NURHAK'IN ÖZGÜR İNTERNET GAZETESİ

Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|

[NURHAKIN ÖZGÜR PORTALI! SİZİN SESİNİZ!]|www.nurhak.org|

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Nurhak Portal Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele
Sizden Başka
Bu forumu gezen kullanıcılar: Yok
Bu konuyu Paylaş?veya Seçenek Göster!
Gözle

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
[center]Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele

Mazlum Kaya


1993’ten beri her 2 Temmuz sürecinde, Alevilikle ilgili tartışmalar yeniden canlanır. Aslında bu yıl Tayyip Erdoğan’ın Muharrem orucu iftarı atağıyla başlayan bir dizi tartışma olmuş ve kapanmıştı. İçinde bir parçacık olsun dürüstlük barındırmayan bu ucuz politik numara Alevi çevrelerinde tepkiyle karşılanmış, hatta AKP milletvekili olarak bu işleri organize eden Reha Çamuroğlu gibileri bile önce esip gürleyip daha sonra da AKP’deki değişmeyen yaklaşımlardan ötürü “hayal kırıklığı” yaşadığını söylemişti. En son olarak 2 Temmuz öncesinde ise Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan’ın Fetullah Gülen’i öven röportajı yayınlanmış ve böylece şimdiye dek üstü kapalı gibi duran ilişkiler de bir parça açığa çıkmıştı.
Doğrusu gerici cephedeki bu Alevi “aşkı” ilgi çekicidir… Bir yandan, örneğin “oruç açma” ya katılan Diyanet İşleri Başkanı, “Cemevleri ibadet yeri olamaz” deyerek resmi ideolojinin gereğini yaparken, hatta buna bağlı “hukuksal kararlar” oluşurken, diğer yandan da Alevilee yönelik ilgi artmakta ve her çevreyi kapsamaktadır. Üstelik bu siyasi ilgi, AKP ve CHP ile de sınırlı değildir. Fethullah Gülen’ den Namık Kemal Zeybek’e, kontra-faşist Muhsin Yazıcıoğlu’na kadar Aleviliğe özünde düşman olan, dahası dökülen Alevi kanından sorumlu olan herkes, Alevilik üzerine söz etme hakkını kendinde bulmakta, Alevilikle bağ kurmaya çalışmaktadır.
AKP’nin bu ilgisi ikiyüzlüce ve asimile etmeye yöneliktir; bu gerçeği “oruç açma” yemeğinden bir gün sonra Bülent Arınç, bir TV programında itiraf etmiştir. CHP’nin geleneksel politikası ise her zaman Alevileri istismar etmek ama onlar için tek bir çöpü bile yerinden kımıldatmamak şeklindedir. Bu politika ne Maraş’ta, ne Sivas’ta kıyımları engellemediği gibi yıllar boyunca Aleviler lehine küçücük bir düzenleme bile yapmamıştır. Yani yıllardır sahte bir laiklikle, Alevi burjuvalar aracılığı ile Alevileri kendine bağlayan CHP’nin ikiyüzlülüğü AKP’den geri kalır değildir. Alevilerin bütün taleplerini bastıran, yok sayan oligarşinin bu partileri, Alevileri “oy deposu” olarak görmekte ve siyasal egemenlik mücadelelerinde onları bir araç olarak algılamaktadırlar.

Toplumsal Süreçlerden Kopuk Bir Alevilik Yoktur

Burada Alevilik üzerine uzun bir tarihsel özet yapmak durumunda değiliz elbette. Ama Alevi inanış ve kültürünün, Anadolu’da İslamiyet’ten önce de var olduğunu söylemek mümkündür. İlkel kabile ilişkileri içinde filizlenen, insanı merkeze alan, insan sevgisi üzerine kurulan Alevilik, örneğin ilk sınıflı toplum olan kölecilik üzerine kurulan Doğu Roma/Bizans İmparatorluğu tarafından yok edilmek istenmiş, tıpkı daha sonra Osmanlı imparatorluğu döneminde olduğu gibi, “sapkın inanç” olarak tanımlanmıştır. Eşitlikçi, dayanışmayı ön plana alan Alevilik, tam da bundan dolayı, sadece Bizans imparatorluğu tarafından değil, Türklerin Anadolu’ya gelmesi ve İslamiyeti benimsemeleri ile Anadolu’da kurulan çeşitli imparatorluklar tarafından da ezilmiş, özelikle Osmanlı imparatorluğun yükselme döneminden sonra yok sayılmış, sayısız kıyıma uğramıştır. Dinsel motiflerle hareket etseler de, aslında uğradıkları haksızlık ve eşitsizliğe karşı daha özgür bir toplum özlemi içinde olan Aleviler, tarih boyunca sayısız ayaklanmaya kalkışmışlardır. Kıyımlardan, ateşlerden geçen Alevilik, Anadolu’da bir çok din ve inançtan etkilenmiş, toplumsal dayanağı ezilen yoksullar olmuştur.
Daha doğrusu, aslında Engels’in Almanya’daki köylü ayaklanmaları üzerine söyledikleri Anadolu ayaklanmalarının çoğu için geçerlidir. Engels’in yerinde olarak belirttiği gibi açlıktan kırılan köylü kitlelerinin daha iyi ve eşitlikçi bir dünya düşü, “o zamanlar” kendisini “aykırı” dinsel akımlar aracılığı ile ifade etmiş, modern sosyalizmin henüz ortaya çıkmadığı ve çıkamayacağı koşullarda bu inanışlar ezilenlerin biricik ayaklanma ideolojisi olarak belirmiştir. Hatta genel olarak dinlerin ana akımından, yani hakim mezhepsel güçten ayrı duran, onunla çatışan ve bu yüzden de “sapkın” olarak adlandırılan eğilimlerin çoğu kez toplumun ezilen kesimlerinin duygularını ifade ettiği söylenebilir. Alman köylü ayaklanmalarındaki bir dizi katı Hıristiyan mezheple Alevilik ve hatta ondan önceki Ortadoğu inanışlarının aralarında bu bakımdan benzerlikler vardır.
Öte yandan, elbette bugün yekpare bir Alevilikten söz edilemez. Anadolu’da Türkler, Kürtler, Araplar, Arnavutlar ve diğer ulusal topluluklar içinde çeşitli biçimlerde görülen Alevlik, sınıfsal bir ayrışma geçirmiş, insanlar üretim araçları karşısındaki konumları ve düzenden almış oldukları paya göre farklı konumlara ulaşmışlardır. Yani Aleviler, kendi farklı eğilimlerini taşırken, mevcut yeni-sömürge kapitalizminin koşulları dışında, soyut ve kapalı bir alanda değil, bu üretim ve bölüşüm ilişkileri içinde, kapitalizme özgü tüm sınıfsal ilişkileri yaşamakta ve sınıflara ayrışmaktadırlar. Bazı kesimleri ile işbirlikçi tekelci burjuva, burjuva ya da orta burjuva olan Aleviler, emperyalizme bağımlı yeni-sömürge düzeninin bir parçası durumundadırlar; işçi, kent ve kır yoksulu, küçük burjuva, aydın olanlar ise emperyalizm ve oligarşi ile şu ya da bu düzeyde çelişki içindedirler.
Alevilik süreç boyunca en çok Kemalizm tarafından istismar edilmiştir. Kemalizm, Türklük temelinde ulus devletin inşasıdır. Ama sadece bu değil, Kemalizm aynı zamanda sahte bir laikliğin de savunucusudur. Bir yandan, “laiklik” adına din ve vicdan özgürlüğünü sınırlarken, diğer yandan ise Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığı Şeyhülislamlık kurumunu Diyanet İşleri adı altında Sünni temelde örgütler. Laiklik, genel bir tanımla din ve devlet işlerinin ayrılmasıdır; ama “Diyanet İşleri” devletin bir kurumudur. Bu kurum, her inanç sahibinden toplanan vergilerle, sadece egemen dinsel inanç olan Sünni-İslam mezhebine hizmet eder, onun gelişmesini destekler ve düzene karşı muhalefeti dinle bastırmaya çalışır. Bu anlamda, Kemalizm, sadece “Türklük” temelinde başta Kürt ulusu olmak üzere, diğer ulusal toplulukların inkarı üzerinde yükselmez; aynı zamanda, sahte bir “laiklik” ilkesi ile egemen ideolojinin dinsel biçimi olan Sünni-İslam’a dayanır, bu mezhep dışında diğer din ve inanç sahiplerini inkar eder, onlara karşı düşmanlıkları kışkırtır.
Dahası, Dersim ve Koçgiri isyanlarında olduğu gibi, Kürt ve Aleviler Kemalizm’in inkarcı ve imhacı politikasından nasibini alır, ama yine de bu sahte laiklik Alevileri düzene bağlamada bir araçtır.
Emperyalizme bağımlı kapitalizmin gelişmesi Osmanlı döneminde, 1838’lerde başlar. Ancak 2. Paylaşım Savaşı sonrasında, yani 3. Bunalım Dönemi’nde, Kemalist sürecin birikimi üzerinden yeni bir aşamaya sıçrar. Bu sürecin temel unsuru yeni-sömürgeciliktir. Bu süreçte, Kemalizm döneminde egemen olan ticari kapitalizm, emperyalizme bağımlı biçimde sanayi kapitalizme dönüşmüş ve bu temelde 1960 sonrası sınıfsal ayrışmayı hızlandırmıştır. Artık kapitalist pazar etrafında, kapitalizme ait modern sınıflar, yani burjuvazi ve proletarya, sadece ekonomik alanda değil, siyasal yaşamda da varlıklarını ortaya koymaktadırlar. Bu süreç, kırsal alanda daha çok içine kapalı toplumsal ilişkileri kentlere taşımış, çarpık bir kentleşme olgusunu ortaya çıkarmıştır. Doğal olarak aynı süreç, daha önceleri kırsal alanda yaşamlarını devam ettiren Alevilerin kentsel yaşamın bir parçası olmasını beraberinde getirmiştir. Böylece Aleviler içinde de sınıfsal ayrışma hızlanmış, önemli bir kısmı işçi sınıfı ve kent yoksullarına dönüşürken, kapitalist pazar etrafında, oligarşi ile çeşitli bağlar kurup burjuvalaşanlar olmuştur. Bugün çok az bir kesimi tekelci burjuva konumda yer alsa da, bununla çeşitli bağlar içinde olan burjuvalar ve orta burjuvalar vardır; Polat Holding, Flokser Grubu (Rafet, Rasim, Yasin Tükek kardeşler), İzzettin Doğan, Ertuğrul Aslan, İmam Altınbaş, A. Haydar Veziroğlu, F. Altun, vb. bunlardan bir kaçıdır. Bu sınıfın özünde Alevilik sorunu yoktur. Bunlardan bazılarının Fethullah Gülen ile bağları olduğu da bilinmektedir. Alevilik bu sınıf için, yani burjuva sınıf için sömürünün bir aracıdır.
Bu ayrışma, elbette siyasal alanı da kapsamıştır. Örneğin 1960’larda Türkiye Birlik Partisi(TBP), dönemin genel sol uyanışını Aleviler içinde, Alevilik temelinde dışavurumu olarak şekillenmiştir. O dönemde Alevilere dönük saldırı ve katliamlara tepki olarak alevi küçük burjuvazisi tarafından esasen sol yaklaşımla örgütlenmiş bir partidir. 1970’lerde ise aynı parti anti-faşist tutumun bir parçası olmuştur. Kuşkusuz devlet bu partiyi denetim altına almak için generalleri vb. partiye sızdırmış, böylece genel Kemalist çerçeve korunmuş ama öte yandan tam olarak oligarşinin kontrolüne de alınamamıştır. 1990’lardaki Barış Partisi girişimi ise aslında TBP’nin silik bir kopyası gibidir. Daha doğrusu genel olarak 1960-70’lerdeki durum üzerine şu söylenebilir; toplumsal hareketin gelişen yüzü ve temposu, dört başı mamur bir asimilasyona tam olarak izin vermemiştir. Niyetlerden de bağımsız olarak objektif durum böyledir. Bu açıdan, 1990’lar sonrasındaki asimilasyon çabaları, kitle hareketinin düşüş koşulları içinde oligarşi açısından daha anlamlı ve daha sonuç alıcı olabilmiştir.
Nitekim, Alevilere dönük asıl asimilasyon çabası 28 Şubat harekatından sonra başlamıştır. Cem vakfının taarruzu ve diğer şeylerin asıl startı bu tarihte verilmiştir. MHP’nin artan ilgisi, Alevi gençlere sınırlı da olsa orduda subay olma kapılarının açılması, Alevi türkülerinin TRT’de daha fazla yer alması vb. hep bu sürecin bir parçasıdır. Böylece, özellikle önlerinin açılmasını isteyen, sisteme daha fazla dahil olmayı amaçlayan Alevi orta sınıflarını hedefleyen çabalar hızlandırılmış, bu kesimlerin gerici duyguları harekete geçirilmiş, bu kesimden yükselen birkaç büyük burjuvanın inisiyatifi geçerli kılınmaya çalışılmıştır.
Esasen Sünni Türklük, işin başından beri Alevi Türklerin ve Alevi-Sünni tüm Kürtlerin ekonomik ve siyasal alandan dışlanması anlamına geliyordu. Elbette bu tam bir dışlama, yani açık hukuki ve siyasal kararlarla gelen bir dışlama değildi; ancak devletin ve oligarşinin açık tutumuydu. Aleviler, siyasetten, yüksek bürokrasiden, ordudan, yüksek mahkemelerden, vb. kritik her türlü devlet görevinden sürekli ve sistematik biçimde uzak tutulmuşlardı. Bu tutum bugün de esasen değişmiş değildir. Ancak süreç içersinde özellikle orta sınıflardan Alevilerin sisteme daha fazla dahil olma çabası, bir ölçüde karşılık görmüş ve Cem vakfı gibi gerici girişimler bir anlamda devletin ajan faaliyeti olarak ortaya çıkmışlardır.
Öte yandan bu süreç, yani kapitalizmin gelişmesi, sınıfsal ayrışma ve sınıf mücadelesini düzeyine bağlı olarak işçi, kent ve kır yoksulu, küçük burjuva Alevilerin sol ve devrimci hareketle daha yakın bağlar kurmasına yol açmıştır. Hiç şüphesiz burada tayin edici unsur, sınıfsal zemindir, dahası bu süreçte eşitlik ve özgürlük taleplerinin sosyalizmle birlikte kitlesel dillendirilmesidir.
1970 ve 1980’li yıllar bu açıdan önemli bir süreçtir. Bunu gören oligarşi, bu sürecin önünü kesmek için, bir dizi manipülasyona girişmiş; inkar edemediği Aleviliği, asimile ederek, düzene bağlama çabası vermiştir. 1980 sonrası, Özelikle de 84 devrimci atılımı ile büyüyen Kürt ulusal kurtuluş savaşı karşısında, oligarşinin Alevilere özellikle el attığı bilinmektedir; Alevi inanç sahipleri, Kürt karşıtlığı içinde düzene bağlanmak istenmiştir.
Popüler milliyetçi dalga üzerinden şovenist histeriye dahil edilmek istenen özellikle Türk Alevilerin bir bölümünde sınırlı da olsa MHP’ye kayma gözlenmiş, Aleviliğin taşıdığı tüm dinamiklere yabancı olan bu eğilim sınırlı bir gelişme sağlamıştır. Kısacası, Aleviler özellikle Alevi orta sınıflarının bir bölümü tarafından sisteme çok değişik biçimlerde bağlanmaya çalışılmaktadır.
İşte hem sınıfsal, hem de siyasal zeminde görülen bu ayrışma, bugün Aleviler içinde daha boyutlu tartışılmaktadır. Görüldüğü gibi, tek bir Alevilik yoktur; düzen içi Alevilik ve demokratik Alevi hareketi bu ayrışmada iki ana eksendir; kimi zaman “Alevilik İslam içinde mi, dışında mı”, kimi zaman “diyanetten ödenek ayrılsın mı ayrılmasın mı”, kimi zaman son “oruç açma” sürecinde yaşanan tartışmalar gibi çeşitli biçimlerde bu ayrışma dışa vurmaktadır.

[/center]



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör http://www.gobelek.forum.st




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
türkiyede yaşayan herkes kardeştir.hiçbir şekilde ayırım yapılmamalıdır.selam ve sevgiler.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Misafir




NURHAK PORTAL'da
Misafir
Yapılmamalıdır, ama yapılıyor. Ve yapılacaktır..



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
bizler birlik ve kardeşlik içinde bunların yapılmasına engel olalım.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
FORUM AŞIĞI
FORUM AŞIĞI
kardeşliğimiz marsata sivasta corumda nerelerdeydi sayın hoca hala katiller dolasırken etrafta neden hala bişey yapılmıyor peki yada 37 fidana mezar olan bir otelş neden müzeye cevriltmeye izin verilmiyor kardeşlik bu mu? bu tahammülsüzlük değilmi ? soracak hesapmız var pir sultan dan bu yana saygılar



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör




NURHAK PORTAL'da
[DÜŞKÜN]
[DÜŞKÜN]
kin ile intikamla bir yere varılmaz dostum.geçmişe değil bu günden sonra ne yapabiliriz ona bakalım.geçmişe takılıp kalmayalım.canileri katilleri hiçbirimiz tasvip etmeyiz.bu topraklar üzerinde yaşayan bizler kardeşlik dostluk ve barış içinde yaşamak zorundayız.



www.NURHAK.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...

Kullanıcı profilini gör

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

Anahtar Kelime | Tags:
---------------------------------------------------
Konu Ismi: Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele|| Anahtar Kelime Bot Sürüm: 4.3.1 |
Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Full Indir, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Full Dinle, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Full Izle ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Download ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Yükle ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Free Download ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele ne demek ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele nasil oluyor ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadeleücretsiz indir ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele fragmani, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Film, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Müzik ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele mp3, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Videolari ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Resimleri, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Dizileri, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Sorun ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele hatasi ,Alevi Sorunu ve Toplumsal MücadeleCözüm nedir, Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele ne demek ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele nasil ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Programm ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Kurulum ,Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Yardim Alevi Sorunu ve Toplumsal Mücadele Kim

 
Nurhaklıların Gören Gözü, İşiten Kulağı, Söyleyen Dili!... Nurhak'ın Özgür Portalı, Aydınlık Yüzü |www.nurhak.org|


Admin İletişim
Powered by WWW.nurhak.ORG ©Bir NurhaK Portal Kuruluşudur.
Copyright © 2008-2009 By b@b@ko & Nurhak.ORG
©NurhaK.OrG
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendirilen linklerin içeriklerinden sitemiz sorumlu tutulamaz...
NURHAKPORTAL ANASAYFAYA GİT!


forum kurmak | © PunBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Blogunuzu yaratın