1
korku Bir 24/5/2008, 12:55
| Türkiye'de ateizmi savunmaya soyunmuş olan sözkonusu çevrelerin başında, Marksist ideolojiye bağlı kişileri bünyesinde toplayan Bilim ve Ütopya dergisi gelmektedir. Bir yıla yakın bir süredir, aylık yayınlanan bu derginin hemen her sayısında, derginin yarısına yakını, evrim teorisini ya da materyalist felsefeyi savunmaya çalışan yazılara ayrılmaktadır. Bu yazıların çoğunda da Bilim Araştırma Vakfı ve Harun Yahya isimleri zikredilmekte ve yazıların bu isimlere karşı yazıldığı belirtilmektedir. Bu durum, Türkiye'deki en önemli ateist yayın organı olan sözkonusu derginin ve bu dergi çevresinde örgütlenen kişilerin, gerçekte büyük bir endişe ve panik atmosferi içinde olduklarının göstergesidir. Bilim ve Ütopya yazarları, yazılarında, aslında evrim teorisi ya da maddenin aslı konularında ortaya konan gerçekleri önemsemedikleri, bunlara hiç değer vermedikleri yönünde açıklamalar yapmaktadırlar. Ama her sayıda dergilerinin yarısını bu konuya ayırmaları, her kapakta bu konuyu ele almaları, yine aynı konuda konferanslar, kurslar düzenlemeleri, bu açıklamaların samimiyetsiz olduğunu göstermektedir. Tüm bu faaliyetlerinden anlaşılmaktadır ki, sözkonusu ateistler, çok güçlü ve ezici bir fikirle karşı karşıyadırlar ve adeta can havliyle bağlı oldukları felsefeyi savunmaya çalışmaktadırlar. Dahası, yazıları okunduğunda, bu kimselerin aslında savundukları fikirlere gerçekte inanmadıkları da anlaşılmaktadır. Bir insanın bir fikri, gerçekten o fikre samimi olarak inandığı için mi savunduğu, yoksa sadece "ben bugüne kadar bu fikirle tanındım, reddedersem rezil olurum" gibi bir endişeyle mi hareket ettiği, o kişinin yazısından anlaşılır. Bilim ve Ütopya yazarları ikinci gruba dahildir. Bunun açık bir göstergesi, yazılarında, açıklama getirmeleri gereken konuları sürekli olarak göz ardı etmeleridir. Yazdıkları yazılara bakıldığında, kurdukları tüm karmaşık ve sözde "süslü" cümlelere rağmen, aslında felsefelerini savunan hiç bir ciddi açıklama yapamadıkları görülmektedir. Örneğin maddenin sadece insan beyninde oluşan bir algı olduğu, insanın maddenin aslına hiç bir zaman ulaşamayacağı ve gerçekte bir algılar dünyasında yaşadığı, çalışmalarımız aracılığıyla bu kişilere defalarca izah edilmiştir. Bu kişiler ise bu gerçeği reddetmekte, ama "maddenin aslına nasıl ulaşırız" sorusuna tek bir cevap dahi verememektedirler. Aksine, hem kendilerine hem de çevrelerine "sakın bu konuyu düşünmeyin, düşünürseniz materyalizmi kaybedersiniz, Allah'a inanmak zorunda kalırsınız" gibi telkinlerde bulunmaktadırlar. Örneğin Bilim ve Ütopya yazarı Rennan Pekünlü, Lenin'den alıntı yaparak "duyularımızla algıladığımız nesnel gerçekliği bir kere yadsıdın mı, fideizme (dini inanca) karşı kullanacağın tüm silahlarını yitirirsin... Parmağını kaptırdın mı, önce kolun sonra tüm benliğin gider. Duyuları nesnel dünyanın bir görüntüsü olarak değil de, özel bir öğe olarak aldığında, diğer bir deyişle materyalizmden ödün verdiğinde, benliğini fideizme (dini inanca) kaptırırsın.." diye yazmaktadır. Bu satırlar, maddenin bir algı olduğunu düşünmekten korkan, çünkü bunu düşündüğünde Allah'ın varlığı ile yüzyüze geleceğini bilen bir insanın satırlarıdır. Aslında bu satırlar, materyalistlerin karşı karşıya oldukları gerçeği anlamaya başladıklarının da ifadesidir. Ama bu gerçeği anlamak onlarda öyle bir korku oluşturmaktadır ki, hemen gerisin geriye dönerek reddetmeye çalışmaktadırlar. Hz. İbrahim ile tartışırken, kendi vicdanlarına başvurup "gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" diyen, ama sonra "yine tepeleri üstüne ters dönen" inkarcılar gibi davranmaktadırlar. (Enbiya Suresi, 64-65) Konuyu anlatırken elden geldiğince detaya girmemeye, hatta ağızlarına bile almamaya çalışmaktadırlar. Eğer maddenin varlığından gerçekten emin olsalar, bizim anlattıklarımızı detaylı ve akılcı bir biçimde ele alıp, sonra da kendi cevaplarını getirmeye çalışırlardı. Oysa konunun mümkün olduğunca az duyulmasını ve az düşünülmesini istemektedirler. | | ||
Özgürlüğün Sesi... Sizin Sesiniz...Özgürce...
Portal
Giriş yap








Anahtar Kelime | Tags:


