satayım
Dost bağında bülbül gibi öteyim
Gülşen benim güller benim har benim


3
Şunda bir güzele gönül düşürdüm
Öpmeli kocmalı değmeli değil
Aşkın deryasını boydan aşırdım
Karadır gözleri sürmeli değil

Dilber senin ile yiyüp içmedim
Yiyüp içüp ak göğsünü açmadım
Fırsat elde iken bel in koçmadım
Beni öldürmeli döğmeli değil

Dilber haram olup yola durmuşsun
CeIlad olup cana başa kıymışsın
Kuzum bu gün al hareler giymişsin
Göğsü sıra sıra düğmeli değil

Gevheri der yola durur varırlar
Adam öldürürler kana girerler
Çok güzeller gördüm zekat verirler
Zekatsız dilberi sevmeli değil
4
Bu gün ben bir bağa girdim
Ne bağ duydu ne bağbancı
Gülün şeftalisin derdim
Ne bağ duydu ne bağbancı

Bağın duvarından aştım
Kırmızı gülüne koştum
Öptüm sardım helallaştım
Ne bağ duydu ne bağbancı

Bağın kapusunu açtım
Sanasın cennete düştüm
Doldurdum badesin içtim
Ne bağ duydu ne bağbancı

Seherin tan yeri attı
Bülbül elvan elvan attı
Gevheri yükünü tuttu
Ne bağ duydu ne bağbancı



5
Ah elinden zülf-i kemendim benim
Müjen urdu sinem yaralandı gel
Güzel başın içün ağlatma beni
Dilber gam başımdan aralandı gel

Gamdan hasar oldu mekanım yurdum
İşidüp avazım dinlemez virdim
Bir değil beş değil on değil derdim
Yaralar baş verdi sıralandı gel

Aceb gafil midir gelür mü Leyla
Bu gam bu kasavet kalur mu böyle
Çok tuz ekmek yedik gel helal eyle
Bu garibin gönlü zarelendi gel

Gevheri yar gelür haftada ayda
Sevüp ayrılması vermeyor fayda
Başım yastıktadır gözlerim yolda
Gözümün beyazı karalandı gel









www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

20(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 2/2/2009, 16:06




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
ellerinize ve yureginize saglik canlar



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

21(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 2/2/2009, 19:08




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Muharrem Temiz. Muharrem Temiz 1962 yılında Arguvan ilçesi Kuyudere (Mineyik) köyünde doğmuştur. Dedesi Aşık Hasan Hüseyin ORHAN, Babası İbrahim Mamo TEMİZ(Seyit Meftuni) yörenin önemli aşıklarındandır.

İlkokulu köyde, ortaokul ve liseyi Adana'da tamamladıktan sonra 1980-81 yılında İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü'e girdi. 1988 yılında mezun oldu.

1989 yılında TRT'de tonmaister olarak olarak göreve başladı. 1998 yılında İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü T.H.M Anasanat dalında yüksek lisansını tamamladı.

Dededen babadan gelen bağlama çalma ve türkü söyleme geleneğini devam ettirmektedir.
Arguvan ve çevresi Alevi-Bektaşi İnanç ve müzik kültürü ile ilgili araştırma ve derlemeler yoğun çalışma alanıdır.

Merkezi İstanbul'da bulunan Arguvan ve Köyleri Eğitim Kültür-Vakfı kurucularındandır. Vakıf bünyesinde birçok kültürel çalışmalara öncülük etmiş, Arguvan Yöresine ait Türkülerden oluşan, Arguvan Ezgileri 1 adlı kitabı, Arguvan Türküleri 1-2 ve Arguvan Halk Aşıkları 1 adlı kaset çalışmalarını vakfa kazandırmıştır.

Arguvan kültürü ve Vakıf adına her yıl yapılan, geleneksel Arguvan Türküleri ses yarışmasının koordinatörü ve yapımcısıdır.

Sanatçı halen özverili çalışmalarını devam ettirmektedir. Yaptığı araştırma ve derleme çalışmalarıyla birçok türkünün, deyişin tanınmasını sağladı. Derlediği türküleri ve birikimlerini albümlerine aktararak halk müziği dinleyicileriyle paylaştı



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org

22(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 3/2/2009, 17:05




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
GONULLERDE DIRILTILEN PIRSULTAN

Belgelere dayali olaraktanimlanan tum pir sultanlari halk ,soylencezemininde bire indironlari pir sultan gelenegi ile kusatmis ,bu gelenegin kimligiyle,soylemiyle,kimligiyle donatmistir.Soylenceye gore PIR SULTAN 'in asil adi HAYDAR'dir.Yemen kokenlidir.Soy zinciri HZ ALI'nin torunlarindan ZEYNEL ABIDIN 'e kadar uzanir.ailesi ile yildiz daginin eteklerinde banaz koyunde oturmaktadir.evinin onunde gorkemlib bir sogut agaci vardir;agacin altinda ortasi delik kocaman bir tas ,bu tasi pir sulatan ,sopasinin ucuna takarak taa Horasan'dan getirmistir.zaman zaman tasin uzerine oturur ,yakinlari ile muhabbet eder.yedi yasina geldiginde ,babasinin koyunlarini otlatmaya baslar.Gunlerden birgun yildiz daginin eteklerinde suruyu otlatirken yourulur,soyle bir uzanayim da dinleneyim der.Ancak uyuya kalir.dusunde bir ses duyar ,sesin geldigi yone baktiginda;karsisinda ak sakalli bir ihtiyarin durmakta oldugunu gorur.Bir elinde dolu,diger elinde elma vardir.Ihtiyar once doluyu uzatir haydar'a"al oglum bunu ic "der.Haydar doluyu icer icmez ,damarlarina bir ates yurur ,ihtiyar bu kez elmeyi uzatir.Haydar elmayi alirken ,ihtiyarin avucunun icinde bal kiyip duran yesil beni gorur.Oan anlarki karsisinda duran HUNKAR HACI BEKTAS VELI'dir.Hemen sarilir ,elini oper.Nur yuzlu ihtiyar "oglum senin adin bundan sonra PIR SULTAN olsun der adin dort yana yayilsin ,sazinin ustune saz ,sozunun ustune soz gelmesin .Ali evladinin hakkini almada tanri yardimcin olsun..."der.Aksam olur ,gece sabaha acilir,ama HAYDAR evine donmez.Ailesi ,konu komsu endiselenir,hep birlikte aramaya cikarlar,araya araya sonunda onu ,YILDIZ DAGININ etegindeki cimenlikte kendinden gecmis uyur vaziyette bulurlar.Guzel yuzu kopuge kesmistir,o an anlarlar ki pir elinden dolu icmistir.Uyandirirlar ve eline bir saz verirler .HAYDAR'in gozu acilmistir,saz calip soylemeye baslar ,unu giderek her yana yayilir ,sayilan ,sevilen bir pir olup cikar.Her cuma canlar boluk boluk gelir ,el baslayip dara dururlar ,nasip alirlar ,kapisinda koclar tiglanir ,aclar doyurulur ,ciplaklar giydirilir.

Sivas ile hafik arasinda kalan sofular koyunden Hizir adli bir genc de PIR SULTANin ununu duyar ve PIR SULTAN 'in yanina gelir muridi olur.Pirinden el alrak istanbul 'a gider ama zamanla saray cevresinde kendine un bulmaya baslayinca ,ikrarini unutur ve sivas'a vali olarak atanir ,duskun olur HIZIR PASA ve huzuruna PIR SULTAN'i cezalndirmak icin cagirir.Cunku HIZIR PASA'nin iki kadisinin adini kopeklerine takmistir."gel sari kadi ,git kara kadi "diye seslenir PIR SULTAN .BOYLECE TARIHTE HIZIR PASALARLA PIR SULTANLARIN kavgasina taniklik eder.

koyun beni hak askina yanayim
donen donsun ben donmezem yolumdan
yolumdan donup mahrummu kalayim
donen donsun ben donmezem yolumdan

benim pirim gayet ulu kisidir
yediler ulu'su kirklar esidir
on iki imama'in server basidir
DONEN DONSUN BEN DONMEZEM YOLUMDAN
PIR SULTAN ABDAL



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

23(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 3/2/2009, 17:16




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
SULTAN NEVRUZ GUNU CANLAR UYANIR
HAL EHLI OLANLAR NURA BOYANIR
MUHIP OLAN BU GUN CEME DOLANIR
HIMMETI ERINCE NEVRUZ SULTANIN

PIR HIMMET EYLEDI BUGUN KULUNA
CUMLE MUHIB BU GUN CEMDE BULUNA
CUMLE ESYA KONAR KUDRET BALINA
HIMMETE ERINCE NEVRUZ SULTANIN


bozuk su cihanin pergeri bozuk
yaziktir su gecen omrume yazik
tukendi daneler kalmadi azik
bir dost bulamadim gun aksam oldu

pir sultanim eydur ummana dalam
gidenler gelmedi haberin olam
abdal oldum cullar giydim bir zaman
bir dost bulamadim gun aksam oldu


su karsiki karli dagi gordunmu
ruzgarini bulmus eriyip gider
akan sulardan ibret aldinmi
yuzunu yerlere surup gider

deryamiz derindir dibin boylanmaz
bin nasihat etsen biri dinlenmez
gidi merkep hic bir yere baglanmaz
basinda yularin suruyup gider
pir sultan abdal

boyle bir gunahkar kul turemisem
bilemem ben felege neylemisem
felegin burcunu cok aramisam
bel mi baglar su dunyayi gorenler

pir sultan abdalim gezerek gelir
elinde defteri yazarak gelir
sira dolanarak bizede gelir
olmez imis bizim icin olenler



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

24(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 3/2/2009, 18:13




NURHAK PORTAL'da
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
YINE GUZEL BI PAYLSIM HALIL CAN



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

25(ala) Geri: OZANLARIMIZ! Bir 3/2/2009, 21:45




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
senden bekliyoruz haseley paylasimlar tesekurler birseyler verebildiysem



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 2 sayfası]

Sayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: OZANLARIMIZ!|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
OZANLARIMIZ! Full Indir, OZANLARIMIZ! Full Dinle, OZANLARIMIZ! Full Izle ,OZANLARIMIZ! Download ,OZANLARIMIZ! Yükle ,OZANLARIMIZ! Free Download ,OZANLARIMIZ! ne demek ,OZANLARIMIZ! nasil oluyor ,OZANLARIMIZ!ücretsiz indir ,OZANLARIMIZ! fragmani, OZANLARIMIZ! Film, OZANLARIMIZ! Müzik ,OZANLARIMIZ! mp3, OZANLARIMIZ! Videolari ,OZANLARIMIZ! Resimleri, OZANLARIMIZ! Dizileri, OZANLARIMIZ! Sorun ,OZANLARIMIZ! hatasi ,OZANLARIMIZ!Cözüm nedir, OZANLARIMIZ! ne demek ,OZANLARIMIZ! nasil ,OZANLARIMIZ! Programm ,OZANLARIMIZ! Kurulum ,OZANLARIMIZ! Yardim OZANLARIMIZ! Kim

 
Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Admin İletişim
Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
©NurhaK.OrG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...
NURHAKPORTAL ANASAYFAYA GİT!


forum kurmak | © PunBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Bir blog yaratın