1
DEVRİM ŞEHİTLERİNİ ANMAKTAN NE ANLAMALIYIZ ? Bir 22/8/2008, 10:41
DEVRİM ŞEHİTLERİNİ ANMAKTAN NE ANLAMALIYIZ ?
Bu topraklar devrim-özgürlük ve sosyalizm mücadelesi uğruna binlerce şehit vermiştir.Hemen hemen her güne nerdeyse birkaç şehit düşmektedir sayılar ve isimlerle ele alınırsa.Bu toprakların kanla sulanmadığı gün yoktur.Kan bu toprakların esas sıvı kaynağı gibidir.Canavar ve vahşi emperyalist kapitalist düzen ve onun faşist yerli işbirlikçileri devrim ve sosyalizm mücadelesinden Azrail ve öcüden korkarcasına korkup ürkmektedir.Bu uşaklıkta sınır tanımayan faşist güruh , kan emiciliğinde de sınır tanımamaktadır.Bu açıdan devrim-özgürlük ve sosyalizm mücadelesi sanırız ki kanla tarih yazma konusunda yeterince deneyime sahiptir ve de kanla yeterince tanışıktır.Herhalde diyeceksiniz ki kanla yazılan bu tarih kana yeterince doymuş olmalıdır.Evet doymuş olmalıdır gerek faşist devlet açısından ve de gerekse de kan üzerine politika yapmayı yaklaşık 30 yıldır politikalarının temeli haline getirmiş devrimci-demokrat hareketlerce…
Maalesef devrimci demokrat hareketlerin ezici çoğunluğu yıllardır şehitler ve ölüm üzerine kurulu bir propagandayı mücadelenin en esaslı öğelerinden biri haline getirmiştir.Bu devrimci demokrat ve komünist devrimci hareketin en ciddi zaaf , eksiklik ve yanlışlarından biridir. Bu ciddi bir sapmanın ve özgürlük ve sosyalizm mücadelesinden kopmanın işaretlerinden biridir aynı zamanda.Bu noktadaki türlü uyarı çabalarına da kulak tıkamayı ve bildiği yanlış yoldan yürümeyi kendince doğru sayan bu hareketlerin en nihayetinde kendi kulvarlarında dahi olsa yeterince devrimci olgunluğa erişemeyecekleri açık ve nettir.
Komünizm,bir bütün olarak insanlık ideolojisidir.İnsan ve insanlık üzerine kurulu bir ideolojinin ölümü kutsaması ve ölümü temel propaganda ve diğer yandan örgütlenme malzemesi düzeyine indirgemesi düşünülemez bile.Bu anlamda devrimci demokrat hareketlerin sosyalizme yakınlaşması bir yana giderek sosyalizm ve komünizm ideolojisinden uzaklaşıp kendi kulvarlarına oturdukları söylenebilir.Bu giderek belirginleşen ciddi bir çizgi oturmasının yansımasıdır.Bu anlamda olmak üzere sevindirici olsa bile ölü seviciliği egemen burjuvazinin sanırım ki bu anlamdaki politikasının içeriği bile sirayet etmiş bulunmaktadır kendisi gibi burjuva olan küçük burjuvazinin temsilcilerine.Komünizm yaşamak,insanca yaşamak ve insanlık üzerine kurulu bir ideoloji ve bilimsel bir duruştur.Komünistlerin böyle bir akım ve duruş içinde olmaları beklenemez.Her ne kadar devrimin kanlı olacağı üzerinde dursalar ve bunu proletaryanın bilincinde diri tutsalar bile, onların temel propagandalarının esaslarından birini ölüm değil kesinlikle yaşam oluşturur.Yaşam ve insanca yaşam üzerine kurulu komünizm ,komünistlerin nihai hedefleridir.Bu yolda hiçbir zaman ve hiçbir biçimde her yol mubah değildir.İnsani etik ve ahlaki değerlere yabancı her şey komünizme yabancıdır.Buna yukarda söz ettiğimiz konu dahildir.
Devrim şehitlerini anmak ,onları yaşatmak ancak ve ancak onların değer ve ahlaklarını-yaşam amaçlarını-ideallerini-mücadelelerini yaşatmaktır.Onları takvimlere sığdırılmış günlerde değil,her an her saniye her dakika her gün vs anmak ve yaşatmaktır.Onların uğruna şehit düştükleri amaç ve ideallerini yaşatmak , o ütopyaları gerçek kılmaktır esas olan.Bu da özgürlük ve sosyalizm düşünü gerçek kılmaktır.Yaşamda ete kemiğe büründürmektir.Sosyalizmin ve dünya sosyalizminin adı olan komünizmi ütopya olmaktan yaşamın gerçeği haline getirmektir anılarını yaşatmak.Sıkça atılan “Anıları mücadelemize ışık tutacak” sloganının esası budur aslında.Gerçek yaşamda can ve kan bulması sloganın devrimci komünizm mücadelesini yükseltmek ve sınıf mücadelesinin başarısını önkoşul saymaktadır.Özellikle Türkiye’de reformizm ile devrimci hareket arasına kalın sınırlar çizen TDH’nin önderleri olarak Kaypakkaya’lar,Mahir’ler ve Deniz’lerin anılması bu anlamda olmak üzere , giderek reformizmin bu topraklarda yeniden ciddi bir biçimde diriltildiği ve yaşatılmaya çalışıldığı bir dönüm noktasında daha bir önem taşımaktadır.bu devrimci demokrat önderlerin anılması onların mücadele geleneklerine uygun olarak devrimci mücadelenin ve devrim ideallerinin bilfiil yaşama geçirilmesi anlamında öne çıkmaktadır.
Kuru ve sıradanlaşmış anma toplantıları-devrim şehitlerinin kısa yaşam özetlerinin vurgulu ve de duygu sömürüsü esasına dönük anlatımı yerine, tam tersine olmak üzere o yaşamların anlamı üzerine fiili mücadelelerin örülmesi daha da anlamlı,gerekli ve eğiticidir,aynı zamanda en iyi-olumlu anma biçimidir.Sadece yeni mücadeleye atılmışlar bakımından düşünülse bile bu söylediklerimizin altını çizmeliyiz.Yeni dost ve yoldaşların eğitimine esas olarak alınsa bile bu mücadele ve deneyimler yine de bu çerçevede ele alınmalıdır.
Komünist devrimcilere zaten yabancı olan bu algılama-kavrayış ve pratiğin devrimci demokrasi güçlerine de uzak hale getirilmesi için de mücadele verilmelidir.Devrim ve sosyalizm mücadelesi nostaljik bir geçmiş değildir ve olamaz da.Devrim ve sosyalizm mücadelesi geleceğe aittir.Gelecek yeni insanın değerleri esastır komünizmde.
Devrim şehitleri ve mücadele ilişkisi bu tarzda kurulmak zorundadır.Devrim-özgürlük ve sosyalizm mücadelesi şehitlerin,kanın üzerine değil yaşamın üzerine kuruludur.Devrim şehitlerinin anılması ise,bugüne kadar anlaşıldığı ve pratiğe geçirildiği gibi takvimlerle değil,komünist devrimci mücadelenin başarısına endekslenmiş bir biçimde ele alınmalıdır.En iyi ve değerli anma biçimi kesinlikle ve kesinlikle devrimci komünist mücadele ve değerlerin daha da yükseltilmesi-yaşamda bir gerçeklik haline getirilmesi ile eş anlamlıdır.Her devrimcinin ve komünist devrimcinin, şehitlerin yaşamından öğrenmesi kesin olarak onların yaşam biçim ve tarzlarının her birimizde can ve kan bulması demektir.Ete-kemiğe bürünmesi demektir.Devrim-sosyalizm ve özgürlük ile komünizm ancak böyle başarıya ulaşabilir…
MahmutHalilCan(Sendiren)
ateshirsizi.org
Bu topraklar devrim-özgürlük ve sosyalizm mücadelesi uğruna binlerce şehit vermiştir.Hemen hemen her güne nerdeyse birkaç şehit düşmektedir sayılar ve isimlerle ele alınırsa.Bu toprakların kanla sulanmadığı gün yoktur.Kan bu toprakların esas sıvı kaynağı gibidir.Canavar ve vahşi emperyalist kapitalist düzen ve onun faşist yerli işbirlikçileri devrim ve sosyalizm mücadelesinden Azrail ve öcüden korkarcasına korkup ürkmektedir.Bu uşaklıkta sınır tanımayan faşist güruh , kan emiciliğinde de sınır tanımamaktadır.Bu açıdan devrim-özgürlük ve sosyalizm mücadelesi sanırız ki kanla tarih yazma konusunda yeterince deneyime sahiptir ve de kanla yeterince tanışıktır.Herhalde diyeceksiniz ki kanla yazılan bu tarih kana yeterince doymuş olmalıdır.Evet doymuş olmalıdır gerek faşist devlet açısından ve de gerekse de kan üzerine politika yapmayı yaklaşık 30 yıldır politikalarının temeli haline getirmiş devrimci-demokrat hareketlerce…
Maalesef devrimci demokrat hareketlerin ezici çoğunluğu yıllardır şehitler ve ölüm üzerine kurulu bir propagandayı mücadelenin en esaslı öğelerinden biri haline getirmiştir.Bu devrimci demokrat ve komünist devrimci hareketin en ciddi zaaf , eksiklik ve yanlışlarından biridir. Bu ciddi bir sapmanın ve özgürlük ve sosyalizm mücadelesinden kopmanın işaretlerinden biridir aynı zamanda.Bu noktadaki türlü uyarı çabalarına da kulak tıkamayı ve bildiği yanlış yoldan yürümeyi kendince doğru sayan bu hareketlerin en nihayetinde kendi kulvarlarında dahi olsa yeterince devrimci olgunluğa erişemeyecekleri açık ve nettir.
Komünizm,bir bütün olarak insanlık ideolojisidir.İnsan ve insanlık üzerine kurulu bir ideolojinin ölümü kutsaması ve ölümü temel propaganda ve diğer yandan örgütlenme malzemesi düzeyine indirgemesi düşünülemez bile.Bu anlamda devrimci demokrat hareketlerin sosyalizme yakınlaşması bir yana giderek sosyalizm ve komünizm ideolojisinden uzaklaşıp kendi kulvarlarına oturdukları söylenebilir.Bu giderek belirginleşen ciddi bir çizgi oturmasının yansımasıdır.Bu anlamda olmak üzere sevindirici olsa bile ölü seviciliği egemen burjuvazinin sanırım ki bu anlamdaki politikasının içeriği bile sirayet etmiş bulunmaktadır kendisi gibi burjuva olan küçük burjuvazinin temsilcilerine.Komünizm yaşamak,insanca yaşamak ve insanlık üzerine kurulu bir ideoloji ve bilimsel bir duruştur.Komünistlerin böyle bir akım ve duruş içinde olmaları beklenemez.Her ne kadar devrimin kanlı olacağı üzerinde dursalar ve bunu proletaryanın bilincinde diri tutsalar bile, onların temel propagandalarının esaslarından birini ölüm değil kesinlikle yaşam oluşturur.Yaşam ve insanca yaşam üzerine kurulu komünizm ,komünistlerin nihai hedefleridir.Bu yolda hiçbir zaman ve hiçbir biçimde her yol mubah değildir.İnsani etik ve ahlaki değerlere yabancı her şey komünizme yabancıdır.Buna yukarda söz ettiğimiz konu dahildir.
Devrim şehitlerini anmak ,onları yaşatmak ancak ve ancak onların değer ve ahlaklarını-yaşam amaçlarını-ideallerini-mücadelelerini yaşatmaktır.Onları takvimlere sığdırılmış günlerde değil,her an her saniye her dakika her gün vs anmak ve yaşatmaktır.Onların uğruna şehit düştükleri amaç ve ideallerini yaşatmak , o ütopyaları gerçek kılmaktır esas olan.Bu da özgürlük ve sosyalizm düşünü gerçek kılmaktır.Yaşamda ete kemiğe büründürmektir.Sosyalizmin ve dünya sosyalizminin adı olan komünizmi ütopya olmaktan yaşamın gerçeği haline getirmektir anılarını yaşatmak.Sıkça atılan “Anıları mücadelemize ışık tutacak” sloganının esası budur aslında.Gerçek yaşamda can ve kan bulması sloganın devrimci komünizm mücadelesini yükseltmek ve sınıf mücadelesinin başarısını önkoşul saymaktadır.Özellikle Türkiye’de reformizm ile devrimci hareket arasına kalın sınırlar çizen TDH’nin önderleri olarak Kaypakkaya’lar,Mahir’ler ve Deniz’lerin anılması bu anlamda olmak üzere , giderek reformizmin bu topraklarda yeniden ciddi bir biçimde diriltildiği ve yaşatılmaya çalışıldığı bir dönüm noktasında daha bir önem taşımaktadır.bu devrimci demokrat önderlerin anılması onların mücadele geleneklerine uygun olarak devrimci mücadelenin ve devrim ideallerinin bilfiil yaşama geçirilmesi anlamında öne çıkmaktadır.
Kuru ve sıradanlaşmış anma toplantıları-devrim şehitlerinin kısa yaşam özetlerinin vurgulu ve de duygu sömürüsü esasına dönük anlatımı yerine, tam tersine olmak üzere o yaşamların anlamı üzerine fiili mücadelelerin örülmesi daha da anlamlı,gerekli ve eğiticidir,aynı zamanda en iyi-olumlu anma biçimidir.Sadece yeni mücadeleye atılmışlar bakımından düşünülse bile bu söylediklerimizin altını çizmeliyiz.Yeni dost ve yoldaşların eğitimine esas olarak alınsa bile bu mücadele ve deneyimler yine de bu çerçevede ele alınmalıdır.
Komünist devrimcilere zaten yabancı olan bu algılama-kavrayış ve pratiğin devrimci demokrasi güçlerine de uzak hale getirilmesi için de mücadele verilmelidir.Devrim ve sosyalizm mücadelesi nostaljik bir geçmiş değildir ve olamaz da.Devrim ve sosyalizm mücadelesi geleceğe aittir.Gelecek yeni insanın değerleri esastır komünizmde.
Devrim şehitleri ve mücadele ilişkisi bu tarzda kurulmak zorundadır.Devrim-özgürlük ve sosyalizm mücadelesi şehitlerin,kanın üzerine değil yaşamın üzerine kuruludur.Devrim şehitlerinin anılması ise,bugüne kadar anlaşıldığı ve pratiğe geçirildiği gibi takvimlerle değil,komünist devrimci mücadelenin başarısına endekslenmiş bir biçimde ele alınmalıdır.En iyi ve değerli anma biçimi kesinlikle ve kesinlikle devrimci komünist mücadele ve değerlerin daha da yükseltilmesi-yaşamda bir gerçeklik haline getirilmesi ile eş anlamlıdır.Her devrimcinin ve komünist devrimcinin, şehitlerin yaşamından öğrenmesi kesin olarak onların yaşam biçim ve tarzlarının her birimizde can ve kan bulması demektir.Ete-kemiğe bürünmesi demektir.Devrim-sosyalizm ve özgürlük ile komünizm ancak böyle başarıya ulaşabilir…
MahmutHalilCan(Sendiren)
ateshirsizi.org
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Portal
Giriş yap










Anahtar Kelime | Tags:


