1
SİVAS KATLİAMI GERÇEĞİ Bir 5/7/2008, 21:52
ŞEHİTLERİMİZİN SON SÖZLERİ
HURİYE ÖZKAN : Saçlarımı uzatıyorum gökyüzüne. Bütün kötülükleri silmek isterdim dünyadan.
HANDAN METİN : Bu yakan alevler içinde insan daha iyi anlıyor, yardımın neden geciktiğini ve dışarıda nasıl bir oyun tezgahlandığını.
SERKAN DOĞAN : Yanıyorum , Anam sakın ardımdan ağlamasın, Aliyim ben, Pir sultan yoluna ölüyorum, Başına kızıl bağla anam, arkamdan sakın ağlama.
SERPİL CANİK : Dışarıdaki insanlara acıyorum. Bunlar sevgiye, düşünceye düşman. Kim bu kadar kötü olmak ister ki.
MEHMET ATAY : Hepsini çektim makinemle. Her cinayette tanıklar kalır, her cinayette.
BALKIS ÇAKIR : Sevgiden umudumu kesmedim hala. Ne olur bütün insanlar semaha dursun.
ERDAL AYRANCI : Tarihe karanlık bir sayfa daha eklenecek ama direncin türküsü yazılacak burada.
ASUMAN SİVRİ : Semah öğretmekteyim arkadaşlarıma, içimdeyse bir güvercin havalanmakta. Ne olur şimdi semaha dursak, birer güvercin olup uçsak gökyüzüne.
MUAMMER SİVRİ : Tiyatroya tutkunum. Birçok oyun yazdım. İyi gözlemleyin arkadaşlar bu oyunu ben yazmadım, oyuncularından birisiyim oysa.
UĞUR KAYNAR : Bir topluluğun yardımsız ve yalnız bırakılması bir tarihtir. Bu tarihin kişilerinden biriyim.
HASRET GÜLTEKİN : İsterdim ki barış ve sevgiden yana dönsün bu dünya.
KORAY KAYA : 1 Mayıs’ta doğdum. Sevgiyi ve umudu bulun bende.
SAİT METİN : Pir sultanı oynamak kısmet olursa, Hızır paşanın nasıl çoğaldığını göreceksiniz.
AHMET ÖZYURT : Bu bir karabasan belki de. Bitmeli ve bitecekte.
YAŞADIK MARAŞ’TA
KOLLARI KOPARILARAK
KAZANA ATILDIĞINI
ÇOCUKLARIMIZIN!
YAŞADIK! 80’LİK NİNENİN
SAĞLAM KALMIŞ
TEK GÖZÜNÜ
OYUP, YUVASINDAN
ÇIKARILDIĞINI
YAŞADIK! UNUTMADIK
HAMİLE SENEM’İN
KURŞUNLANMA ÖYKÜSÜNÜ
SENEM’İN YAŞAMINDAN
VAZGEÇİP
ÇOCUĞUNU KURTARMAYA
ÇALIŞAN
DOKTORUN TELAŞINI
VE GÖRDÜK DEHŞET VERİCİ
YÜZÜNÜ ONUN
ANASININ KARNINDAN
ÇIKARILDIĞINDA GÖBEĞİNDEN
KURŞUN YEMİŞ YAVRUYU
TUTAN ELLERİNDE GÖRDÜK!
ŞİMDİDEN AFFETSİN
BİZİ İNSANLIK
KÖYLERİMİZE KADAR GEZİP,
KATLİAMI TEZGAHLAYAN
CIA PİÇLERİNİN,
VE ONLARA TETİKÇİ OLAN
CEHENNEM YÜZLÜ
UŞAKLARININ,
CESETLERİNİ GÖRÜPTE
DEHŞETE DÜŞECEK
KARDEŞLERİMİZ
ŞİMDİDEN,
KİNİMİZİ AFFEDİN!
1 TEMMUZ 1993
Sivas’ta sabah
Aydınlar, sanatçılar, genç yaşlı yüzlerce insan, ezilen halkların dili olan Pir Sultan’la buluşmak için Sivas’ta.
Saat 10:00 - Açılış konuşması, Sivas Valisi söz alıyor: ‘’ O devrin kara kadıları yanlışlık yapmış olabilir. Bu yanlışı düzeltmekteyiz. ‘’yanlışlık’’ meselesine gelince, çok değil 48 saat içinde devletin ‘’ yanlışlık düzeltme’’ gayretine hep beraber tanık olacağız.
n Aziz Nesin’in konuşması. Ve sonraki etkinlik Buruciye Medresesinde: Söyleyişler yapılıyor, kitaplar imzalanıyor, fotoğraflar çekiliyor. Özlenen bir hava, tatlı bir muhabbet hakim Sivas’ta. 1000’e yakın insan Kültür Merkezi’ni dolduruyor öğleden sonra. Dinletilerde coşuyor kalabalık. Devrim ve sosyalizm sözleri ayakta alkışlarla kesiliyor. ‘’Yarin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber demek için’’ Pir Sultan yaşıyor. Ve biliyoruz; onun inancı genç Pir Sultan’larla daima ileri taşınacak.
n Gün geceye dönerken dört bin can türkülerle, semahlarla coşuyor. Etkinlikler bitiyor; kimi otelde, kimi evinde, misafirlikte tatlı bir yorgunlukla geceyi karşılıyor.
2 TEMMUZ 1993 CUMA
Sivas’ta sabah.
Saat 10.00 – Yazarlar Buruciye Medresesinde imza dağıtırken şehirde ‘’ Gerçek Müslümanlara’’ başlıklı bir bildiri elden ele dolaşıyor.
Katliam çağrısı yapılan bu bildirinin yerel gazetelerde 1 ay önce yayınlandığı ve bu gazetelere Sivas Emniyet Müdürlüğü tarafından fakslandığı Meclis Araştırma Komisyonu tarafından belgelenmiştir. 15 gün öncesinden işyerlerine ve dükkanlara asılıyor.
Olaylardan 10 gün kadar önce Sivas’ta ‘’Hicret Koşusu’’ düzenlenmiş fakat bitmesine rağmen şehir dışından gelenler tekrar şehirlerine bırakılmayıp, ildeki otellerde katliam için hazır bekletilmiştir.
Buna rağmen son ana kadar olaylardan haberdar olmadıklarını ve gerekeni yaptıklarını iddia ettiler. Aslında bu oyun, biz işçiler-emekçiler, ezilen halklarca bilinir. Eskiler cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir der. Doğru! Bu sisteme her güvenişimiz, her tavizimiz bizim cehennemimiz olmadı mı? Kapımızı ona her aralayışımızda içeri açlık, yokluk ve gözyaşı girmedi mi? Maraş, Çorum. İşte 30 yıl öncesi, çok uzak değil. UNUTACAK MIYIZ?
Öğle saatlerinde Aziz Nesin’in masasında yaşanan bir tartışma, gazetelerdeki yazılar gerginliği artırıyor. Uyarmak amacıyla bildiri polise götürülüyor. Yanıt:
- ‘ Hiç merak etmeyin, ondan biz de çok var! ?
Saat 13.00 - Medrese’de tiyatro oyunu. 50 metre ilerde namaz kılındığı gerekçesiyle yarıda kesiliyor ve komiserin uyarısıyla medrese boşaltılıyor.
Saat 13.30 - Topluluk tekbir ve sloganlarla medreseyi basıyor. İçerde kimse olmadığı anlaşılınca topluluk valiliğe doğru yürüyüşe geçiyor. Yürüyüş esnasında birkaç polisin de kortej düzeni yapmaya çalıştığı gözleniyor.
Saat 14.00 – Bir sonraki etkinlik Kültür Merkezinde. Ancak valiliğin emri var. Gidenler yoldan çevrilerek otele gönderiliyor. Katliamcılar medreseden Kültür Merkezi’nin önüne geliyor.
Saat 15.30 - Kültür Merkezi’nin önü. İçerde genç, yaşlı, kadın, çocuk, 1500 can.. İçerdekilerin çıkışa yönelmesiyle çatışma başlıyor. Taşlarla sopalarla standlara saldırıyorlar. Barikatın kurulmasıyla saldırıya yanıt veriliyor. Karşılıklı sloganlar atılıyor. Bir faşist, polis minibüsünün üzerinden konuşma yapıyor. Yine aynı minibüsün üzerinden Belediye Başkanının ‘’ Gazanız mübarek olsun’’ mesajından sonra işlerinin bittiğini düşünerek otele yöneliyorlar.
Saat 16.30 – 5000 bulan göstericiler Madımak otelini sarıyor. Otel taşlanmaya başlanıyor. Dışarıda bunlar olurken içerdekiler devletin gerekeni yapacağını, güvenliği sağlayacağını türünden gevezeliklerle oyalanıyor.
Oteldeki polişlerden birinin yorumu:’’ Ben eski askerim, jandarma subaylığından geldim, kolay dağıtılacak bir kalabalık. Fakat niçin müdahale edilmiyor, hayret ediyorum!’’
- İçeride saldırıya karşı hazırlıklar başlıyor. Birinci katta barikat kuruluyor. Herkes elinde şişeler, sandalyeden bozma sopalarla saldırı bekleniyor. İnsanlar koridorlara çıkarılıyor. Bu anda bile, katliamcılara müdahale edileceği umuluyor.
Saat 19.00 – Ozanlar anıtı yıkılıp caddeye sürükleniyor. Sloganlarla taşlama aralıksız sürüyor.
Saat 19.30 - Otelin önündeki araçlar ve otel kundaklanıyor, göstericiler itfaiye geçişi için araçların önüne yatarak engelliyorlar.
Yine bu saatlerde içerdeki polisleri korumak için otele birkaç çevik kuvvet getiriliyor. O esnada içeriye polis girip ‘’ içinizde polis var mı?’’ diye soruyorlar. Daha sonra aynı polis tekrar girip ‘’ içinizde asker var mı?’’ diye soruyor ve ‘’Hayır’’ cevabını alınca gidiyor. Otelin ‘’temizlediği’’ anlaşılınca, otel yakılmaya başlanıyor.
Saat 19.45 - Dışarıda yakılan otomobillerden yükselen duman oteli sarmaya başlıyor. Taş yağmuru ara vermeksizin sürüyor.Elektrikler kesiliyor!? , otelin içindeki canlar tamamen karanlığa gömülüyor. İçeri giren katliamcılar giriş katında yanabilicek, yakılabilecek her şeyi ‘’hazırlamak’’ için dışarı alıyorlar. Arabaların benzin depoları tutuşturuluyor.
İçeriye bidonlarla benzin taşınıyor. Azgınca saldırıyorlar. Ve alevler oteli sarıyor. Bütün bunlar olurken ne işle meşgul olduğunu Sivas emniyet müdürü Doğukan Önder sonradan açıklıyor: ‘’Göstericileri sakinleştirebilmek için defalarca sakallarından öptüm.’’ Biz en basit hak arayışımızda namlularıyla burun buruna geliyoruz. Bunlar öpücük dağıtıyormuş millete. Çünkü bu topraklarda her pisliğin altından kimlerin çıktığı belli’ Emniyet müdürü de sevinçten ne yapacağını şaşırmış olacak. Hem katliam yap, hem de hiç rolü yokmuş gibi aradan sıyrıl’
Dumanların yukarı çıkması nedeniyle insanlar önce aşağıya yöneliyor. Otel karanlık. Alt katta alevler yüzlerine çarpınca yukarı odalara yöneliyorlar. Bu kargaşada kapıdan çıkmaya çalışan engelleniyor. Çığlıklar, gürültüler, telaş sürüyor. Ve zehirli duman oteli sarmışken bir çoğu içerde sıkışıp kalıyor. Dışarıdan otomatik silah sesleri geliyor.
Çığlıklar yavaş yavaş sönüyor. Katliam aramızdan 37 canı alarak sona eriyor. Genç ölüler çıkarılıyor otelden.
SONUÇ
37 can devlet organizasyonuyla katlediliyor. Apaçık devlet organizasyonu olan katliam, kitleyi laiklik masalıyla devlete bağlamak için yapılan katliam! Hedefine ulaşıyor. Yukarıdaki satırlarda okuduğunuz gibi nereden çıktığı çok belli olan ‘’ şeriatçı güruh’’ katliamın sorumlusu ilan edilip devlet aklanıyor.Devrimcilerin ve devrimci aydınların çabaları organizasyonun amacını ve sahibini deşifre etmeye yetmiyor.
TARİHE KARANLIK BİR SAYFA DAHA EKLENECEK AMA DİRENCİN TÜRKÜSÜ YAZILACAK BURADA…
ERDAL AYRANCI
PİRSULTAN
HURİYE ÖZKAN : Saçlarımı uzatıyorum gökyüzüne. Bütün kötülükleri silmek isterdim dünyadan.
HANDAN METİN : Bu yakan alevler içinde insan daha iyi anlıyor, yardımın neden geciktiğini ve dışarıda nasıl bir oyun tezgahlandığını.
SERKAN DOĞAN : Yanıyorum , Anam sakın ardımdan ağlamasın, Aliyim ben, Pir sultan yoluna ölüyorum, Başına kızıl bağla anam, arkamdan sakın ağlama.
SERPİL CANİK : Dışarıdaki insanlara acıyorum. Bunlar sevgiye, düşünceye düşman. Kim bu kadar kötü olmak ister ki.
MEHMET ATAY : Hepsini çektim makinemle. Her cinayette tanıklar kalır, her cinayette.
BALKIS ÇAKIR : Sevgiden umudumu kesmedim hala. Ne olur bütün insanlar semaha dursun.
ERDAL AYRANCI : Tarihe karanlık bir sayfa daha eklenecek ama direncin türküsü yazılacak burada.
ASUMAN SİVRİ : Semah öğretmekteyim arkadaşlarıma, içimdeyse bir güvercin havalanmakta. Ne olur şimdi semaha dursak, birer güvercin olup uçsak gökyüzüne.
MUAMMER SİVRİ : Tiyatroya tutkunum. Birçok oyun yazdım. İyi gözlemleyin arkadaşlar bu oyunu ben yazmadım, oyuncularından birisiyim oysa.
UĞUR KAYNAR : Bir topluluğun yardımsız ve yalnız bırakılması bir tarihtir. Bu tarihin kişilerinden biriyim.
HASRET GÜLTEKİN : İsterdim ki barış ve sevgiden yana dönsün bu dünya.
KORAY KAYA : 1 Mayıs’ta doğdum. Sevgiyi ve umudu bulun bende.
SAİT METİN : Pir sultanı oynamak kısmet olursa, Hızır paşanın nasıl çoğaldığını göreceksiniz.
AHMET ÖZYURT : Bu bir karabasan belki de. Bitmeli ve bitecekte.
YAŞADIK MARAŞ’TA
KOLLARI KOPARILARAK
KAZANA ATILDIĞINI
ÇOCUKLARIMIZIN!
YAŞADIK! 80’LİK NİNENİN
SAĞLAM KALMIŞ
TEK GÖZÜNÜ
OYUP, YUVASINDAN
ÇIKARILDIĞINI
YAŞADIK! UNUTMADIK
HAMİLE SENEM’İN
KURŞUNLANMA ÖYKÜSÜNÜ
SENEM’İN YAŞAMINDAN
VAZGEÇİP
ÇOCUĞUNU KURTARMAYA
ÇALIŞAN
DOKTORUN TELAŞINI
VE GÖRDÜK DEHŞET VERİCİ
YÜZÜNÜ ONUN
ANASININ KARNINDAN
ÇIKARILDIĞINDA GÖBEĞİNDEN
KURŞUN YEMİŞ YAVRUYU
TUTAN ELLERİNDE GÖRDÜK!
ŞİMDİDEN AFFETSİN
BİZİ İNSANLIK
KÖYLERİMİZE KADAR GEZİP,
KATLİAMI TEZGAHLAYAN
CIA PİÇLERİNİN,
VE ONLARA TETİKÇİ OLAN
CEHENNEM YÜZLÜ
UŞAKLARININ,
CESETLERİNİ GÖRÜPTE
DEHŞETE DÜŞECEK
KARDEŞLERİMİZ
ŞİMDİDEN,
KİNİMİZİ AFFEDİN!
SİVAS KATLİAMI
1 TEMMUZ 1993
Sivas’ta sabah
Aydınlar, sanatçılar, genç yaşlı yüzlerce insan, ezilen halkların dili olan Pir Sultan’la buluşmak için Sivas’ta.
Saat 10:00 - Açılış konuşması, Sivas Valisi söz alıyor: ‘’ O devrin kara kadıları yanlışlık yapmış olabilir. Bu yanlışı düzeltmekteyiz. ‘’yanlışlık’’ meselesine gelince, çok değil 48 saat içinde devletin ‘’ yanlışlık düzeltme’’ gayretine hep beraber tanık olacağız.
n Aziz Nesin’in konuşması. Ve sonraki etkinlik Buruciye Medresesinde: Söyleyişler yapılıyor, kitaplar imzalanıyor, fotoğraflar çekiliyor. Özlenen bir hava, tatlı bir muhabbet hakim Sivas’ta. 1000’e yakın insan Kültür Merkezi’ni dolduruyor öğleden sonra. Dinletilerde coşuyor kalabalık. Devrim ve sosyalizm sözleri ayakta alkışlarla kesiliyor. ‘’Yarin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber demek için’’ Pir Sultan yaşıyor. Ve biliyoruz; onun inancı genç Pir Sultan’larla daima ileri taşınacak.
n Gün geceye dönerken dört bin can türkülerle, semahlarla coşuyor. Etkinlikler bitiyor; kimi otelde, kimi evinde, misafirlikte tatlı bir yorgunlukla geceyi karşılıyor.
2 TEMMUZ 1993 CUMA
Sivas’ta sabah.
Saat 10.00 – Yazarlar Buruciye Medresesinde imza dağıtırken şehirde ‘’ Gerçek Müslümanlara’’ başlıklı bir bildiri elden ele dolaşıyor.
Katliam çağrısı yapılan bu bildirinin yerel gazetelerde 1 ay önce yayınlandığı ve bu gazetelere Sivas Emniyet Müdürlüğü tarafından fakslandığı Meclis Araştırma Komisyonu tarafından belgelenmiştir. 15 gün öncesinden işyerlerine ve dükkanlara asılıyor.
Olaylardan 10 gün kadar önce Sivas’ta ‘’Hicret Koşusu’’ düzenlenmiş fakat bitmesine rağmen şehir dışından gelenler tekrar şehirlerine bırakılmayıp, ildeki otellerde katliam için hazır bekletilmiştir.
Buna rağmen son ana kadar olaylardan haberdar olmadıklarını ve gerekeni yaptıklarını iddia ettiler. Aslında bu oyun, biz işçiler-emekçiler, ezilen halklarca bilinir. Eskiler cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir der. Doğru! Bu sisteme her güvenişimiz, her tavizimiz bizim cehennemimiz olmadı mı? Kapımızı ona her aralayışımızda içeri açlık, yokluk ve gözyaşı girmedi mi? Maraş, Çorum. İşte 30 yıl öncesi, çok uzak değil. UNUTACAK MIYIZ?
Öğle saatlerinde Aziz Nesin’in masasında yaşanan bir tartışma, gazetelerdeki yazılar gerginliği artırıyor. Uyarmak amacıyla bildiri polise götürülüyor. Yanıt:
- ‘ Hiç merak etmeyin, ondan biz de çok var! ?
Saat 13.00 - Medrese’de tiyatro oyunu. 50 metre ilerde namaz kılındığı gerekçesiyle yarıda kesiliyor ve komiserin uyarısıyla medrese boşaltılıyor.
Saat 13.30 - Topluluk tekbir ve sloganlarla medreseyi basıyor. İçerde kimse olmadığı anlaşılınca topluluk valiliğe doğru yürüyüşe geçiyor. Yürüyüş esnasında birkaç polisin de kortej düzeni yapmaya çalıştığı gözleniyor.
Saat 14.00 – Bir sonraki etkinlik Kültür Merkezinde. Ancak valiliğin emri var. Gidenler yoldan çevrilerek otele gönderiliyor. Katliamcılar medreseden Kültür Merkezi’nin önüne geliyor.
Saat 15.30 - Kültür Merkezi’nin önü. İçerde genç, yaşlı, kadın, çocuk, 1500 can.. İçerdekilerin çıkışa yönelmesiyle çatışma başlıyor. Taşlarla sopalarla standlara saldırıyorlar. Barikatın kurulmasıyla saldırıya yanıt veriliyor. Karşılıklı sloganlar atılıyor. Bir faşist, polis minibüsünün üzerinden konuşma yapıyor. Yine aynı minibüsün üzerinden Belediye Başkanının ‘’ Gazanız mübarek olsun’’ mesajından sonra işlerinin bittiğini düşünerek otele yöneliyorlar.
Saat 16.30 – 5000 bulan göstericiler Madımak otelini sarıyor. Otel taşlanmaya başlanıyor. Dışarıda bunlar olurken içerdekiler devletin gerekeni yapacağını, güvenliği sağlayacağını türünden gevezeliklerle oyalanıyor.
Oteldeki polişlerden birinin yorumu:’’ Ben eski askerim, jandarma subaylığından geldim, kolay dağıtılacak bir kalabalık. Fakat niçin müdahale edilmiyor, hayret ediyorum!’’
- İçeride saldırıya karşı hazırlıklar başlıyor. Birinci katta barikat kuruluyor. Herkes elinde şişeler, sandalyeden bozma sopalarla saldırı bekleniyor. İnsanlar koridorlara çıkarılıyor. Bu anda bile, katliamcılara müdahale edileceği umuluyor.
Saat 19.00 – Ozanlar anıtı yıkılıp caddeye sürükleniyor. Sloganlarla taşlama aralıksız sürüyor.
Saat 19.30 - Otelin önündeki araçlar ve otel kundaklanıyor, göstericiler itfaiye geçişi için araçların önüne yatarak engelliyorlar.
Yine bu saatlerde içerdeki polisleri korumak için otele birkaç çevik kuvvet getiriliyor. O esnada içeriye polis girip ‘’ içinizde polis var mı?’’ diye soruyorlar. Daha sonra aynı polis tekrar girip ‘’ içinizde asker var mı?’’ diye soruyor ve ‘’Hayır’’ cevabını alınca gidiyor. Otelin ‘’temizlediği’’ anlaşılınca, otel yakılmaya başlanıyor.
Saat 19.45 - Dışarıda yakılan otomobillerden yükselen duman oteli sarmaya başlıyor. Taş yağmuru ara vermeksizin sürüyor.Elektrikler kesiliyor!? , otelin içindeki canlar tamamen karanlığa gömülüyor. İçeri giren katliamcılar giriş katında yanabilicek, yakılabilecek her şeyi ‘’hazırlamak’’ için dışarı alıyorlar. Arabaların benzin depoları tutuşturuluyor.
İçeriye bidonlarla benzin taşınıyor. Azgınca saldırıyorlar. Ve alevler oteli sarıyor. Bütün bunlar olurken ne işle meşgul olduğunu Sivas emniyet müdürü Doğukan Önder sonradan açıklıyor: ‘’Göstericileri sakinleştirebilmek için defalarca sakallarından öptüm.’’ Biz en basit hak arayışımızda namlularıyla burun buruna geliyoruz. Bunlar öpücük dağıtıyormuş millete. Çünkü bu topraklarda her pisliğin altından kimlerin çıktığı belli’ Emniyet müdürü de sevinçten ne yapacağını şaşırmış olacak. Hem katliam yap, hem de hiç rolü yokmuş gibi aradan sıyrıl’
Dumanların yukarı çıkması nedeniyle insanlar önce aşağıya yöneliyor. Otel karanlık. Alt katta alevler yüzlerine çarpınca yukarı odalara yöneliyorlar. Bu kargaşada kapıdan çıkmaya çalışan engelleniyor. Çığlıklar, gürültüler, telaş sürüyor. Ve zehirli duman oteli sarmışken bir çoğu içerde sıkışıp kalıyor. Dışarıdan otomatik silah sesleri geliyor.
Çığlıklar yavaş yavaş sönüyor. Katliam aramızdan 37 canı alarak sona eriyor. Genç ölüler çıkarılıyor otelden.
SONUÇ
37 can devlet organizasyonuyla katlediliyor. Apaçık devlet organizasyonu olan katliam, kitleyi laiklik masalıyla devlete bağlamak için yapılan katliam! Hedefine ulaşıyor. Yukarıdaki satırlarda okuduğunuz gibi nereden çıktığı çok belli olan ‘’ şeriatçı güruh’’ katliamın sorumlusu ilan edilip devlet aklanıyor.Devrimcilerin ve devrimci aydınların çabaları organizasyonun amacını ve sahibini deşifre etmeye yetmiyor.
TARİHE KARANLIK BİR SAYFA DAHA EKLENECEK AMA DİRENCİN TÜRKÜSÜ YAZILACAK BURADA…
ERDAL AYRANCI
PİRSULTAN
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Portal
Giriş yap








Anahtar Kelime | Tags:


