1
Muharrem Orucu Yaklasırken:Dinmeyen Acı Kerbela... (29 Aralık 2008-9 Ocak 2009) Bir 21/12/2008, 20:31

Evet sevgili canlar bu sene matem orucu maras katlimamının yıl dönümüne denk düştü,matem orucunun daha bir anlam kazandıgı bugünlerde hepimize hayırlı olması dileklerimle. Keşke bu acılar hiç yaşanmasa da biz de bu yazıları hiç yazmasak...
Kerbela olayı (680) meydana geleli beri, 1328 yıldır tüm Şia-i Ali kolları, özellikle Aleviler, bitmek nedir bilmeyen, acısı dinmeyen bir yası sürdürmektedirler. Bu aynı zamanda inanç ve ibadetin de belirleyici bir öğesi ve ilkesi haline gelmiş. Her yılın Muharrem ayında 12 günden az olmamak üzere, yer yer 15 güne varan bir süre, yas tutulur. Hazret-i Hüseyin başta olmak üzere, Kerbelâ şehitlerine, Oniki İmamlar’a olan bağlılık duyguları daha da canlanır, belirtilen sürenin her anı şehitleri anmakla, onlarla ilgili bilgileri yinelemekle, kitap ve mersiyeler okumakla geçer.
Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvazde İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayını’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.
Hz. Hüseyin, askeri anlamda, Kerbela’da yenilmiş; ancak sergilediği tutum ve kararlılık, Emevi baskı ve hileleri sonucu sönmeye yüz tutan Hak-Muhammed-Ali yolunun şahlanışı bakımından da tarihte eşine az rastlanan bir büyük zaferin öncüsü, önderi ve kahramanı olmuştur. Bu sadece Aleviler için değil, başka mazlumlar için de ciddi bir örnek oluşturmuş, ezilenlerin cesaret ve iman kaynağı olmuştur.
Hz.HÜseyin
Hz.Muhammet!in torunu,Hz. Ali'nin oğlu dur.Ehlibeyt in beşincisi;on iki imamın üçüncüsüdür. 626 yılında dünyaya gelmiştir. 10 Muharrem 680 tarihinde kerbelada şehit düşmüştür.
İsmini dedesi Hz. Muhammet koymuştur. Annesinin karnında altı ay kalmıştır. Zekeriya Peygamber in oğlu Yahya Peygamber in dışında altı aylıkken doğan tek çocuktur .
İmam Hüseyin dedesi Hakka yürüdüğünde altı,babası şehit düştüğünde otuz beş,kerbalada şehit düştüğünde ise elli dört yaşındaydı.
İnsanlık tarihinde bazı isimler vardır. Bu isimler insanlık onurunu bayraktarlığını yapar. Bu isimler işitildiğinde insanların gönülleri sevgi ile aşkla,hüzünle cve coşkuyla dolar.Bu isimler insana insan olduğunu anımsatır. Bu isimler onurun,onurlu yaşamanın inançları için ölmenin,zülme karşı direnmenin, emanete sahip çıkmanın, geleceğe onurlu bir miras bırakmanın simgeleridir.Bu isimler özlemdir,tutkudur,barıştır,kardeşliktir,güzellilktir,dirençtir,kavgadır,direniştir,karşı koyuştur,erdemdir,sıcaklıktır,mutluluktur,aşktır,sevdadır. Tarihi bu isimler yazar ,geleceği bu isimler kurar. Zalimler bu isimlere karşıdır. Mazlumlar güçlerini bu isimlerden alırlar. Zulmü bu isimler boğar. Bu isimler aydınlık günlerin müjdecisidir. Bu isimlerle var olunur , bu isimlerle yok olunur. İmam Hüseyin bu isimlerin önderidir. Zalime karşı çıkanın adıdır İmam Hüseyin. Bu isimleri düşmanları duydukları zaman titrerler. İktidarlarını bu isimlerin yıkacaklarını bilirler. Bu isimlerin üstünlüğünü düşmanları bile inkar edemezler. Bu isimleri duyan zalimler kaçacak delik ararlar, İmam Hüseyin sevenleri için gurur , düşmanları için korkudur. Emevileri İmam Hüseyin ismi yıktı. Osmanoğulları'nı İmam Hüseyin'in evlatlarına yaptıkları zulüm yıktı. İslam Tarihi Şah-ı Merdan Ali ismiyle yazıldı. Duaz-ı imamlar bu isme söylendi. Semahlar bu isimle dönüldü. İsyanları bu isim kopardı. Ölümü bu isim hiçe saydı. Kalkan "Ya Ali Medet" dedi. Düşen "Ya Hüseyin" dedi. Bu isim seher yeli gibi okşadı, sam yeli gibi yaktı. Bu ismin uğruna başlar verildi, deriler yüzüldü. Bu isim için kırk bin kişi bir gecede kuyulara gömüldü. Bu isim için insanlar yakıldı. Bu isim için kundaktaki bebekler katledildi. Bu isim için canlar verildi. Bu isim için ölüme gülerek gidildi.
Zulme baş eğmeyi şeref bilenler, bükemedikleri eli öpüp başlarına koyanlar, ne "savaşın üstünü, zalim padişaha karşı doğruyu söylemektir" diyen Hz. Muhammet'in özünü anlar, ne de İmam Hüseyin'in can verişindeki şerefi duyarlar.
"Zalimin zulmüne karşı gelmemek mazluma yapılacak en büyük kötülüktür. Ben zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık, zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım diyen İmam Hüseyin'in sözü bunlara hiçbir şey anlatmaz. Bunlarda insanlık onurundan hiçbir iz kalmamıştır. Bunların dini, imanı para ve makamdır. Alçaklığı yücelik sayarlar. Halkı sindirmenin tek yolunun zulüm olduğunu zannederler. Zorbalık bir dağa benzer. Ne kadar zorba olunursa, dağın doruğuna o kadar çabuk ulaşılır. Doruğa yaklaştıkça uçurumların da derinliği artar.
"İnsan, her biat isteyenin önünde eğilmeye alışırsa inanç nerede kalır, onur, şeref nerede kalır?
Sanılmasın ki kibirimdendir. Boyun eğmeyişim Yezit'e Yok, yok... Be gene de gücünü kıracak birilerinin şu dünyada var olabileceğini ortaya koymaya çalışırım. Bu inancımın karşılığında, kanımın akıtılmasına razıyım. Yani kolladığım can değil, inançtır" diyen İmam Hüseyin ile Zalime biat eden zalimden beterdir" diyen Hz. Muhammet bize nasıl davranmamız gerektiğini emretmişlerdir.
Kerbela Meydanı'nda kendisinden yana olanlara "işimizin son derece güç olduğunun farkındasınız. Bazılarınızın telaşa düştüğünü görüyorum. Size izin verdim. Gece karanlığından yaralanarak gidin. Her biriniz Ehlibeyt'imden birinin emrini tutup köylere dağıtın. Düşmanların esas istediği benim. Ben teslim olursam sizin arkanıza düşmezler"diyen İmam Hüseyin'e "Biz bunu yapamayız. Sana bir şey olursa hayatın bizim için ne anlamı kalır. Senden ayrılmayız. Senden sonra yaşamak bize haram olsun. Bu nedenle onlarla savaşacağız. Silahımız olmasa bile taş atarak onlarla mücadele ederiz" diyen Kerbela Şehitleri'nin davranış şekilleri, Anadolu Aleviliği'nin yolunu çizmiştir. İnancımızdaki Ehlibeyt çocuklarını dinsel önder kabul etme, onların yolundan ayrılmama, insana muhabbet zalime boyun eğmeme, sevgi ve barış geleneğinin tohumları Kerbela'da bir destan yazılmıştır. Orada zalim değil mazlum kazanmıştır. Kerbela toprağında ekilmiştir. Kerbela'da bir destan yazılmıştır. Orada zalim değil, mazlum kazanmıştır. Kerbela toprağına zalimin zulmü gömülmüştür. Yezit'in binlerce askerinin karşısında bir avuç Ehlibeyt evladının verdiği onur mücadelesi insanlık tarihinin geleceğini çizmiştir. İnsanlık onurunun öldürülemeyeceği Kerbela Meydanı'nda kanıtlanmıştır. Kerbela Katliamın'dan sonraki günlerde yaşayan olaylar "Mazlumun zalimden öç alacağı gün, zalimin mazluma zulmettiği günden daha çetindir" diyen Hz. Ali'nin sözünün haklılığını perçinlemiştir. Zulmün hiçbir zaman ebedi olamayacağı, zalimin döktüğü kanda boğulacağı Emevilerin, Abbasilerin ve Osmanlıların yıkılışında da görülmüştür. Bizlere düşen görev inancımızın kurucularının bıraktıkları onurlu mirasa sahip çıkmak, bu mirası gelecek nesillere taşımak ve onlar'a layık olmaktır. Ne mutlu ki bize onlar gibi inanıyor, onlar gibi düşünüyoruz.
Kerbela'da bir destan yazılmıştır. Orada zalim değil, mazlum kazanmıştır. Kerbela toprağına zalimin zulmü gömülmüştür. Yezit'in binlerce askerinin karşısında bir avuç Ehlibeyt evladının verdiği onur mücadelesi insanlık tarihinin geleceğini çizmiştir. İnsanlık onurunun öldürülemeyeceği Kerbela Meydanı'nda kanıtlanmıştır
DİNMEYEN ACI KERBELA
İSLAM tarihinin kara bir sayfası ... Yüzyıllardan bu yana İslam dünyasını ağlatan acıklı olay ... Bir kaşık suya hasret giden Hazreti Hüseyin'in şehit edildiği uğursuz Kerbela çölü ...
Hazreti Ali'nin büyük oğlu Hasan, babasının yerine geçerek İmam oldu. Siyasal güç de İmamların elindeydi. Sam Valisi Muaviye iktidar tutkusuyla Hasan'a baskıları artırdı. Hasan, bu baskı ve korkutmalar karşısında çekildi. Yerini Muaviye'ye bıraktı. Muaviye yine rahat edemedi. Hasanı zehirleterek şehit etti. İmamlık küçük kardeşi Hüseyn'e kaldı. Muaviye'nin yerine gecen Yezit, karşısında rakip olarak Hüseyin'i gördü.
Kufeliler, Muaviye'nin yönetiminden memnun olmadıkları için İmamlığa yine Ali soyunun getirilmesini istiyorlardı. Bu istek daha çok İmamlık hakkinin, yani devlet başkanlığının Muaviye ve soyunun hakki olmayışından ileri geliyordu. Bunun için Hüseyin'i Kufe'ye çağırdılar. Ona uyacaklarını, İmam olarak kendisini tanıyacaklarını bildirdiler, birçok çağrı mektubu yazdılar.
Hazreti Hüseyin, bu çağrıya uymak zorunluluğunu duydu. Yüz kişiyle yola çıktı. Bunlar arasında çocukları ve torunları da vardı. Kufe, o cağda güney Irak'ta ünlü bir kentti. Babil harabelerinin güneyinde ve Fıratın bati kolu üzerindeydi.
Yezit, Hz. Hüseyin'in Kufe'ye doğru gelmekte olduğunu öğrenmekte gecikmedi. Babası Muaviye'nin zorla ele geçirdiği İmamlığın elden gideceğinden korkarak telaşa düştü. Hüseyin'i bu isten vazgeçirmek, gerekirse ortadan kaldırmak istedi. Komutanlarından Semre'yi üzerine gönderdi. Hz. Hüseyin Kerbela sahrasına geldiği sırada Semre önünü kesti ve çember içine aldı. Kerbela çölünün o sıcak lığında, Hz. Hüseyin ve yandaşlarına su verilmedi. Çoluk çocuğun su isteği ile inleyen Kerbela çölü, yezit in askerleri tarafından duyulmadı. Fırat ırmağının da yanından geçmesi, Yezit in ne lanet olduğunu daha iyi açıklıyordu.Bu İnsan dışı baskı ile, Hz Hüseyin ve yandaşlarını cögertip ve sonra üstlerine yürüyeceklerdi. Semre'nin birkaç kez fazla gücü olduğu halde, karşısındakinin kimin oğlu olduğunu da iyi biliyordu. Hüseyin ve yanındakiler Yezid'in ordusuyla yiğitçe çarpıştılar. Sonunda yanındakilerin hepsi şehit oldu. Hz. Hüseyin yaralandı, çarpışacak gücü kalmadı. Sinan ve Şimr adli kişiler başını keserek onu şehit ettiler. Bu arada << On Dört Masum-i Pak >> (çocuklar) da şehit edildi. Geri kalanlar tutsak oldular. Bunlar arasında Hz. Hüseyin'in kız kardeşi Zeynep, Ümmügülsüm, kızları Sakine, Fatma, oğulları Ali ve Zeynel' Abidin ile karisi vardı.
Acı haber duyulunca, İslam dünyası bir yasa boğuldu. Ozanlar coştu. Binlerce ağıt yazıldı, söylendi. Aleviler bu acıyı hiç unutamadıkları için, yeni yeni ağıtlarla kuşaktan kuşağa aktardılar. Böylece yüzyıllar boyu sürüp gelen bir edebiyat türü oluştu.
Hz. Hüseyin'in şehit olduğu gün, Arap aylarından Muharrem'in Onuncu günü, Hicret'in altmış birinci (M. 680) yılıydı. Bu gün, yas günü olarak bilinir. Oruç tutulur, su içilmez. Dergahlarda yas törenleri düzenlenir, ağıtlar, dualar okunur.
www.nurhak.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Bir Yorum
Bu Kadarmı Zor? UNUTMAYIN Bu Forum Hepimizin Forumu Yaşatan Mesajlarımızdır! DEĞİLMİ Misafir CAN NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ
Portal
Giriş yap








Anahtar Kelime | Tags:


