NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
alevilik hakkında bir kaç söz
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1(ala) alevilik hakkında bir kaç söz Bir 23/1/2009, 17:40




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Arap ayağı’ndan kasıt; Hz. Muhammed- Hz. Ali-Oniki İmam ve “el ele-el Hakk’a” ilkesine dayalı ve her biri Oniki İmam’dan birine uzanan Ehl-i Beyt Ocakları’nın, rehber-pir-mürşit hiyerarşisini oluşturan dinsel yapının, ortadan kaldırılması gerekmektedir. İran ayağı’ndan kastedilense İran-Horasan üzerinden Anadolu’ya (Diyar-ı Rum’a) akıp gelen Horasan Eren-leri tarafından getirilen Aleviliğin terk edilmesidir.

Aleviliğin, Muhammed-Ali’den veya İslam’dan kaynaklanmadığını, hatta Hz. Ali ile hiç bir ilişkisinin bulunmadığı, Anadolu’da başka, Arap yarım adasında başka Ali’lerin, hatta Muhammet’lerin bulunduğu gibi bilim ve akıl dışı savların yanı sıra; bazılarınca Şamanizm, bazılarınca da Zerdüştlük Aleviliğin kaynağı olarak gösterilmeye çalışılır. Bu ve benzeri nafile görüş ve propagandalarla, hala söz konusu “İran ve Arap ayaklarının kırılması”na çalışılmaktadır. Aleviliğin, inançsal, kültürel ve coğrafi olarak “Anadolu”ya sıkıştırılmaya çalışılması, Alevilik tarihinin 1400 yıllık boyutunu yok saya-rak, Türkler’in Anadolu’ya geliş tarihleri olan 1000 yıllarının Aleviliğin ortaya çıkışının başlangıç tarihi yapılmak istenmesi ve benzeri daha pek çok boşuna gayretin sürüp gittiğini anımsatmakta yarar olduğu kanısındayız.

Aleviliğin yazılı kaynaklarının büyük bölümünün yok edildiği, saklandıkları toprak altında, duvar içlerinde çürüyüp yok oldukları, devletin el koyma ve imha etme politikalarıyla çok azının günümüze ulaştığı, doğrudur. Günümü-ze kadar gelebilenlerse, çürüme ve sayfa kaybına uğramış, neredeyse yararlanılır olmaktan çıkmış bir durumdadır. Ne yazık ki çoğu henüz gün yüzüne çıkarılmış da değil. Ayrıca büyük bölümü halkın anlayabileceği dillere çevrilmiş de değil. Diyanet İşleri Başkanlığı, kimi kişi ve çevreler tarafından çevrilenlerse, ne yazık ki politik amaçlarla, tahrif edilerek, saptırılarak aktarıldığı için neredeyse faydadan âridir.

Söz konusu çarpıtma ve saptırmaların tarihi çok eskilere dayanır. Günümüz-de yapılanların yeni ve geçmişten kopuk uygulamalar olmadığını anımsa-talım. Doğrusu, hali hazırdaki bu olumsuzluklar, geçmişte yapılanların bir devamı, hatta bir benzeri, neredeyse aynısıdır. Durum yakından incelendi-ğinde, yüz yıllardan beri yapıla gelenlerin aynı anlayışa dayandığı, belirlenmiş bir politikanın ürünü olduğu açıkça görülür.

Sözgelimi, Alevi Cemevi kurmak isteyen Aleviler, bulundukları yerlerin ita amirliklerine başvurup resmi kaydın yapılmasını talep ettiklerinde, “filan kanuna göre bu yasaktır, bunun yerine ‘Cem Kültürevi’ yazın, onaylayalım” deyip yönlendirdikleri biliniyor. Aleviler, ibadet yeri olarak Cemevleri’nin açılması talebinde bulununca da, Diyanet İşleri Başkanı ve kimi hükümet yetkililerinin, “Alevi vatandaşlarımız, Cemevleri kurmuyor, Cem Kültür Evleri kuruyorlar. Onlar İslam’da ibadet yerinin Cami olduğunu biliyorlar!” biçiminde açıklamalar yapmaktadırlar. Görüldüğü gibi, bizzat kendileri vatandaşı “Kültür” sözünü oraya ekemeye yöneltiyor ve arkasından da bu “kültür” kavramını Cami’nin lehine ve Cemevi’nin aleyhine kanıt olarak öne sürüp, hem de “Alevi yurttaşın istemi” gibi gösterip, kullanma pişkinliğini gösteriyorlar.

Sünni iktidarların baskı ve korkusu altında ister Alevi ister Sünni kökenli olsun, düşünce ve inançlarını yazan kimseler, şablon haline getirilmiş olan bir takım kurallara uymak zorunda kalmışlardır. Örneğin Hz. Ali’nin vasiliğini, Ehl-i Beyt’in velâyet’ten kaynaklanan imamlık hakkını kabullenip ifade etmek başlı başına bir suç sayılmıştır. Bunu Aleviler’in yanı sıra, Sünni mezhep ve tarikatlara mensup kimi düşünürler de benimsemiş, kabul edip yazmışlardır. Devlet, -Sünni kökenli de olsa- kitap yazarlarının bu tutumunu hoş görmemiş, “Rafizilerin mezhebini teyid eden” bir tutum olarak algılamış, yani ağır suç saymış ve onları da ağır cezalara, hatta ölüm cezasına çarptırmaktan geri kalmamıştır. Buna, Şeyh Muhammed bin Yusuf el-Kenci el-Şafi’i’yi örnek gösterebiliriz. 665 hicri yılında vefat eden Ebi el-Şâme el-Makdisi, El-Zeyl ‘ala el-Ravda adlı eserinde (sayfa 207’de) konu ile ilgili olarak şöyle yazmış:

“Ramazan ayının 29. gününde, Fahr camiinde (Şam’da) el-Fahr Muham-med bin Yusuf bin Muhammed el-Kenci öldürüldü. Kendisi ilim ehlinden olup, fıkıh ve hadiste âlimdi. Lakin kendisinde rafizilik mezhebi hakkında meyil ve çok kelam bulunuyordu. Rafızilerin mezhebini teyid eden kitaplar yazmış ve bunları iki İslam devletinin sultanlarına ve Tatar devlet reisine sunmuştu... Halk sabah namazından sonra onun üzerine yürüdü ve karnı yarılana kadar onu dövdüler... Onun gibi (Rafızilik mezhebine meyil gösterenlerin) yaşamları da bu şekilde son bulmuştu.”

Aynı kişinin kişiliği ve ölümü ile ilgili olarak, onun “Halkın arasında Şafii mezhebine göre amel eden bir âlim” olarak bilindiği,“sırf Ehl-i Beyt velâyetini izhar ettiği için camide öldürülmüş” olduğu, kitabının adının da “Kifâyet el-Tâlib fi Menâkib Ali bin Ebi Tâlib” olduğu, Ali bin İsa’nın Keşf’ul-Ğumme adlı kitabında ayrıca anlatılmıştır.

(Enis Emir, Alevi Akademisi Bilim Kurulu Sempozyumu’nda sunduğu bildirgeden).

Bu tür uygulamaların sayısı bir hayli fazladır. Ola ki bunun da etkisiyle, giderek işlerine yarar bir yol ve yöntem bulunmuş, bir teamül oluşmuştur. Hazret-i Ali’nin vasiliğini ve Ehl-i Beyt İmamları-nın velâyetini, kendi eserlerinde belirten din ve düşünce adamlarına karşı tepkilerin ağır baskı ve ölümlerle sonlanması karşısında, yazar-lar, çeşitli tavizler vermeye zorlana-rak, bir hile-i şeriye düzeneği ile cezaların hafifletilmesi, işin Sünni ikti-darın lehine halledilmesi yoluna gidildiği anlaşılıyor. Eldeki yazılı kaynak-lardan anlaşıldığına göre, bu ödünler, ağırlıkla Ehl-i Beyt’in velâyetten ve imametten doğan hak ve yetkilerini belirtme keyfiyetine karşılık, özellikle Ebu Bekir-Ömer-Osman üçlüsünün, Sünni ulemaca “sahabe” diye adlan-dırılan kimselerin, saygıyla anılmalarını ifade etmeleri, dayatılmıştır. Buna birkaç örnek vermek gerekirse, şu kişileri zikredebiliriz:

Şeyh Kemâleddin Muhammed bin Talha el-Şafi’i(H 582-652), kitabı “El-Dur el-Muntazam fi el-Sirr el-‘Azam”(s.36-45)’de yaptığı gibi, Hazret-i Ali’yi “kâmil aklın tümü ve bu dünya alemi içinde en yüce ilmin sureti olduğunu” beyan ettikten sonra, buna “Ebu Bekir, Ömer, Osman, Talha, Zübeyir Sa’d, Sait ve Ebu Ubeyde’nin Arş’ın sureti olduklarını” ekleme zorunluluğunu duymuştur. İktidarın öfkesini üstüne çekmemek için, işi tam güvenli kılmak amacıyla “Ebu Bekir’in Hazret-i. Muhammed’in halifesi, Ömer’in Hakk’ın halifesi, Osman’ın da Kuran’ın halifesi olduğunu” da katmadan edememiştir.

- Şeyh Suleymân bin İbrâhim el-Kanduzi el-Hanefi (Hicri, 1220-1294), “Yenabi’ul-Meveddeti li Zevil-Kurba”adlı eserinde;

- Ebu’l-Mueyyed Muvaffak bin Ahmed el-Mekki el-Huvarezmi el-Hanefi (Hicri, 484-568), “Menâkıb Emirelmüminin Ali bin Ebi Tâlib” adlı eserinde;

- Şeyh Nureddin Ebu Hasen Ali bin Abdullah bin Ahmedel-Huseyni el-Semhudi el-Şafi’i (Hicri, 844-911), “Cevâhir el-‘İkdeyn” adlı kita-bında;

- Ebu Hasan Ali bin Muhammed İbin Mağâzeli el-Şafi’i(ölümü, 483 Hicri), “El-Menâkib”da;

- Ali bin Muhammed bin Ahmed Nureddin bin Sabbâğ el-Maliki (Hicri, 784-855), “Fusul el-Muhimme li-Ma’rifet el-Eimme”de;

- Şeyh Muhibuddin Ebu’l-‘Abbas Ahmed bin Abdullah el-Tabari (Hicri, 615-694), “Zahair el-‘Ukba fi Menâkib Zevil-Kurba”da;

- Şeyh el-İslam Sadruddin Ebi İshâk İbrahim bin Muhammed el-Hamaveyni (Hicri, 648 –723), “Ferâid el-Simtayn”da;

- Şemsuddin Yusuf bin Kuz’ali bin Abdullah el-Bağdâdi el-Hanefi, Sıbt İbn el-Cuzi (Hicri, 581-654), “Tezkiretu havvâs el-Eimme”de;

- Şemsuddin Muhammed bin ‘İzzuddin Ebi Muzaffar el-Hanefi el-Zerândi, (Hicri, 693-750), “Durer el-Simtayn”da aynı yöntemi kullanarak iktidarların hışmından kurtulmaya çalışmışlardır.

(Enis Emir, Alevi Akademisi Bilim Kurulu Sempozyumu’nda sunduğu bildirgeden derlendi.)

Adı geçen bu kişiler ve daha birçokları bu tür kirli yöntemlerle canlarını kurtarmayı başarmışlar; ancak yazılı kaynakların tahrif edilmesi sonucu, Aleviliğin asimilasyonunun kolaylaştırılmasına, sorunun daha da karmaşık bir hal almasına, Sünni iktidarların Aleviliği Sünnileştirme çabalarına da katkıda bulunmuşlar.

Elinizdeki Hutbetu’l-Beyân yazmasının yazarı olan Seyyid Hüseyin İbn Seyyid Gaybi de, söz konusu aynı yol ve yöntemi kullanarak şeriat şimşeklerini üstüne çekmemeye özen göstermiş, bir miktar taviz ve ikiyüzlülük karşılığında kitabını yazabilmiş, düşüncelerini yayınlama ve de canını tende tutma fırsatını bulmuştur.

Gaybi’nin söz konusu yaranmalarını ifade eden örneklerden birinde şunlar ifade edilmiştir:

“Nitekim resûl-u hazret-i Ali Mürtezâ bu mânada buyurmuştur ki, benim gökyüzünde dört vezîrim var ve yeryüzünde dört vezîrim var. (Ve bunlar) birbirine nâzırdır. Gökteki Cebrâ’il ve Mikâ’il ve İsrâfil ve Azrâil ‘aleyhüm Ebû Bekir Cebrâ’il’e nâzırdır, Ömer Mikâ’il’e nâzırdır, Osman İsrâfil’e nâzırdır, Ali Azrâ’il’e nâzırdır (ve) cümlesinden güçlüdür. Enbiyânın dahi dördüne benim dört vezîrim nâzırdır, didi. Ebû Bekir, İbrahim Peygamber’e nâzırdır; Ömer, Musa Peygamber’e nâzırdır: Osman, Hârun Peygamber’e nâzırdır; Ali benim nâzırımdır, didi. Muhammed resûlullâh ki cem’i enbiyâdan efdâldir sallallâhu ‘aleyhi ve’s-sellem ve bu dört vezîrlerin benden gayrı değildir: Ebû Bekir gönlüm sıdkını gösterdi; Ömer dilimdir, Hakk’dan bâtılı fark itdi; Osman iki gözümdür.”

Böylece Hulâfa-i Râşidin’in, İcma’nın önceliği gibi konulardaki Ehl-i Sünnet istekleri peşinen kabul edilmiş, sıra Ali’nin vasiliği ve Ehl-i Beyt’in velâyeti konularında nelerin yazılacağına gelmiştir. Elinizdeki bu kitapta, yani Hutbetu’l-Beyân’da da görüldüğü gibi, kitabı yazan Seyyid Hüseyin İbn Seyyid Gaybi’nin, “Hûlafa-i Râşidin”meselesini kitaba katması, İmam Ali ve oğulları Hasan ile Hüseyin’e asla dostluk göstermemiş olan Ayşe’yi, Fatima ile bir arada göstermesi, söz konusu hile-i şer’iyenin bir devamı, bir benzeri değil midir? Daha sonraları istinsah edilmiş olan Safvatu’s Safa nüshasında, incelenmiş olan Türkçe metinde, böyle bir tahrifata rastlanmıyor olması da dikkate değer bir durumdur.

Gerçek böyle olduğu halde, yazılı ve temel kaynaklardan elbette vazgeçemeyiz; söz konusu hile ve çarpıtmalara parmak basmalı, gerekli açıklama ve uyarıları yapmalı ve yazılı kaynaklarımızı anlaşılır bir dile çevirmeli, toplumumuzun bilgisine sunmaya devam etmeliyiz.

Elinizdeki Hutbetu’l-Beyân da hiç kuşkusuz söz konusu bu temel eserlerin başlıcalarından biridir. Ayrıca bilim ve düşün dünyamızda saygın bir yere sahip olan Dr. Yağmur Say’ın büyük bir titizlikle hazırladığı, oldukça kapsamlı bir ön-inceleme ile birlikte eser, daha da güçlendirilmiş, amaca uygun hale getirilmiştir.

Alevi Akademisi Bilim Kurulu, “Aleviliğin Sözel ve Yazılı Kaynakları“ konusunda yaptığı sempozyumda, -ister sözel ister yazılı olsun- her iki alanda da gerekli bilimsel çalışmaların yapılmasını, doğrudan ya da dolaylı olarak Aleviliği ilgilendiren temel kaynakların Türkçe’ye çevrilmesini karara bağlamıştır. Aradan geçen bu iki yılda söz konusu yazılı kaynakların küçümsenmeyecek bir bölümü elde edildi ve Türkçe’ye çevrilmeleri için gerekli hazırlıklar yapılmaya başlandı. Söz konusu çalışmaların bir sonucu olarak, Hutbetu’l-Beyân’nın yanı sıra Safvatu’s-Sâfa da baskıya verildi. Son derece önemli bir üçün-cüsünün de 2008 yılı içinde basımının gerçekleştirilmesi planlan-lanmıştır.

Temel eserlerin, özellikle Aleviliğin tarihsel seyrini ve Bâtini yaklaşımını -ki hali hazırda bu alanda ciddi bir boşluk ve bilgisizlikle karşı karşıyayız- ortaya koymak, tasavvufi ve felsefi boyutlarını bilince çıkarmak ve her yönüyle tam bir aydınlanmayı gerçekleşti-rebilmek bakımından önemi son derece büyüktür. Besbelli ki bu gerekli bilgilenme ve bilinçlendirmeyi hızlandıracak, içi boş propa-ganda ve tartışmaların azalmasını, yerini seviyeli ve bilimsel değerlen-dirmelere bırakmasını sağlayacak başlıca adımlardan biri, belki de başlıcası olacaktır.

Hutbetu’l-Beyân, Alevi Akademisi Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Yağmur Say’ın başkanlığında, geniş bir ekibin katkılarıyla yayına hazırlandı. İstinsahın Osmanlıca yazımında karşılaşılan hatalar ve eksikler saptanarak düzeltildi. Arapça ifade ve metinler ise Bilim Kurulu Üyemiz Enis Emir’in katkılarıyla düzeltilerek metin daha bir eksiksiz hale getirilmeye çalışıldı. Ayrıca kitap olması gereken bir titizlikle gözden geçirilmiş, olabildiğince eksik ve hataları asgariye indirgenerek baskıya verilmiştir.

Hutbetu’l-Beyân elyazmasını sağlayan Hasan Çağlar Dede’ye, işin maddi külfetini üstlenerek bu eserin yayınlanmasını sağlayan Metin Aktan, Zübeyir Şahin dostlara ve Özdoğan Basımevi sahibi Ali Özdoğan’a ve Basımevi çalışanlarına ne kadar teşekkür etsek azdır.

Mustafa Düzgün
[b]Alevi Akademisi Başkanı
[/b]



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
S.MODERATÖR
S.MODERATÖR
ellerine saglik paylasimlarin için tsk agcasarli can



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
bu genis bilgilerin icin cok sagol agcasarli gercekten cok guzel bilgiler daha fazlasini bekliyoruz.gelin canlar bir olalim kenetlenelim ve buyuyelim daha guzel ve anlamli yerlere gelmek icin arastiralim okuyalim



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
kuran ve sünnet etrafında kenetlenelim.selam ve sevgiler.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
bu bilgiler sadece kuranda yoktur ogretmen arstirdiginiz zaman bu bilgilere rahatlikla ulasabilirsiniz.bizim "KABEMIZ INSANLIKTIR " her sedyen once insani ele aliriz



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
alevilik hakkındaki konular, devam edecektir, siz yeterki okuyun sevgili canlar.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
kabemiz mekkedeki beytullahtır.elbette öncelikle bizim eksenimiz elbette insandır.ama kabemiz insan değil beytullahtır halil can.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
ADMİN
ADMİN
Aklim fikrim yâr eyledim ben bana

Aklim fikrim yâr eyledim ben bana
Ögüt verdim deli gönül almadi
Bir kilecigi var almis eline
Dünyayi içine koydum dolmadi

Almasi farz imis sünnettir selâm
Hak nurdan yaratmis yaz dedi kalem
Bir çiçek yaratti ol Rabb'ül-âlem
Ani kokulayan mahrum kalmadi

Var bir pire eris serseri gezme
Gözet gözün önün yolundan kalma
Degme bir dükkâna yükünü çözme
Bunda çok bazergân assi kalmadi

Gençlik yaza benzer kocalik güze
Yüregim baslidir dertlerim taze
Boynun eg de hizmet eyle üstâza
Seytan benlik ile menzil bulmadi

Kul Himmet'in deste gülü elinde
Daima zikreder Hakk'i dilinde
Bir güzel sevmisim Hakk'in yolunda
Hayali gönülden zail olmadi



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.nurhak.org




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
yusuf can şiirin çok güzel.yüreğine sağlık.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
YUREGINE SAGLIK AGCASARLI PAYLASIMLARIN COK GUZEL GERCEKTEN



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: alevilik hakkında bir kaç söz|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
alevilik hakkında bir kaç söz Full Indir, alevilik hakkında bir kaç söz Full Dinle, alevilik hakkında bir kaç söz Full Izle ,alevilik hakkında bir kaç söz Download ,alevilik hakkında bir kaç söz Yükle ,alevilik hakkında bir kaç söz Free Download ,alevilik hakkında bir kaç söz ne demek ,alevilik hakkında bir kaç söz nasil oluyor ,alevilik hakkında bir kaç sözücretsiz indir ,alevilik hakkında bir kaç söz fragmani, alevilik hakkında bir kaç söz Film, alevilik hakkında bir kaç söz Müzik ,alevilik hakkında bir kaç söz mp3, alevilik hakkında bir kaç söz Videolari ,alevilik hakkında bir kaç söz Resimleri, alevilik hakkında bir kaç söz Dizileri, alevilik hakkında bir kaç söz Sorun ,alevilik hakkında bir kaç söz hatasi ,alevilik hakkında bir kaç sözCözüm nedir, alevilik hakkında bir kaç söz ne demek ,alevilik hakkında bir kaç söz nasil ,alevilik hakkında bir kaç söz Programm ,alevilik hakkında bir kaç söz Kurulum ,alevilik hakkında bir kaç söz Yardim alevilik hakkında bir kaç söz Kim

 
Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Admin İletişim
Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
©NurhaK.OrG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...
NURHAKPORTAL ANASAYFAYA GİT!


Yeni bir forum kurmak | Kültür ve sosyete | Politika | © PunBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Blogunuzu yaratın