1
TÜRKİYEDE LAİKLİK SORUNU VE ALEVİLER Bir 27/6/2009, 10:20
Kuşkusuz inanç grupları açısından ele alındığında, Türkiyede en ileri kesimin alevi toplumu
olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. Aleviler, gerek inanışlarının muhtevası
ndan ötürü ve gerekse de bin yılı aşkın bir zamandır sünni dinin egemenliği
altında olan devletin zulmününden dolayı sürekli özgürlükçü bir yönelim içinde
olmuştur. Cumhuriyetin kurulmasındansonra şeriatın kaldırılmasını ve yerine laik bir sistemin getirilmesini en başta alevi toplumu desteklemiştir. Ama Cumhuriyetle sadece şeriat kaldırılmış,
laik bir dinsel düzen kurulmamıştır. Cumhuriyet yönetimi sunni hanefi dinini resmi din ilan edip,
devlet eliyle yeniden örgütlemiş, öteki din kesimlerinin kurumlarını kapatmıştır. Bu durumun adına da “laiklik” demiştir.
Laiklik, “din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması” olarak anlatılır ve öğretilirdi. Oysa
din hep devletin içindeydi. Devletin kocaman bir Diyanet İşleri Başkanlığı
vardı. Bu kurum pek çok bakanlıktan daha büyük bütçelerle donatılırdı. Müftüler,
imamlar, müezzinler devletin maaşlı memurlarıydı. Yani devlet bir dini, sünni
hanefiliği örgütlüyor, yaygınlaştırıyor, egemen hale getiriyordu. Üstelik
devletin okullarında mecburi din dersleri okutuluyordu ve bu dersler hanefiliği
öğretiyordu. Vatandaşın kimlik kartına “dini islam” diye yazılıyordu...
Bugün “laiklik elden gidiyor” ,”Türkiye laiktir ve
laik kalacaktır” diye feryat edilen laiklik durumu budur. Laik bir sistemde
devlet dinle ilgilenmez. Din kendi kurumları ve inanırlarının maddi desteğiyle,
bağış ve hibeleriyle kendi kadrolarının geçimini sağlar, ibadet yerleri açar. Devlet
dine para harcamaz. Devletin görevi, tüm inançları ve din gruplarını yasal
güvenlik içine almaktır. Tam bir inanç ve düşün özgürlüğü sağlamak ve bu
özgürlüğün çiğnenmesini engellemektir.
Hal böyle olunca,hemen anlaşılıyor ki, Türkiyede laik bir sistem yoktur ve hiç bir zaman da var
olmamıştır. Son olarak Alevi Çalıştayı ortaya koydu ki, Türkiyede laiklik
gerçekten bilinmiyor. Alevi toplumunun en ileri kesimlerinden bile ‘devletin
vatandaşa sorarak din vergisi toplaması ve vatandaşın beyanı doğrultusunda bu
vergilerin din kesimlerine verilmesi ‘ görüşünü savunanlar ortaya çıkıyor.
Devletin din adına vergi toplaması bugünkü durumun değişik biçimlerde devam
etmesi demektir.
Bugün Türkiyede yapılması gereken nedir? Eğer gerçek
anlamda bir din özgürlüğü ve öteki dinlerin inanırlarıyla dostane bir yaşam isteniyorsa, başta
demokratik bir anayasa yapılmalı. İnanç özgürlüğü yasal garantiye alınmalı.
Diyanet işleri başkanlığı tüm varlığıyla kaldırılmalı. Vatandaşın kimliğine din
ibarasi konmamalı. Tüm eğitim kurumlarından din dersleri kaldırılmalı. Din kurumlarının açtığı okullar ve
verdiği kurslarda öteki dinleri zedelemeyecek şekilde olması yasalarca düzenlenmelidir. Tüm batı dünyasının demokratik ülkelerinde laiklik veya din ve devlet ilişkileri böyle
işlemektedir.
Eğer gerçek bir laik sistem kurulursa, o zaman herkes kendi inanışına göre yaşamını sürdürür. İsteyen camiye, cemevine, kiliseye, havraya, manastıra gider, istemeyen gitmez. Ve hiç bir kimse başkalarının inancına karışamaz...
olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. Aleviler, gerek inanışlarının muhtevası
ndan ötürü ve gerekse de bin yılı aşkın bir zamandır sünni dinin egemenliği
altında olan devletin zulmününden dolayı sürekli özgürlükçü bir yönelim içinde
olmuştur. Cumhuriyetin kurulmasındansonra şeriatın kaldırılmasını ve yerine laik bir sistemin getirilmesini en başta alevi toplumu desteklemiştir. Ama Cumhuriyetle sadece şeriat kaldırılmış,
laik bir dinsel düzen kurulmamıştır. Cumhuriyet yönetimi sunni hanefi dinini resmi din ilan edip,
devlet eliyle yeniden örgütlemiş, öteki din kesimlerinin kurumlarını kapatmıştır. Bu durumun adına da “laiklik” demiştir.
Laiklik, “din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması” olarak anlatılır ve öğretilirdi. Oysa
din hep devletin içindeydi. Devletin kocaman bir Diyanet İşleri Başkanlığı
vardı. Bu kurum pek çok bakanlıktan daha büyük bütçelerle donatılırdı. Müftüler,
imamlar, müezzinler devletin maaşlı memurlarıydı. Yani devlet bir dini, sünni
hanefiliği örgütlüyor, yaygınlaştırıyor, egemen hale getiriyordu. Üstelik
devletin okullarında mecburi din dersleri okutuluyordu ve bu dersler hanefiliği
öğretiyordu. Vatandaşın kimlik kartına “dini islam” diye yazılıyordu...
Bugün “laiklik elden gidiyor” ,”Türkiye laiktir ve
laik kalacaktır” diye feryat edilen laiklik durumu budur. Laik bir sistemde
devlet dinle ilgilenmez. Din kendi kurumları ve inanırlarının maddi desteğiyle,
bağış ve hibeleriyle kendi kadrolarının geçimini sağlar, ibadet yerleri açar. Devlet
dine para harcamaz. Devletin görevi, tüm inançları ve din gruplarını yasal
güvenlik içine almaktır. Tam bir inanç ve düşün özgürlüğü sağlamak ve bu
özgürlüğün çiğnenmesini engellemektir.
Hal böyle olunca,hemen anlaşılıyor ki, Türkiyede laik bir sistem yoktur ve hiç bir zaman da var
olmamıştır. Son olarak Alevi Çalıştayı ortaya koydu ki, Türkiyede laiklik
gerçekten bilinmiyor. Alevi toplumunun en ileri kesimlerinden bile ‘devletin
vatandaşa sorarak din vergisi toplaması ve vatandaşın beyanı doğrultusunda bu
vergilerin din kesimlerine verilmesi ‘ görüşünü savunanlar ortaya çıkıyor.
Devletin din adına vergi toplaması bugünkü durumun değişik biçimlerde devam
etmesi demektir.
Bugün Türkiyede yapılması gereken nedir? Eğer gerçek
anlamda bir din özgürlüğü ve öteki dinlerin inanırlarıyla dostane bir yaşam isteniyorsa, başta
demokratik bir anayasa yapılmalı. İnanç özgürlüğü yasal garantiye alınmalı.
Diyanet işleri başkanlığı tüm varlığıyla kaldırılmalı. Vatandaşın kimliğine din
ibarasi konmamalı. Tüm eğitim kurumlarından din dersleri kaldırılmalı. Din kurumlarının açtığı okullar ve
verdiği kurslarda öteki dinleri zedelemeyecek şekilde olması yasalarca düzenlenmelidir. Tüm batı dünyasının demokratik ülkelerinde laiklik veya din ve devlet ilişkileri böyle
işlemektedir.
Eğer gerçek bir laik sistem kurulursa, o zaman herkes kendi inanışına göre yaşamını sürdürür. İsteyen camiye, cemevine, kiliseye, havraya, manastıra gider, istemeyen gitmez. Ve hiç bir kimse başkalarının inancına karışamaz...

Portala Git










Anahtar Kelime | Tags: